Yazdır

'Maya tutuyor, fikir kabul görmeye başladı'

Tarih: 09 Haziran 2010 - 16:31

İstanbul Finans Merkezi Yüksek Konseyi ve Ulusal Danışma Kurulu toplantısı bugün gerçekleşti

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul finans merkezi projesiyle ilgili olarak, ''Maya tutuyor, fikir kabul görmeye başladı. İnşallah biz doğru şeyleri yaptığımız sürece bu projenin önü açık'' dedi. Ali Babacan, İstanbul Finans Merkezi Yüksek Konseyi ve Ulusal Danışma Kurulu toplantısının basına açık olan bölümünde yaptığı konuşmada, toplantının, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planının oluşturulması ve idari yapılanmanın kurulmasından sonra somut adımların hayata geçirilmesi için bir başlangıç niteliği taşıdığını söyledi. Babacan, ''Bu ve takip eden toplantılar vesilesiyle yapacağımız istişareler sırasında ortaya konulacak görüşler, değerlendirmeler yarının İstanbul'unu inşa edeceğimiz süreçte bizlerin daha etkin ve doğru kararlar almasına yardımcı olacaktır'' diye konuştu. Küresel finans krizinin 2008 yılının son çeyreğinden itibaren tüm dünyayı derinden etkilediğini ve bu krizle beraber artık ekonomi ve finans dünyasında doğru olarak bilinenleri sorgulamaya başladıklarını ifade eden Babacan, sağlam olarak görülen, hiç birşey olmaz denilen ülkelerin finans kuruluşlarının, firmaların ciddi hasar aldığını, 2010 yılından itibaren küresel krizin boyutlarının değişerek, çok yakın zamana kadar ekonomisi güçlü olarak bilinen gelişmiş ülkeleri de etkilemeye başladığını anlattı. Ali Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Yapılan değerlendirmeler, projeksiyonlar ve tahminlerden kriz sonrası dönemde ekonomi ve finans dünyasında yeniden bir yapılanmaya gidileceği anlaşılmaktadır. Mevcut belirsizlik ortamında yatırımcılar ve uluslararası kuruluşlar, kendilerine güvenli merkezler aramaktadırlar. İşte bu zorlu süreçte Türkiye ekonomisi sağlam bankacılık ve finans piyasaları, güçlü kamu mali yapısı sayesinde pek çok ülkeden olumlu anlamda ayrılmış durumdadır. Ekonomik ve finansal düzende yeniden bir yapılanmanın yaşandığı bu kriz sonrası dönemde, bölgesel ve küresel sermaye için İstanbul'u bir cazibe merkezi haline getirmek için gerekli yapısal değişiklikleri yapmamız gerekiyor. Finansal yatırım noktasında çeşitlendirmeye gitmemiz gerekiyor ve İstanbul'un rekabet gücünü yükseltmemiz gerekiyor.'' -''ÖNEMLİ FIRSAT PENCERESİ AÇILMIŞ DURUMDA''- Gerçekleştirdikleri yapısal reformlarla daha sağlam bir zemine oturan ekonominin artık önemli atılımları yapmalarına olanak verecek bir olgunluğa ulaştığını vurgulayan Babacan, dış politika vizyonundaki açılımlarının bu atılımlara destek verdiğini belirtti. Ali Babacan, ''Özellikle komşu ülkelerle tesis ettiğimiz yakın ilişki, bölgesinde Türkiye'nin çok daha etkin bir ülke oluşu, hem ülkemizin hem de tüm bölgenin refahını artırmak için büyük önem taşıyor. Ekonomik büyüklüğü, komşu ülkelerle geliştirdiği dostane ilişkiler, bölgesinde sahip olduğu öncü rol, ekonomimizin birçok alanda katettiği mesafe, orta ve uzun vadeli hedeflerle diğer birçok unsur birarada değerlendirildiğinde, Türkiye gerçek anlamda bir finans merkezi olma potansiyeline sahiptir. Buna bir de mevcut iktisadi ve finansal konjonktürün bu hedefin gerçekleştirilmesi açısından yapacağı katkıyı da eklersek bizim açımızdan, İstanbul açısından önemli bir fırsat penceresi açılmış durumda...'' diye konuştu Bazı ülkelerde finans kesimindeki aşırılıkların önüne geçmek ve büyüyen bütçe açıklarını kontrol altına almak amacıyla ciddi düzenlemeler yapıldığına, yeni vergiler getirildiğine dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti: ''Bunun somut örneklerini görüyoruz ve daha çok da göreceğiz. Şu anda önemli finans merkezi olarak anılan pekçok ülkede, pekçok şehirde yükler artacak, iş yapmak zorlaşacak, iş yapmak daha pahalı hale gelecek. Çünkü özellikle gelişmiş ülkelerde yüksek kamu açıklarını kapatmak, hızla yükselen borç stokunu kontrol altına almak için vergileri yükseltmek zorunda kalacaklar. Başka bir çareleri görünmüyor. İşte böyle bir ortamda bize önemli fırsat pencereleri