Yazdır

Bariz bir ‘çalışan yoksul’ kesim var

Tarih: 23 Mayıs 2010 - 17:38

Profesör Ayşe Buğra, Türkiye’nin en temel sorunu “Gelir bölüşümü, yoksulluk ve işsizlik” diyor

“Türkiye’de, bariz bir ‘çalışan yoksul’ kesim var”’ Profesör Ayşe Buğra, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Formu Araştırma Merkezi Başkanı. Yıllardır yönlendirdiği her araştırma toplumda geniş yankı bulan Buğra’ya bugünün Türkiye’sinin en temel sorununu soruyoruz. “Gelir bölüşümü, yoksulluk ve işsizlik” diyor. Buğra’ya göre Türkiye’de insanların iş bulup çalışmaları da çoğu zaman onları yoksulluktan kurtarmıyor. Çünkü Türkiye’de bariz şekilde ‘çalışan yoksul’ olgusu var.’ Ekonomist ’ 

Türkiye’nin politik gündemi her an değişirken sosyal ve ekonomik gündemindeki ana unsurlar ve sorunlar yıllardır aynı. Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi ve aynı üniversitedeki Sosyal Politika Forumu Araştırma Merkezi Başkanı, politik iktisat profesörü Ayşe Buğra’nın dediği gibi, gelir dağılımı, yoksulluk ve işsizlik. Yönlendirdiği araştırmalar sadece Türkiye’de değil, dünyada da ses getiren Buğra ile bugünün Türkiye’sini, bir iktisatçı olarak önemsediği sorunlarını konuştuk.

’ Ekonomist: Türkiye’deki sosyal ve ekonomik gelişmeleri, etkin bir akademik kürsü olarak kürsü olarak çok yakından takip ettiğiniz biliyoruz. Size göre Türkiye’de şu andaki en temel sorunları nelerdir?’ 

Prof. Dr. Ayşe Buğra: Gelir bölüşümü. Bu son derece eşitsiz. Yoksulluk çok fazla ve gerekli önlemler de’  alınmıyor. Sosyal politika önlemleri çok zayıf...’  Ciddi bir sosyal yardım politikasının olmaması, bakım politikasının olmaması ciddi bir sorun.

Çocukların, yaşlıların engellilerin bakımı aileye, yani kadınlara havale edilmiş durumda. Kadın erkek eşitsizliği çok ciddi bir sorun. Kadınların durumu sosyal, ekonomik ve politik açısından çok önemli bir sorun ve toplumun bütünü açısından çok önemli bir sorun.’  Çünkü kadınlar mağdur bir azınlık değil toplumun yarısı…

’ Çözüm konusunda bir çaba görüyor musunuz?’ 

Buğra: Çok bilinçli politika üretilmesi gerekiyor. Buna karşılık, gayet sorunlu bir görüş var ve bu yaygın kabul görüyor: “Biz yeteri kadar büyür ve istihdam yaratırsak bütün bu sorunlar kendiliğinden halledilir.” Halbuki hiçbir yerde bu böyle olmuyor. Sosyal politika önlemleri, her zaman, eşitsizliklerin, yoksulluğun ve başka bütün sosyal sorunların çözülmesi için mutlaka gerekli.

’ Bunların sadece makro ekonomik çerçevede değerlendirip sonuca ulaşabileceğimiz, insani boyutunun göz ardı edilebileceği sorunlar olmadığını söylüyorsunuz?’ 

Buğra: Olmadığını da gördük. Türkiye krizden önce en fazla büyüyen ülkelerden biriydi.’  Ne istihdam sorunlarımız kayboldu, ne gelir bölüşümü sorunlarımız kayboldu. Ne kadın erkek eşitsizliği ortadan kalktı. Bunlar zaten var olan sorunlardı, ama krizle birlikte daha ağırlaştı ve görünür hale geldiler. Yoksulluk, eşitsiz gelir bölüşümü, çalışma hayatımızın durumu ve diğer sosyal politika alanına giren sorunlarımız üzerine çok ciddi düşünmemiz ve politika üretebilmemiz gerekiyor.

’ Türkiye’de son açıklanan verilere göre işsizlik oranı yüzde 14.5 düzeyinde bulunuyor. Bu artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?’ 

Buğra: Türkiye, krizin istihdamı en çok etkilediği ülkelerden biri… Verdiğiniz rakama iş bulmaktan umudunu kestiği için iş aramayanlar da dahil değil.’  Eğer onları da katarsak bu oran daha da yükseliyor.

’ Üstelik işgücüne katılım oranı açısından da yüzde 50’nin altıyla dünyanın en ileri ülkelerinden biriyiz?’ 

Buğra: Evet bu gerçeği de unutmadan, Türkiye’deki sorunun sadece krizin yarattığı işsizlik olmadığını vurgulamalı. İşgücüne katılımın düşük olmasının en önemli nedenlerinden biri’  kadın istihdamının çok düşük düzeyde bulunması.’  Son 20 yıl içinde dünya genelinde kadın istihdamında artış yaşanırken, Türkiye’de ise bu oran düşüyor. Diğer yapısal sorun da Türkiye’de büyüme ile istihdam arasındaki ilişki çok zayıf. Türkiye 2002-2008 yılları arasında çok hızlı büyüdü fakat büyümenin istihdama yansıması sınırlı kaldı.

’ Peki neden ekonomi büyümesine rağmen istihdam yaratılamıyor?’ 

