Teşkilat'tan bir özür bekliyorum
Tarih: 08 Temmuz 2010 - 07:15
İşte Ertuğrul Özkök'ün "Bu yazı belki de Türk devlet tarihinde bir ilk olacak" cümlesiyle başlayan yazısı
Ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ertuğrul Özkök, ülkemin istihbarat teşkilatı olan MİTten kamuoyu önünde bir özür bekliyorum.
MİTi mahkemeye vermedim.
Çünkü gözümüz gibi kollamamız gereken kuruluşlarımızdan biridir diye düşünüyorum...
Ama benim de verdiğim vergilerle çalışan bu kurumun bana ve bazı arkadaşlarıma bir özür borcu var.
Onlar bekler mi beklemez mi bilmiyorum.
Ama isimlerini burada zikredeceğim.
Dinç Bilgin, Enis Berberoğlu, Bekir Coşkun, Hüseyin Gülerce, Selahattin Sadıkoğlu...
Benimle birlikte onlardan da özür dilemeli.
* * *
Bundan bir buçuk yıl kadar önce o dönemin Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu bir istihbarat almıştı.
Buna göre, ABDnin Ankara Büyükelçiliğine bazı askerlerin darbe yapacağı yolunda bir belge ulaşmış ve büyükelçi de bunu Türk Genelkurmayına bildirmişti.
Yanlış hatırlamıyorsam, Hürriyet Ankara Bürosu, bunu dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özköke de sormuştu.
ABDnin o dönemdeki Ankara Büyükelçisi Edelmann, önceki gün, bu belgeyi incelediklerini ve sahte olduğunu kanıtladıklarını açıkladı.
Bu açıklama, Ergenekon davasında, bazı sahte belgelerin oraya buraya sızdırıldığı konusundaki iddiaları kanıtlayan ilk somut gelişme oldu.
Bu olay, uzun süreden beri içimde bir hicran yarası gibi sakladığım duyguyu tetikledi.
* * *
Taraf Gazetesi bundan bir buçuk yıl önce manşetinden bir haber verdi. Buna göre, büyük bir gazetenin genel yayın yönetmeni ile Ankara temsilcisi Ergenekon çetesinde yer alıyordu.
Türkiyede Büyük gazete diye tarif edildiğinde hangi gazetenin akla geldiği malum.
Bütün gözler benim ve Enis Berberoğlunun üzerine çevrildi.
Nitekim, söz konusu Ergenekon çete şeması bir süre sonra, bütün gazetelerin bürolarına ulaştırıldı.
Bu, Tuncay Güney denilen şahsın, elyazısıyla hazırladığı bir çete şemasıydı.
Çetenin 1 Numarası Dinç Bilgindi.
Onun altında Sabah Gazetesinde çalıştığı belirtilen Enis Berberoğlu ve Bekir Coşkun vardı.
Altında, Fethullah Gülenin en yakınlarından, Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Yeni Şafak Gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu ve ben vardık.
Bu şema, bir disketle birlikte MİTe ulaştırılmıştı.
MİT bunu 2 yıl elinde tuttuktan sonra, Tayyip Erdoğan Başbakan olunca bir nüshasını ona, bir nüshasını da Genelkurmaya göndermişti.
Bunu yaparken de, Enis Berberoğlu ile Bekir Coşkunun hangi gazetede çalıştığını dahi bilmeyecek kadar medya cahili bir insanın hazırladığı şema ciddiye alınır mı diye sormamıştı.
Dahası bu insanlar nasıl aynı çetede yan yana çalışırlar diye de merak etmemişti.
* * *
Daha sonra Ergenekon davası başlayınca, Başbakanlık da bunu İstanbula savcılığa göndermiş, o çete şeması da Ergenekon dosyasına girmişti.
MİTin o dönemdeki Müsteşarı Şenkal Atasagun, daha sonra bu belgenin Deli saçması olduğunu açıkladı.
Tabii kendisiyle karşılaşamadığım için Bu deli saçmasını nasıl servise koydunuz sorusunu da soramadım.
Dahası, MİT, bu şemayı hazırlayan malum kişinin, Poliste sorgulanması sırasında çekilen kasetlerini inceledi ve bazı polis müdürlerinin, o kişiye adeta işkence uygulayarak bizim isimlerimizi zorla ifadeye soktuğunu teknik incelemeyle ortaya çıkardı.
Ama bakın o belge hala Ergenekon dosyasında duruyor.
Googleda Ertuğrul Özkök-Ergenekon diye yazınca 400 bine yakın yazı geliyor.
Ve çok büyük bir ihtimalle savcılar o belgeyi gerekçe gösterip, telefonlarımızı dinleme kararı aldırttılar, hayatımızı delik deşik ettiler.
Taraf Gazetesi de o gün yaptığı şeyi düzeltecek tek satır yayınlamadı.
* * *
Dün Milliyet Gazetesinde, Serpil Çevikcanın kaleminden yeni MİT Müsteşarının yapacağı atılımları okudum.
Yeni müsteşar Teşkilatta gerçekten yeni bir dönem açacaksa, işe bizim durumumuzdan başlamalı.
Bir kere Savcılığa bir yazı yazarak, bizimle ilgili o belgenin dosyadan çıkarılmasını talep etmeli.
İkinci olarak da bizleri damgalayan böyle bir Deli saçmasını servise koydukları için bizlerden özür dilemeli.
Bakın ortalık sahte belge dolu ve bu sahte belgelerle ne hayatlar karartılıyor.
Ben hayatım boyunca Devletimin kurumlarını yıpratmamak için elimden geleni yaptım.
Şimdi devletin kurumları da bizlerin yıpratılmaması için üzerine düşeni yapmalı.
Eğer demokratik bir Türkiyeye gidiyorsak, Teşkilattan böyle devrimci bir adım bekliyorum.
Bu ülkede Kurunun yanında yaş da yanmayacaksa Devletin adab-ı muaşereti öğrenmesi gerekir.
Bu, vatandaş olarak Teşkilata dilekçemdir.
Ertuğrul Özkök-Hürriyet
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/teskilattan-bir-ozur-bekliyorum/280410