Devlet Bakanı Ali
Babacan, Merkez Bankası ve BDDK tarafından cari açıktaki
hızlı yükselişi durdurmak amacıyla alındığı belirtilen önlemlerin asıl amacının, seçimden önce Türkiye’nin kredi notunu arttırmak olduğuna yönelik olarak basında yer alan iddiaları, gazetelerin
ekonomi müdürleriyle dün (29.12.2010) İstanbul’da yaptığı
sohbet toplantısında yanıtlamış.
Radikal Gazetesinin
internet sitesinde yer alan 30.12.2010 tarihli habere göre Bakan
Babacan, anılan toplantıda, Kılıçdaroğlu’nun, yurttaşların
ekonomik ve sosyal sorunlarının
çözümüne yönelik olarak gündeme getirdiği vaatleri, “Türkiye’nin not artırımı, Kılıçdaroğlu saçma sapan işler yapabilir düşüncesine takılabilir” diyerek eleştirmiş.
Kemal Kılıçdaroğlu, kredi derecelendirme
kuruluşlarını bu kadar kızdırıp, Ali
Babacan’ı bu şekilde
konuşturacak ne demiş, hangi vaatlerde bulunmuş? Sanırım hatırlamakta yarar bulunmaktadır.
18.12. 2010 tarihinde gerçekleştirilen 15. Olağanüstü
Kurultayda yaptığı
konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu; Yoksulluğu tarihe gömeceklerini, sosyal devletin sadaka dağıtan devlet olmadığını, bu yüzden Aile Sigortası getireceklerini, yeşil kartı kaldırmayacaklarını, intibak yasasını çıkaracaklarını, işsize
iş bulacaklarını, İşsizlik Sigortasındaki paraları işsizliği yok etmek amacıyla kullanacaklarını, atama bekleyen öğretmen kalmayacağını, üretene ve çalışana
destek olacaklarını, spekülatörler yararına çalıştığını iddia ettiği
ekonominin, üretenlere
destek olacak şekilde yeniden yapılandırılacağını, emekliye, çiftçiye
destek olacaklarını, tarımsal amaçlı mazottan KDV’yi kaldıracaklarını, öğrencilerin yurt sorununu çözeceklerini, üniversite harçlarını kaldıracaklarını, kamuda taşeron işçiliği tarihe gömeceklerini belirtmiş.
Ali
Babacan’ın, bu önerilerin hangilerini, hangi nedenle yanlış bulduğunu bilmiyoruz.
Örneğin, kredi notumuzun düşmemesi için yeşil kartın kaldırılmamasını değil de, kaldırılmasını mı savunmalıydı Kemal Kılıçdaroğlu? Birçok
farklı
kurum ve
kuruluş eliyle, koordinasyonsuz şekilde dağıtılan sosyal yardımların daha etkin ve amaca yönelik kullanılmasını amaçlayan Aile Sigortası’ndan söz etmemeli miydi? Devletin üretene, çalışana
destek olmasına karşı çıkmalı, “öğrencilerin yurt sorunu bizim sorunumuz değil” mi demeliydi? Sigortasız ve güvencesiz taşeron işçilik uygulamalarının kaldırılmak yerine yaygınlaştırılacağını söylemesi mi memnun ederdi derecelendirme
kuruluşlarını?
Sürekli
ekonomimizin büyüdüğünden, güvenilirliği kendinden menkul kredi derecelendirme
kuruluşlarının notumuzu arttırıp, artırmayacağından bahsediyoruz. Büyüme denilen şey yoksula aş, işsize
iş, öğrenciye ücretsiz eğitim, çalışana, emekliye yeterli gelir, hastaya ücretsiz
sağlık
hizmeti sağlamıyorsa eğer, ne için büyüyoruz?
2009 yılında toplanan yaklaşık 172 milyar
TL verginin, 53 küsur milyarı iç ve dış borç faiz harcamalarına giden bir devletin, kredi notu niçin düşmüyor da; vatandaşın refahını artıracak önlemler kredi notunu düşürüyor?
Uzun süredir salt büyümenin
ekonomik ve sosyal kalkınma anlamına gelmediğini, bunun yalnızca
ekonominin parasal genişlemesini ifade ettiğini ısrarla söylüyor, bize lazım olanın büyüme değil kalkınma olduğunu ifade ediyoruz.
Söylenenler, yazılanlar ve son dönemde tüm dünyada yaşananlar, bizce yanılmadığımızı ortaya koyuyor.
Ahmet Müfit
Odatv.com