Yazdır

2010 yılı belirsizliğe atılan bir adım

Tarih: 03 Ocak 2010 - 01:15

MarketWatch’ta Nick Godt imzasıyla yayımlanan analizde, Wall Street’te pek çok kişinin merkez bankaları tarafından sağlanan düşük faiz oranları ve yüksek miktardaki likiditeyle 2010’un ilk yarısında borsaların düzenli bir şekilde yükselişe geçebileceği görüşünde olduğu ifade...

Diğer yandan, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere merkez bankalarının küresel ekonomi ve finans sistemini kurtarmak için piyasaya sürdükleri çok yüksek miktardaki parayı geri çekmeleri halinde neler yaşanabileceği konusunda pek çok ekonomist tereddütlü ve ihtiyatlı tavırlarını koruyor. Analizde, bazı yatırımcıların Standard & Poor’s 500 endeksi ölçümlerine dayanarak, devlet ve merkez bankası tarafından sağlanan kaynaklar sayesinde ABD borsalarının yüzde 15 kazanç elde edeceğine inandıkları belirtildi. Godt, S&P endeksinin Mart’taki toparlanmasından bu yana piyasanın düzelen ekonomiyi işaret ettiğini ve borsa değerlemeleriyle yatırımcı beklentilerinin yüksek olduğunu ifade etti. Beklentilerin gerçeklerle uyum sağlaması gerekiyor, yüzde 10 işsizlik seviyesi ve borç veren kurumların şüpheciliği nedeniyle, 2001-2007 yılları arasında ABD GSYİH’nın yüzde 70’ini sağlayan kişisel tüketimin kısa dönemde artış göstermesinin beklenmiyor. LEHMAN BROTHERS'DAN ALINAN DERSLER Yatırımcılar Lehman Brothers’ın çökmesi ardından hisselerde neredeyse yüzde 50’lik değer kayıplarının yaşanmasından çıkardıkları derslerle 2010 yılına daha iyimser bakabilirler. Mart’ın başlarına kadar devam eden azalışın ardından S&P yüzde 65 olan değerinden bugünkü seviyesine ulaşırken, piyasada yüzde 21 artış sağladı. Hisselerde Mart 2009’dan bu yana gerçekleşen toparlanma, hükümetlerin büyük harcama programları uygulaması, merkez bankalarının borç alım oranlarını neredeyse sıfıra indirmesi ve finans sistemine para enjekte etmenin yeni yollarını bulmaları sayesinde mümkün olabildi. Ardı ardına dört çeyrekte yaşanan gerilemenin ardından, ABD üçüncü çeyrekte ılımlı bir büyüme gösterdi. Godt S&P 500 endeksinde işlem gören şirketlerin getirilerinin yüzde 40’dan fazlasının deniz aşırı ülkelerden geldiğine dikkat çekerek, birçok ekonomistin yaşanan büyümenin 2010’da devam etmesini umduklarını ancak ABD piyasalarındaki toparlanmanın küresel ekonominin düzelmesine bağlı olduğunu belirtti. 2010 BEKLENTİLERİ Uluslararası Para Fonu (IMF) 2010 için küresel ekonominin yüzde 4,4 büyüme göstereceği tahminini yaparken, Bank of America-Merrill Lynch uzmanları S&P 500 endeksinin teknoloji, enerji, sanayi ve materyal sektörlerindeki satış artışıyla elde edeceği kazanç sayesinde yüzde 15 büyüme göstererek, 2010’da bin 275 puana çıkacağını ileri sürdü. Godt ABD’nin ekonomik performansının hisseler için hayati önem taşıdığını ancak uzmanların özellikle Fed’in politikaları üzerindeki büyümeye yönelik uygulamalarına karşı dikkatli olduklarını belirtti. JP Morgan uzmanları ise yüksek işsizliğin hisseler için iyi bir ortam yaratacağını belirtirken S&P endeksinin bin 300 puana çıkmasını bekliyorlar. UFUKTA GÖRÜNEN RİSK Godt kötümser ekonomistlerin hisselerde yaşanan toparlanmanın merkez bankalarından sağlanan kolay parayla tetiklendiği ve spekülasyon ile güçlendiğini düşündüklerine dikkat çekti. Kasım ayında, finansal krizi yönelik ünlü tahminiyle öne çıkan Nouriel Roubini hisselerdeki “partinin” bir altı ay daha devam edebileceğini söylemişti. Roubini açıklamasında Fed’in faiz oranlarını neredeyse sıfıra indirerek bir başka devasa varlık balonunu şişirdiğini ve bu şekilde küresel finans piyasalarının dengesini bozduğunu belirtmişti. Roubini ayrıca bu tür özel uygulamaların bir anda sonlandırılması ile Japonya’nın 1990’larda, ABD’nin ise 1937’de yaşadığı gerilemenin bir benzerinin ortaya çıkma riskini yarattığını, çok uzun süreli uygulanmaları halinde ise mali enkaz ortaya çıkararak enflasyonu yükselttiğini vurgulamıştı. Godt, düşük maliyetli para ile getirisi yüksek paralara yapılan yatırımdan (carry trade) dolayı, doların spekülasyonların merkezindeki yerini güçlendirdiğini belirtti. Bu kapsamda riski göze alan ve yüksek getiri bekleyen ABD’li küresel yatırımcıların riskten bağımsız dolar borcu alarak yüksek getirili paralara ve hisse, mal ve yükselen piyasalar gibi varlıklara yatırım yaptıklarını hatırlattı. CARRY TRADE İŞLAMLERİ Analizde bu ticaretin yatırımcılar başka yerlerde yatırım yapabilmek için paradan kıstıkça dolar üzerindeki baskıyı arttırdığı denilirken, carry trade işlemlerinde yaklaşık 2 trilyon doların kullanıldığı belirtildi. Kasım ayından bu yana küresel krizin boyutunu hatırlatan Dubai’nin çökmesi ve Yunanistan, İspanya ve Meksika’da yükselen borç endişeleri gibi gelişmelerin yatırımcıların doların güvenliğine geri dönüş yapmalarına sebep oldu. Analizde 14 ayın en yüksek seviyelerinde gezinen hisselerin doların toparlanması ve malların dibe çökmesiyle tekrar sönmeye başladığı belirtilirken, bu esnada FED ve diğer merkez bankalarının likidite önlemlerini kaldırmaya hazırlandıkları ileri sürüldü. Godt, uzmanların 2010 yılındaki endişelerinin, FED’in likiditeyi piyasadan yavaş ve düzenli bir şekilde çekmesiyle carry trade işlemlerinin çözülmeye başlaması esnasında güçlenen doların küresel piyasalar üzerinde yapacağı etki olarak belirtti.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/2010-yili-belirsizlige-atilan-bir-adim/266693