Yazdır

Özer Çiller: Türkiye'yi ferah günler bekliyor

Tarih: 14 Şubat 2010 - 12:22

Özer Uçuran Çiller ile son kitabı Yazgı/Değişken Kader isimli kitabını konuşmak için buluştuk. Tansu Hanım konuşmama kararı alınca siyasi sorulara cevap vermek de Özer Çiller'e düştü.

Biz de yaklaşan 28 Şubat'ı fırsat bilip hem o dönemi hem de Türkiye'nin önemli gündem maddesi Ergenekon ve darbe planlarını sorduk... Tansu Hanım ekonomide Erdoğan'a yardımcı oluyor "Kendimi Tanrı'ya pazarlama aşamasındayım" diyorsunuz. İnsan ne zaman bu aşamaya geliyor? Doğduğumuzda daha fazla süt emmek için kendimizi önce annemize, okula gidiyoruz; hocamıza, işe başlıyoruz; patronumuza sonra müstakbel eşimize pazarlıyoruz. Benim yaşıma geldiğinizde ise kendinizi Tanrı'ya pazarlamaya başlıyorsunuz. Çünkü şimdi iç huzuru aramaya başladım, gençken huzuru düşünemezdik bile, sürekli hedefler vardı ve bir girdabın içindeydik. Çocuklarımıza bile zaman ayıramıyorduk, sevgi veremiyorduk. Peki, kendinizi Tanrı'ya 'pazarlamak' için neler yapıyorsunuz? Pazarlamak belki çok doğru bir kelime değil, hazırlamak daha doğru olur. Ben Tanrı ile yatıp Tanrı ile kalkıyorum. Bu pazarlama değil, benim ihtiyacım. İbadeti kendi tarzımda yapıyorum. Yemek yiyorum, şükrediyorum, yatıyorum şükrediyorum. 30 yıldır bu yalıda yaşıyoruz, her sabah saunaya girerim ve 45 dakika dua ederim. Ilık bir suya dualarımı okurum. Ailem, çocuklarım, eşim ve kendim için ne istiyorsam Tanrı'ya onu ifade ediyorum. Ondan sonra suya üflüyorum. Suya dua okumayı babaannemde de görüyordum. (Gülüşmeler) Hiç namaz kılma ihtiyacı hissediyor musunuz? Böyle bir ihtiyaç hissetmiyorum. Sürekli Tanrı'yla beraberim. Ama gençken beş vakit namaz kılanları takdir ediyorum. Kendini sevmenin önemli olduğunu söylüyorsunuz, insan ne zaman kendini sever? Bir insan kendini sevmiyorsa başkasını da sevemez. Bunun iki önemli noktası var. Bir tanesi bütünsel dürüstlük, bir tanesi de hoşgörülü ve hayırsever olmak. Fiziksel egzersiz gibi sürekli iyilik yapmak lazım. Benim 7 günlük bir ajandam var. Her gün yaptığım iyiliği yazıyorum. İyilik ajandasında neler kayda düştü? Ablamı ayda bir arıyorum, aile büyüklerini bayramlarda aramayı ihmal etmiyorum. Bunları yazıyorum çünkü daha önce bunları yapmazdım. Bahsettiğimiz şeyler aslında her daim var olan geleneklerimiz. Yeniden bir öze dönüş var galiba. Tabii. Benim babaannem, dini bütün bir insandı. Kendisini tanıma fırsatı buldum, bazı gelenekleri ondan öğrenmiş olabilirim. Bana namaz kılmayı da o öğretti. Saint Joseph'e giderken okuldan döndüğümde namaz kılıyordum. Papaz mektebinde kılamıyordum, yer de yoktu zaten. Tanrı bilime nasıl merak saldınız? Aslında gençliğimde de bu konulara kafa yorardım. Tansu Hanım'la ilk tanıştığımızda Markiz Pastanesi'ne gitmiştik, ona "Yaşam nedir, Tanrı nedir?" diye sormuştum. O da aklından "Bu çocuk deli olmalı." diye geçirmiştir herhalde. Markiz'de "Bu adam deli olmalı!" diyen kadın, sizinle