Yazdır

AİGK zirvesi sona erdi

Tarih: 08 Haziran 2010 - 21:03

Zirve bildirisinde, Asya ülkelerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar, bölgesel ve uluslararası konulara yer verildi.

İSTANBUL - Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler (AİGK) 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonunda yayımlanan bildiride, Asya ülkelerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar, bölgesel ve uluslararası konulara yer verildi, Orta Doğu ve Irak ve Afganistan gibi sorunlu bölgelere atıfta bulunuldu. Bildiride, AİGK'nın BM tüzüğüne ve genel olarak kabul edilen BM prensip ve normlarına bağlılığı teyit edilerek, uluslararası hukukun önemi ve uluslararası konulara çok taraflı yaklaşımın gerekliliği vurgulandı. Uluslararası hukukun temel prensiplerine, çok kültürlülük ve büyüyen bağımlılık çerçevesinde BM çatısı altında yapılan ortak çabalarla destek olunması çağrısında bulunulan bildiride, Asya'nın barış içinde kalmasının önemine işaret edildi. Zirve katılımcıları terörü "güçlü bir şekilde ve tek bir ses olarak" kınadıklarını belirterek, ne zaman, nerede ve kim tarafından işlenirse işlensin terör eylemlerinin uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğunu bildirdi. "Biz terörizmin, herhangi bir din, millet, uygarlık ve etnik grupla bağının olmadığına inanıyoruz" denilen bildiride, terörizmle uluslararası mücadele ve bu konuda çifte standartlardan kaçınılarak BM öncülüğünde terörizme karşı bütün devletlerin birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulandı. BM'de uluslararası terörizmin tanımı tartışmalarının sonuçlandırılması çağrısında bulunulan bildiride, AİGK belgelerinde yer alan ve önceki zirve ya da bakanlar toplantısında kararlaştırıldığı şekilde silahsızlanma ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasına bağlılık teyit edildi. Washington'daki nükleer enerji zirvesinin ve daha sonra Tahran'da yapılan alternatif nükleer zirvenin not edildiği belirtilen bildiride, Güney Asya'nın nükleer silahlardan arınmış bir bölge olması çağrısında bulunuldu. Bildiride, uyuşturucu kaçakçılığı ve bu alandaki mücadele konusuna da yer verilerek, örgütlü suçlara karşı mücadelede aktif işbirliği gereğine işaret edildi. Devletler arası ilişkilerde toprak bütünlüğü ve ülkelerin bağımsızlıklarına saygıya bağlılığın yeniden teyit edildiği kaydedilen bildiride, ayrılıkçılığın istikrar, güvenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve ülkelerin sınırlarının ihlal edilemezliği ilkelerine karşı büyük bir tehdit olduğu belirtildi. Üyeler, topraklarının herhangi bir ayrılıkçı hareket tarafından kullanılmamasını ve bu ayrılıkçılarla herhangi bir ilişki kurmamayı, onlara herhangi bir destek sağlamamayı da teyit ettiler. Bu arada, bildiride BM'nin ve uluslararası hukukun toplumların kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi ilkesine de atıfta bulunuldu. Bildiride, AİGK'nin sorunların barışçıl yollarla çözümü ilkesi çerçevesinde dolaylı ya da dolaysız tehdit ya da güç kullanımının devletlerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına, ayrıca bölgesel ve uluslararası barışa tehdit oluşturduğu kaydedildi. Enerji alanındaki güvenliğin önemine dikkat çekilen bildiride temiz enerji kaynaklarının geliştirilmesi gerektiği üzerinde de duruldu. Ekonomik kriz Bildiride, uluslararası ekonomik krizin olumsuz etkisine atıfta bulunularak, bu krizin değişik ekonomik sistemler arasındaki dengesizlikleri ön plana çıkardığı ve finans kurumlarının yeniden yapılanmasının gerektiği vurgulandı. Bildiride, uluslararası topluma krize karşı sürdürülebilir ve kapsamlı bir tepki verme çağrısında bulunularak, finans kurumlarının reformu için çabaların desteklenmesi kararlaştırıldı. Üyeler, BM