Buğra: Bunun birçok sebebi var. Büyümenin dinamikleri ile ilgili. Hangi sektörler büyüyor. Büyüme nereden kaynaklanıyor. Teknoloji değişiklikleri istihdama nasıl yansıyor. Politikalar nasıl biçimleniyor. Önemli olan ciddi politika önlemleri gerektiren bir sorunla karşı karşıya oluşumuz. Ayrıca şunu da belirtmek isterim: Türkiye’de insanların iş bulup çalışmaları onların yoksulluktan kurtulmaları için yeterli değil. Dünya’da da örnekleri var, ama Türkiye’de bariz şekilde ‘Çalışan Yoksul’ olgusunun önemli olduğunu görüyoruz.

’ Bu kavramı biraz daha açabilir misiniz ne demek ‘Çalışan Yoksul’?’ 

Buğra: Resmi istatistikler, kendi hesabına çalışanlar (ücretli olmayan kesim), yevmiyeliler ve ücretsiz aile işçileri arasında yoksulluğun ortalama seviyenin üzerinde olduğunu gösteriyor. Sosyal politika önlemleri geliştirirken çalışma hayatında neler oluyor diye bakmak gerekir. Sosyal politika önlemleri sadece sosyal yardım ve sosyal güvenlikle ilgili değildir. Çalışma hayatının niteliğiyle de ilgilidir. Ücret düzeyi ve eşitsizlikleri, iş saatlerinin uzunluğu, iş kazaları gibi sorunların da özellikle üzerinde durmak gerekir.

’ Uluslararası kıyaslama yapmak açısından şu soruyu sormak istiyorum. Avrupa’da işsiz kalan çalışanın durumu nedir?’ 

Buğra: Avrupa’da pek çok ülkede işsizlik sigortası çok ciddi işleyen bir kurum. Türkiye’de ise yeni kullanılmaya başlayan ve nasıl kullanılacağına da çok iyi karar veremediğimiz bir kurum.’  Avrupa’da işsizlik sigortasının dışında sosyal yardım politikaları da var. Bir kaç istisna dışında Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde asgari gelir desteği uygulanıyor. Asgari gelir desteği, geliri belirli bir düzeyin altında olanlara düzenli bir nakit transferini öngören bir uygulama. Ayrıca Avrupa’da sağlık sigortası bir vatandaşlık hakkı olarak ediliyor. Bizdeki gibi ya prim ödeyeceksiniz ya da yoksulluğunuzu ispat edeceksiniz, yeşil kart alacaksınız uygulamaları orada yok.

’ Avrupa’da çalışmayan birinin de sağlık sigortası hakkı var…’ 

Buğra: Gayet tabii… Uygulamalar ülkeden ülkeye değişiyor ama sağlık bir vatandaşlık hakkı olarak kabul ediliyor. Ayrıca kriz Avrupa’da ciddiye alındı. Fakat ben bunları söylerken Avrupa krizden etkilenmedi demiyorum. Avrupa krizden etkilendi, işsizlik arttı. Fakat Avrupa’da bu insanların durumları nedir diye soruluyor? Türkiye’de ise bunu pek sorgulamıyoruz. Ne yapıyor bu insanlar, nasıl geçiniyorlar,’  bunları bilmiyoruz.

’ Krizin Türk toplumunda geleneksel dayanışma tutkalını etkisizleştirdiği söylenebilir mi? ’ 

Buğra: Geleneksel dayanışma ruhu dediğimiz şey zaten şehirleşme ile birlikte zayıflıyor. Türkiye hızla çok şehirleşti biliyoruz.’  Biz Sosyal Politika Forumu kurulmadan önce, 2001 krizinde İstanbul’da bir yoksulluk araştırması yaptık ve fark ettik ki aile dayanışması çok çok zayıflamış. O zaman komşu dayanışmasının hala bir ölçüde sürdüğünü görmüştük. Fakat ben, kentsel dönüşüm uygulamalarının, şehir dışındaki toplu konut mahalleleri kurulmasının ve oralara taşınılmamasının ardından, bugünkü krizde mahalle dayanışmasının da çok zayıflamış olabileceğini en azından bir hipotez olarak söyleyebilirim.

’ ’ ’ “Türkiye geçmişe göre daha örgütlü bir toplum”’ 

Yunanistan’da bütçe açığını düşürebilmek için uygulamaya konan kemer sıkma politikalarına halk sert tepki verdi. 2001’de Türkiye ekonomik krize girip acı ilaç içtiğinde ise hiçbir toplumsal olay yaşanmamıştı. Türkiye’de böyle olaylar olmasını istemiyoruz fakat farkın neden kaynaklandığı da Ayşe Buğra’ya sormadan edemiyoruz. Buğra sorumuzu şöyle cevaplıyor: “Hem ekonomik-sosyal yapı ile hem de politika ile ilgili bir konu. Türkiye’de kırsal kesim hala çok yüksek… Çalışanlarımızın yüzde 25’i tarımda çalışıyor. Şehirleşme dinamiklerimiz daha yeni. Yunanistan’da ise bu daha eskiye gidiyor. Ayrıca, Türkiye’de 1980 Askeri darbesinin ve ondan sonra gelen bütün baskıların, politikanın önünü tıkayan bütün engellerin bu tür hareketlerin de ortaya çıkmasını geciktirdiğini düşünebiliriz. Ama bu sefer o kadar rahat geçmeyebilir. Bu sefer daha örgütlü ve bilinçli bir toplum var. Türkiye örgütsüz bir toplumdu. Örgütlenme çabaları darbelerle kesintiye uğramış bir toplumdu. Artık bu durum yavaş da olsa değişiyor.”

’ ’ 
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/bariz-bir-calisan-yoksul-kesim-var/276583