açılıyor. Öncelikle istikrar, güven, bunlar olmazsa zaten mümkün değil. Türkiye'de güven ve istikrar ortamını güçlendiriyoruz. İnşallah çok daha iyi noktalara da bu gidecek.'' -''TEK YAPMAMIZ GEREKEN POTANSİYELİ AÇIĞA ÇIKARMAK''- Güney Avrupa'da hatta son zamanlarda İtalya, İngiltere gibi G-7 ülkelerine bakılacak olursa Türkiye'nin kendini nasıl ayrıştırdığının daha iyi görüldüğünü belirten Babacan, güven ve istikrar sağlandıktan sonra geriye rekabet avantajları ve İstanbul'un cazibesinin kaldığını söyledi. Ali Babacan, ''Tabii İstanbul bir dünya başkenti. Tarihte birçok dönemlerde İstanbul bir finans merkezi olmuş. Bizim tek yapmamız gereken, bu potansiyeli açığa çıkarmak ve varsa engelleri ortadan kaldırmak'' dedi. Bu projeyi ilk kez 2007 yılında gündeme getirdiklerini, daha sonra Türkiye Bankalar Birliğinin bu projeyi daha somut hale getirmek için bir çalışma yaptığını, 2009 Ekim ayında İstanbul Finans Merkezi projesini açıkladıklarını anımsatan Babacan, ''Dolayısıyla maya tutuyor. Fikir kabul görmeye başladı, çok ciddiye alınıyor. İnşallah biz doğru şeyleri yaptığımız sürece bu projenin önü açık'' diye konuştu. -''ÖZEL SEKTÖR DE PROJEYE SAHİP ÇIKMALI''- Bunun uzun soluklu bir proje olduğunun altını çizen Babacan, ''Bugün yarın, 'niye olmadı' diye sorulacak bir proje değil. Aylarca, hatta yıllarca hep arka arkaya doğruları yapmamız gereken, hep doğru noktalara vurgu yapmamız gereken, hep beraber sahiplenmemiz gereken bir proje...'' diye konuştu. Bunu sadece hükümet olarak götürmelerinin mümkün olmadığının altını çizen Babacan, özel sektörün de bu projeye sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Babacan, projeyi milli bir proje olarak gördüklerini, bu vizyon gerçekleştiğinde ve İstanbul finans merkezi haline geldiğinde Türkiye'nin çehresinin çok değişeceğini, ''çok enteresan, yeni kapılar'' açılacağını söyledi. Projeyle ilgili bir strateji belgesi ve eylem planı bulunduğunu hatırlatan Babacan, en son mayıs ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yayınladığı genelgeyle projenin yürütülmesiyle ilgili kurumsal yapının tamamlandığını, bunun oldukça geniş bir organizasyon olduğunu ifade etti. Babacan, toplantıda eylem planı üzerinden geçileceğini, gecikilen ve erken adım atılacak konuların birlikte değerlendirileceğini bildirdi. Eylem planında koordinatörlük görevinin Devlet Planlama Teşkilatına (DPT) verildiğini hatırlatan Babacan, diğer ilgili kuruluşlara da gerekli yerlerde destek ve katkı sağlanacağını söyledi. -''SADECE FİNANS DÜZENLEMELERİYLE ELDE EDİLECEK SONUÇ DEĞİL''- İstanbul'un uluslararası finans merkezi olmasının, sadece finans alanında yapılacak düzenlemelerle elde edilecek bir sonuç olamayacağını, bunun ucunun dokunduğu, ilgili olduğu birçok alan bulunduğunu ifade eden Babacan, şöyle konuştu: ''Sosyal ve hukuki düzenlemeler burada önemli. Altyapıya ilişkin iyileştirmeler son derece önemli. Finans alanındaki uyuşmazlıkların süratli ve etkin şekilde çözümüne yönelik mahkemelerin ihtisaslaşması ve İstanbul'da kurumsal bir tahkim merkezi kurulması gibi önümüzde önemli konular var. Yine sosyal yaşam kalitesini artıracak yeni olanak ve alanların oluşturulması, mevcut insan kaynağının verimliliğinin artırılması ve potansiyel işgücünün İstanbul'a çekilmesi... İstanbul'un finans piyasasında çalışacak, görev alacak kişiler için cazip bir yaşam merkezi haline getirilebilmek... Uluslararası kabul edilmiş ve dünyanın hangi gelişmiş ülkesine giderseniz belli bir kaliteyi, standardı arayan kişilerin İstanbul'da o kaliteyi, standardı bulabilmesi...'' Ali Babacan, İstanbul'un finans merkezi projesinin beraberinde bir ulusal bilincin oluşmasını da gerektirdiğini vurgulayarak, ''Hep beraber toplum olarak buna sahip çıkmalıyız. Öneminin farkında olmamız ve bu önemine uygun şekilde farkettiriyor olmamız... Bu sürecin bizzat sayın Başbakanımız tarafından sahiplenilmesi ve hükümetimizin öncelikli projelerinden biri olması da sürecin neticesini almak açısından önemli olacaktır'' diye konuştu.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/maya-tutuyor-fikir-kabul-gormeye-basladi/278072