Piyasa, anlaşmaya IMF'yi görmeden inanmayacak
Tarih: 06 Ocak 2010 - 08:04
Hükümet 'IMF anlaşması yakın' dese de piyasalar IMF heyeti Türkiye'ye gelmeden inanmaya sıcak bakmıyor. Ayrıca IMF ile görüşmelerde en önemli konunun 'mali kural' olması bekleniyor.
Hükümetten geçen haftadan beri IMF ile anlaşmaya yakınlaşıldığına yönelik açıklamalar gelirken piyasa tam emin olabilmek için "IMF'nin davet edilmesini" bekliyor. Piyasa uzmanları, IMF heyetinin Türkiye'ye davet edilmesi halinde anlaşmaya yaklaşıldığına ilişkin emarelerin güçlendiğine inanacaklarını belirtti. IMF ile anlaşma sağlanırsa en güçlü beklenti ise mali kuralın devreye girmesi ve IMF'nin mali kuralın uygulanması konusunda daha sert davranması yönünde yoğunlaşıyor.
1 haftada 3 ılımlı açıklama
IMF ile anlaşma süreci yaklaşık 1.5 yıldır sürüyor. IMF ile anlaşma noktasına gelindiğine ilişkin geçen haftadan beri hükümet kanadından çeşitli açıklamalar geliyor. İlk açıklama Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan geldi. Babacan aralık ayının son günlerinde IMF ile olası bir anlaşmanın 2 yıl süreli stand-by olması konusunda mutabakat sağlandığını söyledi. Piyasalar ise ancak Başbakan Erdoğan'ın 1 gün sonra parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında IMF ile görüşmelerde mesafe alındığını, Türkiye'nin şartlarını kabul ettirdiğini ve pürüzlerin giderildiğini anlatmasıyla tepki verdi.
Son olarak da 2010 yılının ilk bakanlar kurulu toplantısında Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'ten bir açıklama geldi. Çiçek, yöneltilen soruyu cevaplandırırken "Biz IMF ile bir anlaşma yapmak istedik ve istiyoruz. Getireceği paradan daha ziyade bunun bir akreditasyon rolü olacağı içindir" diye konuştu.
Yine 2009 yılının son gününde sigara, akaryakıt gibi ürünler üzerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranları ile harçlarda yapılan artışlar IMF anlaşmasına yaklaşıldığı yorumlarına neden oldu. Çünkü 2009'da sürdürülen müzakerelerde IMF'nin 2009 için milli gelirin yüzde 1'i, 2010 için de yüzde 1,5'i oranında önlem istediği kamuoyuna yansımıştı. Hükümetin aldığı önlemlerin 10 milyar TL'ye yaklaştığı ifade ediliyor. Ancak bu 10 milyar TL'nin yeniden değerleme oranı kullanılarak artırılan vergileri de kapsadığı dile getiriliyor. Bu durumda alınması gereken 5-7 milyar TL arasında bir ek önlem ihtiyacı daha olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan piyasa uzmanları alınan önlemlerin önemli bir kısmının emekli maaşlarındaki iyileştirmelere gideceğini, bu nedenle önlemlerin IMF için alındığı iddiasının da inandırıcılığının zedelendiğini söyledi. Emekli maaşlarına yapılan iyileştirmenin maliyeti ise yaklaşık 3 milyar TL olacak.
En önemli konu mali kural
Piyasa uzmanları piyasada IMF anlaşmasına yaklaşıldığına ilişkin beklentinin yüksek göründüğünü ancak IMF anlaşmasına yaklaşıldığına, heyetin Türkiye'ye davet edilmesinden sonra kesin olarak inanılacağını söylediler. Yaklaşık 1.5 yıldır anlaşmaya yaklaşıldığına ilişkin çeşitli açıklamaların yapıldığını dile getiren uzmanlar, "Başbakan Erdoğan'ın MYK toplantısındaki sözlerinden sonra heyetin Türkiye'ye davet edilmesi gerekirdi. Artık IMF heyeti Türkiye'ye davet edildikten sonra 'Tamam, anlaşma olacak' diyebiliriz" diye konuştular.
IMF ile Gelir İdaresi Başkanlığı'nın özerkliği, belediyeler konusunda pürüz çıkması beklenmiyor. IMF'nin Gelir Vergisi reformu konusunda da çok katı davranacağı tahmin edilmiyor. Ancak en önemli müzakere konusunun "mali kural" olması kesin.
Hükümetin Orta Vadeli Program'ındaki en önemli reform olarak mali kural yer alıyor. Hükümet mali kuralda; büyüme olduğu dönemlerde sıkı politika, küçülme olduğu dönemlerde gevşeme üzerine dayanan bir model üzerinde duruyor. Mali kuralda bir gevşeme halinde alınacak önlemlerin bir sonraki yıl alınmasını, yatırımların mali kural dışında tutulmasını istiyor. Piyasa uzmanları da IMF ile anlaşma yapılması halinde mali kuralın daha sert uygulanacağını tahmin ettiklerini söylediler.
IMF KREDİSİ ÖZEL SEKTÖRE KAYNAK OLACAK
Muhtemel bir stand-by anlaşmasıyla Türkiye, IMF'nin son ek kota artışı kararıyla özel bir anlaşmaya gerek olmadan asgari 6 milyar dolar kredi çekebilecek. Daha önceki kota artışı nedeniyle Türkiye'nin fondan çekebileceği kredi miktarı 4.5 milyar doları buluyordu. Yeni koşullarda kredi maliyeti de 4'te 1 oranında azalacak. Türkiye'nin, 1.2 milyar SDR'lik kotası 2 milyar dolara denk geliyor. Kotasının yüzde 1000'i oranındaki kredi talebi durumunda 20 milyar dolar, 2001 krizindeki gibi yüzde 1600 oranındaki kredi talebinin kabul edilmesi halinde ise 32 milyar dolar kredi kullanılacak. Yetkililer, ülke kotasının çok üstünde çekilen kredilerin ise ancak özel anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirilebildiğine dikkat çekiyorlar. Anlaşmanın, düşük maliyeti nedeniyle 2 yıllık stand-by düzenlemesi şeklinde alınacak kaynağın, 2010 ve 2011 yılında, özel sektöre dolaylı kaynak aktarmada kullanılacağı belirtiliyor. Yetkililer, IMF'den gelecek rezerv ile Hazine'nin, daha az borçlanarak, özel sektöre finansman imkanı bırakabileceğini vurguluyorlar. "Önden Yüklemeli Kredi" çerçevesinde, toplam kredinin yarısının 6-8 ay içinde alınabileceği ifade ediliyor.
Neşe Karanfil/ Referans
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/piyasa-anlasmaya-imfyi-gormeden-inanmayacak/266857