30 yıldır başkanlık sistemi modeli üzerine çalışan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ile sistemi ve buna dair eleştirilere yanıt verdi. Başkanlık sitemine karşı olan kesimlerin kaygıları iki ana grupta toplanıyor. Biri diktatörlük tehlikesi, diğeri de modelin federasyonla birlikte bölünmeyi getirmesi...
Taraf gazetesinden Melih Altınok'un soruların yantılayan Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, "Başkanlık sisteminin en önemli ayağı federasyon değil mi?" sorusuna şu yanıtı verdi: "ABD’de başkanlık sistemi varken, yapı da federatif olduğu için otomatikman akla bu gelir. Peki Yeni Zelanda, Avustralya, Almanya, Kanada? Bu ülkeler federatif değil mi? Ama hepsinde parlamenter rejim var. Fransa ile ABD arasında bir ara formül önermemin nedeni de bu kaygıyı taşıyanları rahatlamak. "
"Peki iki meclis..." sorusunun yanıtı ise şöyle:
"İki meclise de gerek yok. İstersen getirirsin. Federal sistemsen bu zorunlu. Ama ben doğru bulmuyorum iki meclisi. 60’larda vardı. Hiçbir işe yaramadı."
"Federasyona karşısınız ama en azından yerel yönetimler güçlendirilmeden başkanlık sisteminin ciddi temsil sorunu yaşayacağını söyleyemez miyiz?" şeklindeki soruya Kuzu'nun yanıtı şöyle:
"Buna katılırım. Dünyada üniter yapıda hassas birkaç ülke say deseniz ilk sırada Fransa’yı sayarım. Gene yerel yönetimleri güçlü üç ülke say deseniz ilk olarak Fransa derim. Biz kamu harcamalarında yerel yönetimlere yüzde 20 pay ayırıyoruz. Avrupa genelinde bu oran yüzde 50. Fransa’da ise yüzde 70-75; düşünebiliyor musunuz? 1 merkeze, 3 taşraya ayırmış adam. Dolayısıyla üniter yapıyı koruyup, yerel yönetimleri güçlendirerek başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçmek mümkün."
"Elbette desteğe ihtiyacınız var, Meclis’teki sayınız yetmiyor. Peki bunu nasıl sağlayacaksınız?" diye soran Altınok'a Kuzu'nun yanıtı şöyle:
"Şimdi, CHP’yi yanımıza çekmek çok zor. Bunun nedeni federal yapı falan değil. Başkanlık sisteminin yüzde 51 gerektirmesi. Bu modelde asla iktidar olamayız diyorlar. Çok samimi söylüyorum, bu modelde sol bir şekilde iktidara gelir. Çünkü başkanlıkta sistem mecburen iki partiye yönelir. Merkez solda bir, merkez sağda bir parti. Toplumumuz muhafazakârlığa yatkın, bu bir gerçek, dünyada da genel eğilim böyle. Başkanlık sistemi, solun o kesimden oy alabilmesi muhafazakâr hassasiyetlerle barışmasını zorunlu kılar. Başkanlık sistemi, siyaseti toplumun değerleriyle bütünleştirir; onu bu konulara daha hassas hale getirir. Halkla bütünleştirir. Marjinallikleri törpüler. Özal gibi adamların sağ ve sol versiyonları başa gelir. Herkes kazanır.
Ama herkes kazanacağını düşünmüyor. Başbakan Erdoğan’ın bu modeli en güçlü olduğu dönemde gündeme getirmesi, bazı kesimlerde diktatörlüğe doğru gidiyoruz kaygısı uyandırdı.
Bakın ben bunu duyunca konuşmuyorum, kapatıp gidiyorum. Çünkü bu o kişinin sistemi zerre kadar bilmediğinin işaretidir. Zerre kadar. "
Yazdır