Türkiye'deki değişimler nereye gidiyor?
Tarih: 11 Mayıs 2010 - 17:11
Türkiye hakkında çarpıcı bir analiz yayınlayan Wall Street Journal'a göre 'Türkiye'de bir şey olmaz demek çılgınlık"
Wall Street Journal
Türkiye AK Parti iktidarı altında zenginleşirken, İslami eğilimli hükümet ile laik düzen arasındaki kavga, sonu tahmin edilmesi zor bir yola giriyor.
Geçtiğimiz hafta Ortadoğu tarihçisi Bernard Lewise Türkiyenin nereye doğru gittiğini sordum. Türkiye hakkında en değer verilen çalışmalardan biri olan The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiyenin Doğuşu) adlı bir kitabı da bulunan Lewis, Mustafa Kemal tarafından kurulan laik cumhuriyetin 10 yıllık bir süre içinde İran İslam Cumhuriyetine benzeyebileceğini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2002den bu yana Türkiyenin dış politikasında çok büyük değişikliklere gitti. İsrailin Suriye ve İran ile bu ülkelerin desteklediği terörist gruplara karşı Türkiyeyle stratejik ortak olduğu günler geride kaldı. ABDnin bir zamanlar Sovyetler Birliğinden Saddam Hüseyine kadar tüm düşmanlarına karşı Türkiyeye bir savunma duvarı olarak güvendiği günlerin de sonu geldi.
Bugün, Erdoğanın kardeşim dediği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esadla mükemmel bir ilişkisi var, İsraili Gazzede gösterdiği vahşet yüzünden suçluyor, Hamasla diplomatik bir bağ kurdu ve Sudanın soykırımla suçlanan hükümetiyle güzel ilişkiler oluşturdu. Erdoğan ayrıca, yolsuzluk karıştığı iddia edilen seçimlerin ardından tekrar göreve gelen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecadı da ilk tebrik eden yabancı liderler arasındaydı.
ABD Başkanı Barack Obamanın yoğun ısrarlarına rağmen, Türkiyenin 10 milyar dolarlık ticari ilişkisi bulunan İrana uygulanmak istenen yeni yaptırımlarda oy kullanmayı reddeden Erdoğan, Dışişleri Bakanlığının Ermenistan ile düzeltmeye çalıştığı ilişkileri de sabote etti.
DEĞİŞİMLER NEYİN ÜRÜNÜ
Dış politikada görülen değişimler, Türkiyenin iç politik düzenlemelerindeki devrimin yansımaları. Laikliğin büyük destekçisi olan ordu Erdoğan hükümetinin saldırısı altında. Geçen hafta parlamentonun kabul ettiği referandumdan evet çıkması halinde laik düzenin bir diğer savunucusu olan yüksek mahkemeler kontrol altına alınabilecek. Bir de ABDnin Türk halkının gözündeki yerinin hiç olmadığı kadar aşağıda olduğunu da unutmamak gerek.
Tüm bu gelişmeler Profesör Lewisin yaptığı uyarıyı fazlasıyla destekliyor. O zaman neden aralarında laikler ve geleneksel liberaller de bulunan bir grup Türk Erdoğanın getirdiği değişikliklerden rahatsız olmuyor?
Bunun bir cevabı kendilerini kandırıyorlar olabilir: Liberaller, İran İslam Devriminde de ön safta yer almışlardı. Ancak ilerleyen dönemde hepsi Ayetullah Ali Hamaney tarafından acımasızca kenara itildi. Ancak bu durum Türkiye için pek inandırıcı değil.
Bir diğer akla yakın sebep, Ak Parti iktidarı döneminde Türkiyenin uğradığı ekonomik dönüşüm. 1997de yüzde 99 olan enflasyonu bugün tek haneli rakamlara çeken Türkiye için Goldman Sachs yüzde 7lik büyüme bekliyor. Bu performansla Türkiye eğer Avrupa Birliği (AB) üyesi olsaydı Avrupanın 2010da en çok büyüme gösteren ülkesi olacaktı.
İSLAMCI BURJUVA SINIFI
Bu dönüşümlerden fayda sağlayanların başında, Ak Partinin siyasi tabanındaki İslami burjuva sınıfı oldu. Eskiden ülkenin laik siyasetçileri ve iş dünyası elitleri tarafından kenara atılan bu sınıf, kızlarının hem üniversiteye gitmesini hem de başörtüsü takmasını istiyor. Diğer yandan, bu insanlar seçtikleri bir hükümet tarafından yönetilmek, atanmışların derin devleti ya da ülkede laikliği korumak için demokrasiyi ve refahı kurban eden çıkarcı memurlar, yargıçlar ve bürokratlar tarafından yönetilmek istemiyor.
Türkiye adına çelişkili olan sonuç, ülkenin daha zengin ve (bazı bakımlardan) daha demokratik hale geldikçe, Batıya özgü bazı özelliklerini bırakması. Erdoğanın nahoş komşularına olan düşkünlüğü şüphesiz kendi içgüdüleri, ideolojisi ve egosundan kaynaklanıyor. Ancak Erdoğanın tavrı aynı zamanda Türkiyenin kendi bölgesinde daha fazla yabancı kalmasını istemeyen halkın hislerini yansıtıyor.
NEREYE KADAR GİDECEK
En önemli soru, bu durumun nereye kadar gideceği. Erdoğanın iç politikadaki bazı güç oyunları Türkiyede de Putincilik akımının yayılmaya başladığının işaretini veriyor. Henüz Türkiyenin İsraile tamamen yabancılaştığını söyleyemeyiz ancak İrana yönelik bir İsrail saldırısı son noktayı koyabilir.
En önemlisi, Erdoağanın İslamcılık damgası sosyal ve siyasi hedefleri içinde ılımlı bir düzeyde mi kalacak yoksa agresif ve radikal bir görünüme mi bürünecek? Bu sorunun cevabını tahmin etmek ne kadar güçse, olasılıklar hakkında endişe duymamak o kadar çılgınca olacaktır.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/turkiyedeki-degisimler-nereye-gidiyor/275595