Yazdır

TÜİK il bazında yeni veri üretecek

Tarih: 15 Şubat 2010 - 14:49

TÜİK Başkanı Ömer Toprak, başka kurumlarla işbirliklerini artırmak istediklerini ve bu çabalarının sonuçlarının da yakında görüleceğini belirterek Maliye Bakanlığı ile yeni projeler üzerinde çalıştıklarını anlattı. Mükerrer çalışmaları da ortadan kaldırmak istediklerini de kaydeden Toprak, bir çok...

Hüseyin GÖKÇE- DÜNYA ANKARA Özellikle enflasyon sepetindeki ürünler yüzünden zaman zaman kamuoyunun hedef tahtası haline gelen Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), daha önce 2 yıl geriden gelen il bazında işsizlik, sektörlere göre işyeri sayıları ve ciro gibi bilgilerin yayımlanma takvimini 6 aya çekmeye hazırlanıyor. Ankara Sohbetlerine konuk olan TÜİK Başkanı Ömer Toprak, özellikle sanayi sektörüne ilişkin il bazında daha detay bilgilerin yer aldığı verileri, Maliye Bakanlığı ile birlikte açıklamak üzere çalışmalar sürdürdüklerini söyledi. Kuruma yönelik zaman zaman haksız eleştiriler geldiğini belirten Toprak, "Enflasyon yüzde 75 iken bize inananlar, enflasyon düşünce bizi yalancılıkla suçluyor" dedi. Toprak, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe'nin sorularını cevaplandırdı. Toprak Maliye Bakanlığı'nın yanı sıra tarım sektörü istatistikleri konusunda da bazı sıkıntılar yaşandığını belirterek "Bununla ilgili çok önemli çalışma yapacağız. Tarım Bakanlığı ile ortak proje yürütüp, tarım istatistikleriyle ilgili tahmin modeli ve zamanlama konusunda bazı çalışmalar yapacağız" bilgisini verdi. Toprak ayrıca Özürlüler İdaresi ile de çalıştıklarını kaydetti. -TÜİK'in son dönemlerde veri çeşitliliğine yönelik çalışmalarını artırdığını görüyoruz. Örneğin mevsimsel etkilerden arındırma.... Geçen yıl bir çok veriyi ilk kez yayımladık. Hatta bunların bir kısmını da sıkıştırmak zorunda kaldık. Bu yıl aynı verileri daha düzenli bir şekilde yayımlayacağız. Bazı çalışmaları ise bütün verilere uygulamak durumundayız. Bunlardan bir tanesi de mesela mevsimsel etkilerden arındırma çalışması. Şu an bunu sanayi üretimi ve milli gelirde yapıyoruz. Ama 2010 yılı ikinci altı ayında işgücü araştırmasını da aynı kapsamda yayımlayacağız. -Bu arada bazı işleri de başka kurumlara devrediyorsunuz. Güven endeksini Merkez Bankası, açılan kapanan şirketleri TOBB yayımlıyor.... Bu bizim açımızdan çok önemli bir konu. Sadece bizim açımızdan değil, Türkiye'de belli bir algının yerleşmesi açısından da çok önemli. Çünkü istatistik üretimi, gerçekten tek kurumun tek başına üreteceği bir yapıda değil. İstatistik üretiminde istatistik ofisleri kadar, kamu kurumu kayıtları da çok önemlidir. Bizim nihai olarak aynı istatistiklerle ilgili olarak kamu kurumlarının mükerrer çalışmasını tamamen ortadan kaldırmak istiyoruz. Yani aynı konuda farklı kurumlar istatistik açıklamayacak. Hangi kurum daha düşük maliyette ve daha güvenilir veri açıklayacaksa, istatistik üretimini o kuruma devredeceğiz. Bu durum aynı zamanda birden çok yere cevap verme durumunda kalan cevaplayıcı kitleyi de rahatlatacak. Örneğin açılan kapanan şirketler istatistiği. Bununla ilgili kayıtlar TOBB bünyesindeki Ticaret Sicil gazetesinde yayımlanıyor. TOBB bize geldi ve "Benim potansiyelim