aynı değişimi yaşıyor mu? Tansu Hanım ve çocuklar, bendeki değişimi görüyor ve mutlu oluyor. Onda da bazı değişiklikler oldu ama insan ancak güçlü kişiliği tamamladıktan sonra kendini sevebiliyor. Bütünsel dürüstlük çok önemli. Kilolu bir insan, bütünsel dürüst bir insan değil. Tansu Hanım'da biraz kilolar olduğu için henüz kendini sevme aşamasında. Şimdi de bunu tamamlayabilmek için kilo vermeye çalışıyor ve bantta yürüyor... (Gülüşmeler) Kitabınızda sürekli 'iyi düşünürseniz iyi ile karşılaşırsınız' vurgusu var. Türkiye'nin gündeminde bu kadar olumsuzluk varken olumlu bakmayı kendinizi gündeme kapatarak mı başarıyorsunuz? Hayır, hayır! Haberleri seyrediyorum, günde 5 gazete okuyorum. Buda'nın bir sözü vardır: "Her şey yükselir ve sona erer." Her üzüntü ve keder gibi. Yaşananlara bakıp her olumsuzluğun, yükselip sona ereceğini düşünmek lazım. Yani siz Türkiye'nin daha iyiye gideceğini mi düşünüyorsunuz? Tabii. Türkiye'nin daha iyiye gideceğine inanıyorum. Ekonomik zenginlik açısından dünya 16.'sıyız. Tansu Hanım'a göre 10 yıl içerisinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alacak iki İslam ülkesi var. Biri Türkiye, diğeri de Endonezya. Eşiniz 28 Şubat sürecinin önemli siyasi aktörlerinden biriydi. Bu yalıda o günlere dair ve bugünkü darbe planlarına ilişkin neler konuşuluyor? Biz tam 28 Şubat'ın göbeğindeydik. Tansu Hanım'la baş başa kaldığımızda o günleri hasbıhal ediyoruz. 28 Şubat, bir evrimleşme dönemiydi. Aslında 28 Şubat, Erbakan'a yapılmadı, Tansu Hanım'a yapıldı. 'Niye dinci bir partiyle koalisyon kurdun?' diye eleştirildi. Tansu Hanım siyaseti bıraktıktan sonra kabuğuna çekildi. Bazı çevreler yeniden bir siyasi hamle yapacağını konuşuyor. Doğru mudur? Onlar olumsuz düşünenler. (Gülüşmeler) Tansu Hanım'ın siyasette olması, olumsuz bir durum mu? Belirli bir yaşa geldi. Siyasette artık gençlerin yer alması gerektiğini düşünüyor. Siyaset virüs gibi, girdiği zaman çıkmaz. Şimdilik böyle bir düşüncesi yok. Ama belli olmaz, dünyanın bin türlü hali var. Şu anda ülkenin bütünlüğünü düşünüyor. Kendisi Tayyip Bey'e ekonomi anlamında yardımcı oluyor, zaman zaman görüşüyorlar. Süleyman Demirel'le görüşüyor mu? Bayramlarda görüşüyorlar, o kadar. Siyasi konuşmalar yapmıyorlar. 28 Şubat sürecinin sizin için çok sancılı geçtiği kesin. Bizim bilmediğimiz ne tür sıkıntılar yaşadınız? Bugün de Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi 12 yıl boyunca ne çektiğimizi biz biliriz. Hakkımızda her gün gazetelerde yalan yanlış onlarca haber yayınlanıyordu. Müslüman bir ülkede kadın başbakan olmak çok zor. Ülke siyasi dönemeçten geçiyor. Darbe planlarını, Ergenekon haberlerini okuyunca ne hissediyorsunuz? Siyasetçi olamadığım için darbe planlarını sokaktaki bir insan gibi değerlendiriyorum. Artık darbe dönemleri geçti. Ben, olaylardan korkmuyorum. Bunları yeni bir çağın Türkiye için doğum sancıları olarak değerlendiriyorum. AK