reformu ve insan haklarının korunması gibi konulara da yer verdikleri bildiride, insan haklarının vazgeçilemez, bölünemez ve birbirine bağımlı bir ilke olduğu hususunu vurguladı. Medeniyetler arası diyaloğun önemine işaret edilen bildiride, bu çerçevede yapılan zirveler hatırlatıldı. Orta doğu Sonuç bildirisinde, Orta Doğu'daki durumdan duyulan endişeye vurgu yapılarak, taraflara kalıcı, sürdürülebilir bir barış ortamı oluşturulması için BM kararlarına uymaları çağrısında bulunuldu. Bildirinin bu maddesinde BM kararları çerçevesinde iki devletli çözüm ilkesi doğrultusunda Filistin devletinin kurulmasına ilişkin müzakerelere de atıfta bulunuldu. Afganistan'daki duruma da değinilen bildiride, bu ülkenin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve birliğine duyulan saygı belirtildi. Bildiride, Afganistan'ın ekonomik açıdan kendi kendine yeten bir ülke olmasının önemine işaret edilerek, insani yardım da dahil olmak üzere bu ülkeye mümkün olduğu kadar bütün alanlarda yardım edilmesi gerekliliği vurgulandı. Uyuşturucu kaçakçılığı, terörizm ve diğer suçlar arasında bir bağlantı bulunduğu belirtilen bildiride, uyuşturucu kaçakçılığı ile uluslararası mücadelenin önemine dikkat çekildi. "Afganistan'ın ve halkının karşılaştığı tehditlerin farkındayız" denilen bildiride, bu ülkede kalıcı bir barış ortamı sağlanmasının Afganistan hükümetinin çabaları ile uluslararası çabaların birleştirilmesiyle mümkün olduğu kaydedildi. Bildiride, BM'nin Afganistan konusunda daha etkin bir rol oynaması gerekliliği üzerinde durularak, Irak'taki siyasi sürecin gelişiminden duyulan memnuniyet de dile getirildi ve Irak'ın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına vurgu yapıldı. Sonuç bildirisinde, güven artırıcı önlemlerin uygulanmasının önemine işaret edilerek, önceki bu türden uygulamaların başarısından duyulan memnuniyet dile getirildi. Bir sonraki AİGK dışişleri bakanları toplantısının 2012 yılında yapılacağı belirtilen bildiride, 4. devlet ve hükümet başkanları zirvesinin ise 2014 yılında düzenleneceği kaydedildi. Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamaları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugün uluslararası camianın büyük bir dikkatle takip etmekte olduğu zirvenin en önemli sonuçlarından birinin de, içerikli bir bildirinin kabul edilmesi olduğunu belirterek, "Zirveye en üst düzeyde gösterilen yoğun ilgi, gerçekleştirdiğimiz temas ve çalışmaların, keza CICA İstanbul Bildirisinin verdiği mesajın ağırlığını şüphesiz arttırmaktadır" dedi. Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK/CICA) 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Gül, zirvenin kapanışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, bu zirveyle birlikte dönem başkanlığını Kazakistan'dan 2010-2012 dönemi için devraldığını belirterek, böylece, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in himayesinde 18 yıldır başarıyla gelişen CICA sürecinin yeni bir dönüm noktasına geldiğini söyledi. 2002 yılındaki zirvede kabul edilen Almatı Senedi ile konferansın örgüt haline dönüşmesinin üzerinden 8 yıl geçmesinden sonra bugün, "CICA Sekreteryası ve Personelinin Ayrıcalık ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşma"nın imzalanmasıyla, kurumsallaşma yönünde bir eşiğin daha tüm üye ülkelerin desteğiyle ve başarıyla aşıldığını ifade eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu gelişme, CICA'nın uluslararası topluma daha etkin şekilde kurumsal katkı sağlamasına imkan tanıyacaktır. Bugün, uluslar arası camianın büyük bir dikkatle takip etmekte olduğu zirvenin en önemli sonuçlarından biri de, içerikli bir bildiri kabul etmiş olmamızdır. Zirveye gerek üye devletler, gerek misafir ülkeler ve uluslararası