gelişti, kapasitem yeterli, bunu ben yapmak istiyorum" dedi. Biz de uygun gördük ve bu verileri artık TOBB yayımlıyor. -Başka kurumlara devredilecek başka istatistik var mı? Biz verimlilik alanından da tamamen çekildik ve işi Milli Prodüktivite Merkezi'ne devrettik. Tamam biz veri değerlendirme işinde çok iyiyiz ama verimlilik bizim uzmanlık alanımız değil. Dolayısıyla bizim uyguladığımız yöntem, MPM'nin ki kadar uygun olmayabilir. Şimdi veri altını biz hazırlıyoruz, verileri toplayıp değerlendirme işini MPM yapıyor. Biz çalışmalarımız kapsamında amacımız, kurumların kültürlerinin de olanak sağlayacağı şekilde ülkenin ihtiyaç duyduğu en geniş istatistik parametresini, tahminlerini kullanıcılara sunmaktır. "Hedef koyan ve bunu ölçen kurum aynı olmamalıdır" Bir kriter daha var. Şimdi öyle istatistik konuları vardır ki hedef koyarsınız, sonra da bunu ölçersiniz. Örneğin, Sağlık Bakanlığı önümüzdeki yıl dizanteriden ölen sayısını sıfırlayacağım diye politika koyar. Bu politikayı koyan ile bunun gerçekleşip gerçekleşmediğini ölçenin aynı olması sıkıntı yaratır. Bu yanlış anlaşılmasın, hem hedef koyup, hem buna ulaşıp ulaşmadığımı ölçeceğim mantığı uygun bir mantık değil. Dolayısıyla burada ayırıcı parametre daha var o da şudur, politika koyanla istatistik üreten aynı olmaz. Ölüm nedeni istatistiklerini Sağlık Bakanlığı değil TÜİK yapsın diye anlayış var. Aynı şey enflasyon için de geçerlidir. Merkez Bankası enflasyon hedeflemesi yapar. Aynı zamanda Merkez Bankası enflasyonu ölçtüğünü düşünün, tabii ki olmaz. Ancak bizim sınırımız rakamları açıklayana kadardır, ondan sonra susarız. Biz rakamlarımızı hesaplayalım, en geniş tekniklerle uluslararası normlara uygun şekilde verileri toplumumuza sunalım. Ama sunarken de en iyi anlaşılır olmasına dikkat edelim, veriyi eş zamanlı olarak herkese duyuralım. Ancak bunları yaptıktan sonra bir kelime dahi yorumlamayalım. Bizim işimiz yorum değil, herkes kendi açısından bakıp değerlendirsin. Eskiden sadece ekonomik alana bağlı çalışmalar yaparken, şimdi sosyal araştırmalara da yer veriyoruz. Yaşam memnuniyeti araştırması bir ilkti. Gelir yaşam koşulları araştırmamız var. Bir yandan objektif sorular sorarken, diğer yandan sosyal hayatıyla ilgili sorunları belirlemeye yönelik soruları da içeren, bir bakıma sosyal hayat ile objektif parametreleri, bir arada derlediğimiz bir araştırma olma özelliği taşıyor. İstatistik işi aynı zamanda bir kültürdür ve Türkiye bence bu konuda son zamanlarda iyi yol alıyor. -Bir çok insan, yerel düzeyde ,özellikle il bazında veri temininde güçlük çektiklerini ifade ediyorlar.... İstatistik ofisleri, her türlü bilgiyi alan araştırmasıyla alacaklar diye bir şey yoktur. İstatistik ofisi dışında diğer kurumların, yerel düzeyde tuttukları kayıtlar çok iyi durumdaysa, ofisler bunları alıp yerel düzeyde istatistik üretmekte kullanır. Şunu da belirtelim ki hiçbir kurum, ihtiyaç duyulan her düzeyde veriyi elde etme imkanına sahip değildir. Ancak artık bizim kurumlarımızın da tuttukları kayıtlar, teknolojideki gelişmeye paralel olarak, çok iyi durumda. Bizim en büyük stratejik yönümüz budur. Bir çalışma yapacaksak önce bunun bir veri tabanını kurabilir miyiz? Eğer