Yazdır

IMF’in yerine inandırıcı bir programı konmalı

Tarih: 10 Nisan 2010 - 01:33

Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Refet Gürkaynak, Türkiye’de 2006 yılından beri iktisat politikası boşluğu yaşandığını söylüyor. Orta Vadeli Program’ın bugünkü haliyle bir iktisat politikası metni olmadığını ifade eden Gürkaynak, IMF ile anlaşma yapılmamasının makul karşılanabileceğini...

IMF’in yerine inandırıcı bir programı konmalı Refet Gürkaynak, Türkiye’nin en etkin yeni kuşak ekonomistlerinden biri. Doktorasını Princeton’dan olan bugünkü FED Başkanı Ben Bernanke ile ortak bir makalesi bulunan Gürkaynak, IMF ile yapılmamış olmasını makul karşılayan ekonomistlerden. Fakat yerine inandırıcı bir iktisat programının konulmamasını da kaygıyla izliyor. Çünkü O’na göre Türkiye, 2006 yılından bu yana bir iktisat programından yoksun. Murat Öğütcan / Ekonomist Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Refet Gürkaynak, Türkiye’de 2006 yılından beri iktisat politikası boşluğu yaşandığını söylüyor. Orta Vadeli Program’ın bugünkü haliyle bir iktisat politikası metni olmadığını ifade eden Gürkaynak, IMF ile anlaşma yapılmamasının makul karşılanabileceğini, fakat yerine inandırıcı bir iktisat politikasının konulması gerektiğini belirtiyor. Doktorasını ABD’nin saygın üniversitelerinden Princeton’dan alan Refet Gürkaynak’ın bugünkü ABD Merkez Bankası(FED) Başkanı Ben Bernanke ile ortak bir makalesi de bulunuyor. 2001 ile 2005 yılları arasında FED’de de görev yapmış olan Gürkaynak ile Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri konuştuk. Ekonomist: Türkiye 2001 krizinden sonra bir dönem yıllık bazda yüzde 7 ortalama ile büyüyordu. Bu trend şimdi tersine döndü, geçen yılki global krizin etkisiyle küçülen Türkiye ekonomisinin bu yıl ancak yüzde 3 ile 4 arasında büyümesi bekleniyor. Sizce yakın dönemde yüzde 7 ortalama ile büyüyen Türkiye ekonomisi, bugün nasıl bir patikaya girmiş bulunuyor? Refet Gürkaynak: Türkiye’nin ekonomik büyümesine Cumhuriyet döneminden itibaren baktığımızda (10-15 yıllık zaman dilimleri içinde) genelde yılda yüzde 4-5 civarında bir büyüme performansı görüyoruz. Yüzde 4’den biraz yüksek fakat yüzde 5’i pek aşmayan büyüme oranları. Bunun bazı istisnaları var. Örneğin 2001 krizinden sonra Türkiye hızla büyüdü. Çünkü Türkiye o yıllarda hakikaten iyi iktisat politikası uyguladı ve bunun faydasını da gördü. Türkiye’nin ekonomik yavaşlaması aslında 2006 yılında başlıyor. Türkiye, 2006’da neyi yanlış yaptı ki ekonomik aktiviteler yavaşladı? Gürkaynak: 2006 yılı, 2001 programının içerik olarak bittiği dönemdi. O döneme kadar ‘bu tarihte şu iş yapılacak şu tarihte bu iş yapılacak’ diyebiliyorduk. Örneğin 2004’te hükümetin ne yapmasını bekliyorsunuz diye sorulduğunda elimizde açık seçik bir liste vardı. Bugün ise ‘Sürdürülebilir büyüme sağlanacaktır’ deniliyor ama bunun nasıl yapılacağı belli değil. Sürdürülebilir büyüme bir temenni ama bir iktisat politikası değil. Ben Türkiye’de 2006’dan beri bir iktisat politikası boşluğu olduğunu düşünüyorum. IMF ile anlaşmamak sizce hata mı oldu? Gürkaynak: Bunu söylemiyorum. IMF ile anlaşılmak istenmemiş olabilir. Biz haklı olarak IMF’yi kötü zamanlarımızla özdeşleştiriyoruz. Çünkü ne zaman krize girsek, beraberinde IMF geldi. Ama eğer IMF ile anlaşmıyorum diyecekseniz o zaman yerine inandırıcı bir iktisat politikasını koymanız gerekir. Fakat böyle bir iktisat politikası yok şu an… Gürkaynak: Şu anda yok… Orta Vadeli Program (OVP) bugünkü hali ile bir iktisat politikası metni değil. OVP’de isteklerin neler olduğu belirtiliyor. OVP metninin içinde daha çok vergi toplayacağız ifadesi yer alabilir fakat bu nasıl yapılacak? Daha fazla mı denetim yapılacak? Nasıl olacak? 