Parti'yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaptıklarını olumlu buluyorum, bir kere çok çalışıyorlar. Bırakın Türkiye'den, büyük pencereden bakmayı, İstanbul'a bakınca bile birçok değişiklik fark ediliyor. Etraf çiçeklerle dolu, temizlik hiçbir dönem görmediğimiz kadar iyi. Çok başarılı ve çalışkan buluyorum. Ama hata yapmıyorlar mı? Kim hata yapmıyor ki! Tansu Hanım'ın her zaman söylediği bir söz var. "Bir lider 10 kararın 4'ünde sonuç almışsa başarılıdır." AK Parti de yanlışlarını zaman içinde düzeltecek. *** 'Babamın mezar taşında Çiller yazıyor' Kitabınızda bir de evlilikte ve ailede affedici olmaktan bahsediyorsunuz? Tansu Hanım'la evliliğiniz sırasında hep affeden taraf siz mi oldunuz? Evliliklerde anlaşmazlıklar tabii ki oluyor. Ben şunu öğrendim: İnsan 'afedersin' dediği zaman karşısındakinin süngüsü düşüyor. Hiçbir şey yapamıyor. Eskiden Tansu Hanım hiç 'afedersin' demezdi kimseye. Yeni yeni demeye başladı. (Gülüşmeler) Çiller soyadını alarak büyük bir eziklik yaşadığınızı söylüyorsunuz. Pişman mısınız? Türkiye'de eşinin soyadını alan tek insan benim. Pek çok kişi arkamdan konuştu, alay edenler bile oldu. 'Anneniz babanız kızmadı mı?' diye soranlar oluyordu. Böyle bir şey söz konusu bile olmadı, hatta babam ölürken mezar taşına 'Çiller' soy isminin yazılmasını vasiyet etti. Şimdi mezar taşında Ramiz Uçuran Çiller yazıyor. 12 sene Tansu Hanım'ın arkasında kaldım, hep ikinci plandaydım. İnsanlar hep arkamdan 'kılıbık adam' diyorlar. Ben de kılıbıksam herkes kılıbıktır. (Gülüşmeler) Belli ki kılıbıklık yok. Eşiniz, size en son ne zaman yemek yaptı? Tansu Hanım, her zaman çok güzel yemek yapar. Ağırlıklı menüsünde sebze vardır. Amerika'dayken kadınbudu köfte ve sarma yapardı. Hala da zaman zaman yapıyor. *** Asker yerini buldu! EMASYA'nın kaldırılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Ben EMASYA'yı önce AMASYA gibi algıladım. (Gülüşmeler) EMASYA'nın ne olduğunu bilmiyordum, sonra anladık ki harp oyunları gibi verilmiş bir şey, kalkması iyi oldu. Genelkurmay Başkanı da, askeriye de bugün çok rahat eleştirilebiliyor. Tansu Hanım'ın başbakanlığı döneminde askerin güçlü olmasını bu anlamda talihsizlik olarak görüyor musunuz? Asker bugünkü gibi eleştirilseydi 28 Şubat olmazdı diyor musunuz? TSK'yı yıpratmamak lazım. O dönemler artık geçti, artık ordunun konumu da başka, onlar da zamana uyuyor, asker de yerini buldu. Genelkurmay Başkanı da GATA olayında bunu gösterdi, çok güzel bir cevap verdi. Tansu Hanım, siyasetteyken ciddi baskılara maruz kaldı, o baskıların kaynağının Ergenekon'la bağlantısı olabilir mi? O dönem bize çok fazla baskı uygulanıyordu. Sadece TSK'dan değil, birçok yerden baskıya maruz kalıyorduk. Fakat hiçbir zaman Ergenekon'la bağlantısı olabileceğini düşünmedim. Belki Tansu Hanım böyle bir bilgiye sahiptir fakat ben böyle bir şey bilmiyorum. ZAMAN
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/ozer-ciller-turkiyeyi-ferah-gunler-bekliyor/268905