kuruluşlar tarafından en üst düzeyde gösterilen yoğun ilgi, gerçekleştirdiğimiz temas ve çalışmaların, keza CICA İstanbul Bildirisinin verdiği mesajın ağırlığını şüphesiz arttırmaktadır." Cumhurbaşkanı Gül, bugün Vietnam ve Irak'ın katılım törenlerinin gerçekleşmesiyle, CICA'nın artık 22 üyeli bir uluslar arası örgüt haline gelmesinden de ayrıca gurur duyduğunu belirterek, Türkiye'nin dönem başkanlığının yol gösterici ilkesini "Asya'da işbirliğine dayalı güvenliğin inşası" olarak belirlediklerini anımsattı. Bu konuda bütün üye devletlerin katkısını ve işbirliğini, ayrıca misafir ülkelerin ve uluslararası örgütlerin desteğini beklediklerini kaydeden Gül, "Üye devletlerin görüş birliği temelinde hareket edeceğimiz tabiidir. Sizlerin sağlayacağı destek, başarıya birlikte ulaşmamızın anahtarıdır. Dönem başkanlığımızda CICA'nın birbirinden önemli ve değerli tüm üyeleriyle el birliğiyle bölgesel ve küresel barış, istikrar, huzur ve refahın sağlanmasına katkıda bulunacağımıza inancım tamdır" diye konuştu. Tek üyenin itirazı Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonunda Türk Dönem Başkanlığı'nca yapılan Başkanlık Açıklamasında, İsrail hariç bütün üye ülkelerin Gazze Şeridi'ne insani yardım taşıyan uluslararası yardım konvoyuna İsrail'in saldırısını kınadıkları belirtildi. Türk Dönem Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Uluslararası ve bölgesel barış ve güvenliği tehlikeye atma potansiyeli taşıyan tehditleri ele almak sorumluluğu tahtında, bir üye ülke hariç, tüm diğer üye ülkeler, 31 Mayıs sabahı Doğu Akdeniz'de uluslararası sularda seyretmekte olan ve Gazze Şeridi'ne insani yardım taşıyan uluslararası yardım konvoyuna İsrail Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen eylem karşısında derin endişelerini ifade etmişler ve bu hareketi kınamışlardır" denildi. Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) 3. zirvesinin sonunda Türk Dönem Başkanlığı tarafından yapılan yazılı Başkanlık Açıklamasında, İsrail'in kınanmasının yanı sıra Orta Doğu sorunu ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gibi konulara yönelik zirve sonuçlarına da yer verildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından zirve sonunda katılımcılara sözlü olarak da okunan açıklamada, "Bir üye ülke hariç, tüm diğer üye ülkeler, bu eylemi (İsrail'in saldırısı), BM Şartı ve uluslararası hukuk ilkelerinin açık ihlali olarak addetmişler ve bu eylem sonucunda sivillerin hayatını kaybetmesini güçlü bir şekilde kınamışlardır. Bu kabil eylemlerin tekrarını önlemek ve hesap verilebilirlik ilkesini korumak amacıyla, BM Güvenlik Konseyi Başkanlık Açıklaması doğrultusunda olayın inandırıcı ve şeffaf bir şekilde soruşturulmasını teminen BM Genel Sekreteri tarafından bağımsız uluslararası komisyonun kurulmasını desteklemişlerdir" denildi. Üye ülkeler "bu bağlamda bölgesel barış ve güvenlik için son derece yıkıcı olan Gazze Şeridi'ne yönelik insanlık dışı ambargonun derhal kaldırılması çağrısında" da bulundu. Başkanlık Açıklamasında, AİGK'nin üye ülkelerinin büyük bir çoğunluğunun aynı zamanda Orta Doğu'da nükleer silahlardan arındırılmış bölge kurulması çağrısında bulunduğu belirtilerek, "Bu amaçla Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması 2010 yılı Gözden Geçirme Konferansı'nın Mısır ve Arap ülkeleri önerisi doğrultusunda tüm Orta Doğu ülkelerinin katılacağı bir konferansın 2012 yılında düzenlenmesi kararını takdirle karşılamışlardır" denildi. Açıklama ile "üye ülkelerin büyük bir çoğunluğunun ayrıca İsrail'e en kısa zamanda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf olması ve tüm nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun kapsamlı denetimine tabi kılması çağrısında bulundukları" da