bunu yapamıyorsak alan araştırmasıyla bunu ne derece güvenilir elde edebiliriz ona bakıyoruz. Bu anlamda Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi(ADNKS) bir ilktir. Biz eskiden 5-10 yılda bir açıkladığımız, nüfusumuzu, iller arası göçü, eğitim durumu, medeni durumu, ölüm olayların hepsini artık her yıl açıklayabiliyoruz. Dolayısıyla veri üretim süreçlerinin içinde bizim yapmaya çalıştığımız ana stratejiyi, en küçük, yerelde veri ihtiyacı oluyor. Sadece TÜİK olarak bizi üretmemiz mümkün değil, diğer bütün kurumların kayıtlarını kullanmamız gerekiyor. "Sanayiyle ilgili daha detaylı veriler açıklayacağız" -Maliye Bakanlığı ile de ortak bir çalışma yürütüyorsunuz galiba? Evet, aynı şeyi Maliye Bakanlığı ile birlikte yapmaya çalışıyoruz. Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğümüzün Mernis kayıtları elimizde bulunuyor. Biz de bir alan araştırmasıyla TC kimlik numaraları ile ulusal adres veri tabanını manyetik ortamda bir araya getirerek ikisini birbirine bağladık. Bugünlerde Maliye Bakanlığı ile de sanayi verilerimiz üzerinde aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bizim iş kayıtlarımız tamamen Maliye Bakanlığı kayıtlarına dayanmaktadır. Yani biz bir işyeri örneklemesi yapacağımız zaman ihtiyacımız olan listeyi zaten Maliye Bakanlığı'dan temin ederiz. Zaten Maliye Bakanlığı istatistik üretimi konusunda çalıştığımız en iyi kurumlardan bir tanesidir. Biz bu listeden örnek seçer, alana gideriz, alandan verileri derler, onun tahmin haline getirilmesi için gerekli çalışmaları yaparız. Yapmaya çalıştığımız kayıtları daha iyi kullanarak, sanayiyle ilgili, kısa dönemli, daha hızlı, daha detaylı, bir veri üretim sürecine girebilir miyiz, şu anda onun arayışı içindeyiz. Örneğin ADNKS ile hane halkı tarafını hallettik. Eğer Maliye Bakanlığı ile çok sıkı bir çalışmayla işyeri tarafını da halledersek, ortada hakikaten birbiriyle entegre edilebilir, mikro ölçekte, en düşük düzeyde veri sağlayıcılardan faydalanabiliriz. Bütün kamu kurumları kendileriyle ilgili verileri tamamen sağlıklı bir şekilde yerel bazda tutmuş olsa, TÜİK'e verileri alıp, tek bir tabloda bütün kullanıcıların kullanımına sunmak kalır. Ancak burada eksiklik ve tutarsızlığa dikkat etmek gerekir. Nasıl ki farklı zamanları gösteren iki saat yerine, yanlış da olsa bir tek saat olmasının yarattığı algı daha iyiyse, diğer durumda da verilerin doğruluğu aynı şeydir. Biz hakikaten resmi istatistik programı kapsamında bütün kurumlarımızla çok iyi çalışıyoruz. Onlar da en detaylı veriyi TÜİK ile beraber yapmak istiyorlar. Güçlerimizi birleştirip iyi istatistikler üretmeyi istiyoruz. -Bu çerçevede sanayi üretimini de mi değişik yöntemle açıklayacaksınız? Maliye ile yaptığımız çalışmanın sanayi üretimi ile ilgisi yok. Maliye Bakanlığı üretim verisini derlemez, ama mesele, Maliye Bakanlığı'nın derlediği verilerden, istatistik ihtiyacı olan alanlara ilişkin hangi başlıklar üzerine çalışılabilir ve daha kısa dönemli kullanıcısının istifadesine sunulabilir, bunu belirlemektir. -Veri yayımlama takvimlerinde gecikme olduğunu düşünüyor musunuz? Bizim ancak 24 ayda yenileyebildiğimiz yıllık yapısal iş istatistikleri var. Bu çalışmaların