2009’un ilk yarısında dünyanın en çok küçülen ülkeleri arasında yer aldık. Hem de mali kriz yaşamadığımız halde… Bankacılık sektörümüzün batmadığı, döviz kurunun hızla yükselmediği bir ortamda… Mali bir kriz olmadığı halde bu kadar büyük üretim kaybı, o kadar büyük istihdam kaybının yaşanması Türkiye’nin çok ciddi bir iktisat politikası sorunu olduğunu gösteriyor. İki soruyu birlikte sormak istiyorum. Bu şekilde giderse Türkiye ekonomisi ne kadar hızlı büyür? Şeffaf, açık bir iktisat politikasının ortaya konması halinde ne hızda büyür? Gürkaynak: Türkiye’nin bu yıl yüzde 3- 3.5 arasında büyüyeceği tahmin ediliyor. Ben Türkiye’nin bu seviyenin üzerinde büyüyeceğini düşünüyorum. Fakat geçen yıl sert şekilde daraldığımız için bu yıl zaten büyüyeceğiz. 2010 kötü bir yıl olmayacak ancak 7’leri gördüğümüz bir yıl da olmayacak. Fakat 2010 ölçü olmaz. Çünkü o kadar sert şekilde daraldık ki zaten büyüyeceğiz… Gürkaynak: Evet… Çok hızlı daralmadan sonra bir normalleşme süreci olacak. Fakat daha iyisi için bir şeyler yapmak gerekir. Örneğin hükümetin ciddi bir maliye politikası uygulamaya niyeti var mı? 2002-2006 yılları arasında hükümetin mali politikaları ciddi anlamda uyguladığını gördük ve bunun ekonomik performansa çok faydası oldu. Böyle yaparsak yine yüzde 7’leri görür müyüz? Bence biraz zor… 2001’den sonra uzun zaman Türkiye’nin yüzde 7 ortalama ile büyümesi ekonomiye olumlu katkılar yaptı. Daha küçük bir ekonomiyseniz daha hızlı büyüyebilirsiniz. Çok fazla verimsiz alan vardır, biraz düzeltirseniz büyüme hızlanır. Daha sonraki yıllarda yüksek ölçekte büyümeyi devam ettirmek ise daha fazla çaba gerektirir. Türkiye’nin doğru politikaları uygulaması halinde yüzde 7’ler olmasa bile yıllık bazda yüzde 6-6.5’luk büyüme performansına ulaşabileceğini düşünüyorum. Bu ölçekte büyüme performansına ulaşılabilmesi için neler yapılması gerekir? Gürkaynak: Biz 2003’te, 2004’te neyi doğru yapmıştık diye bakmak gerekir. Hükümet mali disipline, iktisadi disipline önem veriyordu. Gerekli bilgilendirmeler yapılıyordu. Olmadık siyasi şoklar yaratılmaktan da kaçınılıyordu. Siyasi olarak önünüzü görmediğiniz bir ülkede iktisadi olarak da uzun vadeli düşünmeyi gerektirecek işleri özellikle yatırım türü işleri yapmak istemiyorsunuz. Türkiye’nin bu dönemdeki politik atmosferi büyümenin önüne geçebilecek bir sorun yaratabilir mi? Gürkaynak: Küçük dalgalanmalar değil fakat devamlı krizlerin olduğu bir ülkede yaşıyorsanız bu hızlı büyümeye engel olur. İktisadi risk algısını sadece iktisadi riskleri değil siyasi riskleri artırarak da yükseltebilirsiniz. Risk algısı artınca borçlanma maliyetleri artıyor. Yatırım azalıyor. Dış yatırım ilgisi azalıyor. Zaten önümüzdeki dönem dış yatırımdan yana kolay bir zaman olmayacak. İç kaynakla büyümeye çalışıyoruz. Hükümetin 2011 yılı, 2009 yılı gibi değil, 1998 yılı gibi değil 2005 yılı gibi olacak dedirtmesi gerekir. Bunun içinde gerekli olan açık ve takip edilebilir iktisat politikası hedeflerini ve araçlarını ortaya koymaktır. ABD’NİN ŞÖHRETİ AVRUPA’DAN İYİ Yunanistan merkezli bütçe açığı ve kamu borç probleminin İtalya, İspanya gibi ülkeleri de içine alarak Avrupa kıtasına yayılmasından endişe ediliyor. Bu yüzden başta Yunanistan olmak üzere birçok ülke mercek altına alınmış durumda. ABD ekonomisine yönelik ise böyle bir tartışma yapılmıyor. Halbuki gerek kamu borcu gerekse bütçe açığı açısından incelendiğinde ABD, Avrupa’dan daha iyi konumda değil. Peki neden Avrupa’daki sorunlar tartışılırken, ABD ekonomisine ilişkin bu yapılmıyor? Gürkaynak’a bu soruyu sorduk ve şu cevabı aldık: “ABD geçmişte de büyük bütçe açıkları verdi. Fakat gerektiğinde bütçe açıklarını kapatabildi. Bunu defalarca yapabildi. Halbuki Avrupa’da sorunu bulunan bazı ülkelerin bir kısmı bu konuda tarihlerinde başarılı olabilmiş değiller. İtalyanlara, Yunanlılara sorduğunuzda onlar da aynını söylüyorlar. Yunanlılar tarihimizde toplamadığımız kadar vergi toplamamız gerekiyor diyorlar. ABD ise gerektiğinde vergi toplayarak yüksek bütçe açıklarını kapatabiliyor. Geçmişte bunu yaptılar dolayısıyla bu konuda daha iyi bir şöhretleri var.”
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/imfin-yerine-inandirici-bir-programi/272930