kaydedildi. Üye ülkelerin büyük bir çoğunluğunun İsrail'in 1967 yılından bu yana işgal altında bulundurduğu Arap topraklarından çekilmesi, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve Filistinli göçmenlerin sorunlarının ilgili BM kararları temelinde çözümlenmesi çağrısında bulunduğu da kaydedildi. Açıklamada ayrıca, üye ülkelerin büyük bir çoğunluğunun AİGK ile İKT ve AGİT arasında güçlendirilmiş işbirliği kurulmasını memnuniyetle karşıladıkları ve destekledikleri bildirildi. İttifak mümkün olmadı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde, Gazze'ye insani yardım taşıyan Türk gemisine yapılan İsrail saldırısı ve öldürülen Türklerle ilgili olarak, bir üye hariç bütün üye ülkelerin hepsinin bununla ilgili hissiyatlarını, kınamalarını ve bununla ilgili düşüncelerini açık bir şekilde ifade ettiklerini belirtti. Teşkilatın kuralları gereği bütün kararların ittifakla alınması mecburiyetine işaret eden Gül, "Dolayısıyla bu ittifak teknik olarak mümkün olmamıştır. Onun için Türk Dönem Başkanlığı olarak bir başkanlık açıklaması yapıyorum. Bu açıklama, bir üye hariç diğer ülkelerin görüşü olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK/CICA) 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinin ardından Çırağan Sarayında basın toplantısı düzenledi. Zirvenin kapanış oturumunun yapıldığını ve Türkiye'nin AİGK'nin dönem başkanlığını üstlendiğini belirten Gül, İstanbul zirvesi öncesi 20 üyeli olan teşkilatın şimdi Irak ve Vietnam'ın da üye olmasıyla 22 üyeli teşkilat haline dönüştüğünü anlattı. Zirveye gösterilen ilginin memnuniyet verici olduğunu belirten Gül, zirveye katılan devlet ve hükümet başkanlarına, ülke temsilcilerine teşekkür etti. Gül, konferansın en önemli özelliğinin, Asya'da, AGİT'e benzer bir teşkilat oluşturmak olduğunu bildirerek, "Avrupa'da nasıl güvenlikle ilgili problemler daha önceden çözülüyor, bunlar sıcak konu haline gelmeden hallediliyorsa ve AGİT bununla ilgili bir mekanizma olduysa Asya'da da böyle bir mekanizmanın oluşmasıdır. Kısaca AİGK, Asya'nın AGİT'i demektir, bütün mesele budur ve büyük mesafe alınmıştır" diye konuştu. Türkiye'nin, 2010-2012 dönemi için AİGK başkanlığını Kazakistan'dan devraldığını ve neler yapacağını konuşmasında açık şekilde ifade ettiğini belirten Gül, "İleride AİGK'ye olan ilginin daha da artacağına inancım tamdır ve bu, devlet başkanlarının ve temsilcilerin yaptığı açıklamalarda ortak kanaat olarak ortaya çıkmıştır" dedi. Zirve kapsamında birçok ikili görüşme yapma fırsatı bulduğunu anımsatan Gül, 22 üyeli örgüt haline gelen AİGK'nin kararlarının oybirliğiyle alındığını vurguladı. Uluslararası örgütlerin kendine has yapıları bulunduğuna işaret eden Gül, şöyle konuştu: "Bu toplantıda özellikle geçen hafta içerisinde Gazze'ye insani yardım taşıyan Türk gemisine yapılan İsrail saldırısı ve maalesef öldürülen Türklerle ilgili, bir üye hariç bütün üye ülkelerin hepsi bununla ilgili hissiyatlarını, kınamalarını ve bununla ilgili düşüncelerini açık bir şekilde ifade etmişlerdir, görüşmelerde ve konuşmalarda. Teşkilatın kuralları gereği bütün kararlar ittifakla alınmak mecburiyetindedir. Dolayısıyla bu ittifak teknik olarak mümkün olmamıştır. Onun için Türk Dönem Başkanlığı olarak bir başkanlık açıklaması yapıyorum. Bu açıklama bir üye hariç diğer ülkelerin görüşü olacaktır." Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Türk Dönem Başkanlığı açıklamasını okudu. Birinci dünya savaşından bu yana ilk kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türklerin öldürülmesine birçok yerde şahit olunduğunu ama ilk defa bir ülkenin ordusunun, askerlerinin bu hatayı yaptıklarını belirterek, "Bu belki Birinci Dünya Harbi'nden beri ilk defa olan bir şeydir. Onun için bunu affetmemiz mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Çırağan Sarayı'nda, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında yaptığı konuşmada, Başkanlık açıklamasında birkaç konunun bulunduğunu söyledi. Bu konulardan birisinin bir ülke hariç herkesin oy birliği ve herkesin ortak kararı olarak açıklamaya yansıdığını ifade edene Gül, "Ümit ederim ki; Türkiye'nin Dönem Başkanlığı çerçevesinde Asya kıtasındaki sorunların çözümü ile ilgili önemli mesafeler kaydedilir. Türkiye, Dönem Başkanlığında bunlar için yoğun bir enerji harcayacaktır" diye konuştu. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gül, "Başkanlık açıklamasını, bir ülke hariç herkesin oy birliği ile kabul ettiğini söylediniz o bir ülke İsrail mi?" şeklindeki sorusu üzerine "İsrail, şüphesiz ki"yanıtını verdi. "İsmini söylemediğinin hatırlatılması" üzerine Gül, "Tabii tabii İsrail şüphesiz. İsmini söyledim ama. İsmini tekrar tekrar anmamak için onu söyledim, saklamak için değil. Bilinen bir şey olduğu için" dedi. Bir gazetecinin, "Uluslar arası hukukta sonuç bildirisi kayda geçer. Ama siz başkanlık açıklaması yaptınız" diyerek, "başkanlık açıklamasının etkisini" sorması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, bunun zirveyle ilgili bir noksanlık olmadığını vurguladı. Kuralın herkesin ittifakla karar almasıyla bir deklarasyon yayımlanması olduğunu ve bu 22 üyeden birisi İsrail olduğundan bunun teknik olarak mümkün olmadığını dile getiren Gül, "Başka bir örgütte 100 tane üye ülke olur orada İsrail üye olmaz oradan bir karar çıkartılamazsa bu zafiyet diye konuşulabilir ama burada böyle bir şey söz konusu değil. Bir ülkenin dışındaki bütün ülkeler eğer bu açıklamayı yapma yetkisini bana verdilerse burada sizin dikkat edeceğiniz şey budur yazılı metin değildir" diye konuştu. Bir gazetecinin, "dünkü görüşmelerinde İsrail'in yardım konvoyuna saldırısını, Türkiye'nin affedemeyeceği" yönünde sözlerini anımsatarak "Sizin genellikle mesajlarınız yapıcı yöndedir. Bu kadar sertleşmenize yol açan etki neydi?" şeklindeki sorusu üzerine Gül, şunları kaydetti: "Gayet açık; bildiğiniz gibi ben uzun süre Dışişleri Bakanlığı yapan bir kişi olarak dış politikada retorik yapmam. Bunu söylediysem sebebi tabii ki vardır. Türkiye'nin varlıklarına, Türkiye'nin gemisine veya Türklerin öldürülmesine birçok yerde şahit olmuşuzdur ama bunlar hep, ya bir terör örgütüdür ya organize bir suç örgütüdür, zaman zaman ASALA olmuştur, PKK olmuştur, El Kaide olmuştur veya başka örgütler olmuştur ama ilk defa bir ülkenin ordusu, askerleri bu hatayı yapmışlardır. İlk defa bir ülkenin askerleri bu saldırıyı yapmışlardır. Bu, belki Birinci Dünya Harbi'nden beri ilk defa olan bir şeydir. Onun için bunu affetmemiz mümkün değildir. Bunu kabul edilebilir bir şekilde telafi ederlerse ancak o zaman belli bir miktar bunu tamir edebilir. Yoksa bunun unutulması Türkiye tarafından mümkün değildir. Gayet açık söyleyeyim." Eylemin sesi her zaman kelimelerden yüksek çıkar Zirvede, "İsrail'in 10 yardım gönüllüsünün öldürülmesini neyle açıkladığının" sorulması üzerine Gül, herhangi bir savunmasının söz konusu olmadığını, bunun teknik olarak mümkün olmayan bir husus olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Gül, "İsrail'in, kurbanların ailelerine tazminat vermesi konusunda bir davanın söz konusu olup olmadığını" soran bir gazeteciye şu yanıtı verdi: "Gerek uluslar arası hukuk çerçevesinde gerek ikili çerçevede olsun, gerekli tedbirlerin hepsi alınacaktır. Bir İngilizce tabir vardır; 'Action always louder than words' (Eylemin sesi her zaman kelimelerden yüksek çıkar) Bu çerçeve içerisinde her şey yapılacaktır. Bu aslında İsrail'in kendi kendini nasıl izole ettiğinin de göstergesidir