yüzde 80-90'ını çok daha kısa dönemde ortaya çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Şu anda yıllık ve bölgesel yapabiliyoruz. Bunun sonuçlarını ancak 24 ay sonra duyurabiliyoruz. AB ise aynı verileri 18 ayda yayımlıyor. Maliye Bakanlığı ile yaptığımız çalışmalar sonucunda, sanayi sektörüyle ilgili bir çok verinin yayımlama süresini 6 aya kadar düşürebileceğimize inanıyorum. Temel stratejimiz şu. Halen alan araştırmasıyla yaptığımız çalışmalarda, Türkiye geneli için tahmin ürettiklerimizin kapsamını değiştirelim, bölgesel hale getirelim. Hali hazırda bölgesel olarak yaptıklarımızın da çapını kapsamını ve diğer kurum kayıtlarının kullanım miktarını artırıp il bazına getirelim. Yani Maliye Bakanlığı verileri bizim açımızdan çok kritik. Eğer bu sürecin sonunda Maliye Bakanlığımız ile bir veri paylaşım protokolüne sahip olursak, hem alan araştırmasına dayalı hem de Maliye Bakanlığımızın elindeki kayıtlara dayalı veri üretebileceğiz. Yapısal iş istatistikleri içinde yerel bazda, istihdam, ciro, katma değer, sektörel şirket sayıları gibi veriler yer alıyor. -Enflasyon sepetiyle ilgili çalışmalar ne durumda? Biz sepette güncelleme diye bir problemimiz yok. 2005 yılından bu yana zincirleme güncelleme yöntemine geçtik. Her yılın sonunda o yıl içinde yaptığımız araştırmaya dayalı olarak sepeti güncelliyoruz. Yeni tüketilen şeyler varsa giriyor, tüketilmeyenler çıkıyor. Enflasyonda Ocak ayının başından, Aralık ayının sonuna kadar bazı aileleri takip ediyorum. Yıl sonu geldiğinde örneğin peynir, ekmek, vs... ne kadar tüketmişler. Bunları döküyorum, harcama ağırlıklarına bakıyorum. Herkesin aldığı peynirlerin maliyetini topluyoruz. Bütün hane halklarının toplam maliyeti ile toplam peynire harcanan parayı oranlıyoruz . Yani herkesin peynire harcadığı toplam parayı toplam harcamalara bölüyoruz. Böylece peynirin ağırlığını belirliyoruz. Tam yağlı, yarım yağlı, kaşar peyniri, hepsini ayrı ayrı topluyoruz. Burada kişisel insiyatif olmaz. Herkesin kullanmadığı, artık üretimi de çok fazla yapılmayan ürünler varsa bunları sepetten çıkarıyoruz. Bizim fiyat defterlerimizi görseniz, yapılan işin ne kadar hassas olduğunu anlarsınız. -Yeni bir veri yayımlayacak mısınız? Bölgesel milli gelir ve illere göre işsizlik rakamlarını açıklamaya devam edeceğiz. Zamanlamamızı bir miktar daha önce çektik. Bölgesel işsizlik oranlarını Mayıs Haziran civarında açıklıyorduk Mart'a çektik. İl bazındakini ise Haziran'da açıklayacağız. Tarımla ilgili istatistik konusunda bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bununla ilgili çok önemli çalışma yapacağız. Tarım Bakanlığı ile ortak proje yürütüp, tarım istatistikleriyle ilgili tahmin modeli ve zamanlama konusunda bazı çalışmalar yapacağız. Özürlüler İdaresi ile de birlikte çalışıyoruz, sorun ve beklentilerini araştıracağız. ***** KUTU Enflasyon yüzde 75 çıkınca inanıyorlar yüzde 5'e düşünce yalancı diyorlar TÜİK Başkanı Ömer Toprak, kurumla ilgili eleştirileri yanıtlarken yapıcı eleştiriler beklediklerini anlattı. Enflasyonu 14 yıldır aynı ekibin hesapladığını açıklayan Toprak, "Enflasyon yüzde 75 iken bize inananlar, yüzde 5'e düştüğü zaman bizi yalancılıkla suçluyor. Enflasyonu 14 senedir aynı ekip hesaplıyor. Enflasyon hesabından sorumlu arkadaşımız 20 yıldır kurumda çalışıyor. 14 yıldır da mevcut işinin başında. Avrupa ile sepeti kurma şeklimiz, ağırlıkları bulma şeklimiz hep aynı. Hatta metodolojide aynı durumdayız" dedi. Veri üretirken uluslar arası normları dikkate aldıklarını kaydeden Toprak, "Bir kere Avrupa'da bütün istatistik ofislerinin başkanları yılda iki kez bir araya gelir ve ortak çalışma yaparlar. Örneğin "Bir konuyu şöyle yapalım" diye karar alınır, bunu biz dahil hepsi uygular. Böylece aynı zamanda bir konuda ülkeleri de karşılaştırma imkanı buluruz. Kurum olarak, kendimizi nasıl daha iyi ifade ederiz arayışı içerisindeyiz. Şu anda bir planlamamız var" bilgisini verdi. Bazı eleştiriler çok kırıcı "Eleştirel bakış her zaman kabulümüzdür" diyen Toprak, şöyle devam etti: "Ancak bazen öyle cümleler oluyor ki insanlar çok üzülüp kırılıyor. Bazen teknik arkadaşları ben gidip teselli etmek zorunda kalıyorum. Eğer eleştiride, "TÜİK bunu yanlış yapıyor, aslında böyle yapması gerekir" diye yaparsanız, ben de oturup düşünür, söylediği uluslar arası normlara daha mı uygundur? Ona bakar belki de kendimi değiştiririm. Hatta cümlenin sonunda TÜİK manipülasyon yaptığı için dediği zaman, buradaki insanlar çok etkileniyor." Rakamlar beklediği gibi çıkmışsa 'doğru yapmış' diyor Medyayı çok iyi takip ettiklerini, ilgili kişilere dönüşler yaptıklarını anlatan Toprak, "Bu yüzden biz rakamı açıklayıp, noktayı koyalım diyoruz. Gazeteler kendi bakışlarını ortaya yansıtsınlar diyoruz. Bizim elimizde uluslararası metodoloji diye bir cetvel var ve ölçümlerimizi buna göre yapıyoruz. Bunu söylerken kimsenin bize etkisi, telkini yok. Ancak, öyle bazı arkadaşlar var ki TÜİK olarak bunların kalbini, zihnini kazanma gibi bir ihtimalimiz yok. Çok ilginç örnekler vereyim, sanayi üretiminde çöktüğümüz dönemler oldu. Bizi çok eleştiren arkadaşlarımızın yüzde 25 küçülme olduğu dönemdeki yazılarına baktım, TÜİK'e çok güveniyorlardı. Çünkü rakamlar beklentileri ölçüsünde çıkıyordu. Bugün rakamlar biraz pozitif görülmeye başlanınca "Yahu yine başladı TÜİK" gibi sözler de çıkıyor. Bu da bizi çok kırıyor. Yani rakamlar beklentisi ölçüsünde gerçekleştiği zaman, "Arada bir de doğru yapıyor canım" diyor. "Ben yanılıyor olabilirim demiyor, TÜİK kesinlikle bir şey yapıyor" diyorlar. Mesele rakamlar beklediği gibi gelmeyince, "TÜİK kesinlikle yalan söylüyor"a gelince tartışma zemini ortadan kalkıyor. Bana "Siz bu yöntemi uyguluyorsunuz ama yanlış yapıyorsunuz, çünkü dünya böyle yapmıyor" diye gelirseniz, başımın üstünde yeri var. Oysa yapıcı eleştiriler, bizim daha faydalı işler yapmamıza yol açıyor. Hatta bu yapıcı eleştiriler, mevsimsel etkilerden arındırma çalışmalarımızı 1 yıl erkene almamıza yol açtı. Biz amacımız bunu, bütün altyapıyı tamamlayıp, bütün verilerle ilgili yapmaktı. Kriz var mı, yok mu, çıkıldı mı? tartışmaları yapıldı, yani yön kaybettiğimiz bir dönem oldu. Burada en önemli şikayet konularından bir tanesi, mevsimsel etkilerden arındırmaydı ve bunu çıkarmanın arayışına girdik" değerlendirmesinde bulundu.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/tuik-il-bazinda-yeni-veri-uretecek/268976