diyen 22 ülke içerisinde, 22 ülkenin 21'i kendisini nasıl izole ediyor veya nasıl izole ettiriyor çok açık göstergedir bu. Bu, Türkiye'ye karşı yaptığı hatanın nasıl büyük bir hata olduğunu, bunun acısını her zaman hissedecektir. Ama İngilizce tabirle dediğim gibi kelimeler değil uygulamalar bunu gösterecektir." İç siyaset malzemesi yapılmamalı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kimsenin İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırısını iç siyaset malzemesi yapmaması gerektiğini belirterek, bunların ulusal meseleler olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, Asya'da Güvenlik ve İşbirliği Konferansı 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkındaki kanunun iptaline ilişkin davayı şekil yönünden incelemesine karar vermesi" konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine Gül, Anayasa Mahkemesinin kararlarıyla ilgili şu anda herhangi bir yorum yapmanın doğru olmadığını söyledi. Gül, "Anayasa Mahkemesinin kararını beğeniriz ya da beğenmeyiz ama hukuk kuralları çerçevesinde gereği neyse o yapılır" dedi. "İsrail'in Türk gemisine saldırısı, iç siyaset malzemesi yapıldı. İki muhalefet partisi de konuyu gündeme getirdi. Devletin zirvesindeki kişi olarak siyasi partilere bir tavsiyeniz var mı?" sorusuna Gül, şu karşılığı verdi: "Cumhurbaşkanı olarak tavsiyem şudur: Kimse bunları ne şekilde olursa olsun iç siyaset malzemesi yapmasın. Bunlar ulusal meselelerdir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin hep beraber sahiplenmesi ve hep beraber aynı çizgide gitmesi gereken konulardır. Bunlar polemik haline gelirse acısı daha çok hissedilir. Bir kere siyasi polemik haline gelirse insan girdiği sokaktan çıkamaz. Bu işe başlarsak o sokaktan kimse çıkamaz. O nedenle diğer konularla yeteri kadar karşılıklı polemik konusu var. Böyle bir konuda polemik yapılmamalı. Böyle bir konuda siyaset hiç yapılmamalı." "Bunlar abartma konular" Cumhurbaşkanı Gül, yabancı bir gazetecinin, "Batılı bazı gazetelerde 'Türkiye'de yer alan ve İsrail'e İran'ı gözetleme şansı veren kurumlar kapatılabilir' şeklinde haberler yer aldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine, Türkiye'nin uluslararası konularda her şeyi tartarak doğru karar verdiğini belirtti. Türkiye'de böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ifade eden Gül, bunların abartma konular olduğunu söyledi. İran'ın, Türkiye'nin komşusu olduğunu anımsatan Gül, "Düşmanca tavır söz konusu olmamıştır ve bundan sonra da olmaz" dedi. Bir gazetecinin, "BM Güvenlik Konseyinin İran'a yaptırım konusunda uzlaştığı yönünde iddialar var. BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden Rusya da zirveye katıldı. Sizin izleniminiz nedir?" sorusu üzerine, "Şu anda böyle bir şey söylemek mümkün değil. Henüz ortada bir şey olmadığına göre barışçıl ve diplomasi yolu için çalışmaya vakit var" diye konuştu. Asya'nın ağırlığı artmaktadır Cumhurbaşkanı Gül, "Dünyada güç dengelerinin Batı'dan Doğu'ya doğru kaydığı görülüyor. AGİT gibi örgütlerin öneminin de artacağı görülüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi: "Bu toplantıya katılıma bakarsanız, çok sayıda katılım oldu. Çok sayıda devlet başkanı geldi. Bu örgütün üyeleri Asya'nın en önemli üyeleri ve dikkati çeken başka bir nokta da birbirleriyle problemi olan ülkeler de bu örgütün üyesi. Pakistan, Hindistan, İran, İsrail ve diğer Arap ülkeleri... Dolayısıyla birçok ülke burada. Giderek bu örgüt ağırlık kazanıyor. 10-20-30 yıllık projeksiyonlar yaptığımızda Asya'nın dünyadaki ağırlığı ekonomik olarak da siyasi olarak da giderek artmaktadır. Bu görünen bir şey, herkesin gördüğü bir şey."
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/aigk-zirvesi-sona-erdi/278009