'Türkiye'de Türkçe değil!
Tarih: 17 Ağustos 2009 - 01:27
Mehmet Ali Kılıçbay Newsweek Türkiye'deki köşesinde yazdı. Ülkemiz toprakları, dünyanın ilk yerleşik toplumlarının vatanı; o halde kökü en aşağı 10 bin yıl gerilere giden ayrıntılı bir coğrafya adlandırması söz konusu.
Adımı anmayacaksın
Mehmet Ali Kılıçbay
Türkiye de dahil, hemen her adın kökeni yabancı
Ülkemiz toprakları, dünyanın ilk yerleşik toplumlarının vatanı; o halde kökü en aşağı 10 bin yıl gerilere giden ayrıntılı bir coğrafya adlandırması söz konusu.
Her toplum, temasta bulunduğu coğrafyanın unsurlarını, hem coğrafi uzamın engebelerini cins adlarıyla tasnif eder (nehir, dağ, çayırâ¦) hem de özel adlar aracılığıyla her bir nesneyi biricikliği içinde tekilleştirir (Fırat Nehri, Cilo Dağı, Kara Çayırâ¦). Yer adları her toplumda aynı öneme sahip değildir. Coğrafyayı gevşekçe sahiplenen göçebe toplumlarda yer adları muğlak, geniş ve gevşektir. Buna karşılık yerleşik toplumlarda, mülkiyet ilişkilerinin ve siyasallaşmanın dallanıp budaklanması ölçüsünde, yer adları, giderek daha ayrıntılı, dar ve çok daha özelleşmiş hale gelirler.
Avrupa için 9. yüzyılda sona eren büyük kavimler göçü dalgaları, bizim coğrafyada 10-11. yüzyıllardaki çok büyük hareketlerden sonra, 19. hatta 20. yüzyıla kadar sürmüştür. Coğrafyanın ayrıntısıyla pek ilgili olmayan göçebeler, yerleşik hayatın binyıllardan beri var olduğu topraklara geldiklerinde, her şeyin adının zaten konmuş olduğu bir dünyayla karşılaşmışlardır. Göçebelerin bir tür yer adları milliyetçiliği göstermelerini beklemek abestir. Milliyetçilik bir 19. yüzyıl Batı Avrupa olayıdır ve sonradan uluslaşan bizim gibi toplumlar, bu milliyetçiliği yalan yanlış devraldıklarında, akıllarına ilk gelen şeylerden biri yer adlarını millileştirmek olmaktadır.
Ülkemiz toprakları, dünyanın ilk yerleşik toplumlarının vatanı; o halde kökü en aşağı 10 bin yıl gerilere giden ayrıntılı bir coğrafya adlandırması söz konusu. Bu toprakların yerlisi veya göçle gelen Hititler, Frigler, Galatlar, Kimmerler, Helenler, Romalılar, Süryaniler, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar (â¦) ile bunlara eklenecek binlerce yerel etnik unsur, bu ülkenin yer adları haznesinin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Birçoğumuz için şaşılacak şey şu ki, en az katkısı olan Osmanlılardır. Ele geçirdikleri topraklardaki hemen hemen hiçbir yer adını değiştirmeyen Osmanlılar Anadoluyu ayrı tutmamışlardır (Anadolu, Yunanca Anatoliadan gelir).
En başta bu ülkenin adı Türkçe değildir. Selçuklular ve Osmanlıların Diyar-ı Rum (Roma ülkesi) dedikleri Anadoluya Turchia adını 12. yüzyılda İtalyanlar vermişlerdir. Osmanlı, Türkiye adını hiçbir zaman kullanmamış; ya Memalik-i Osmani (Osmanlının Mülkü) ya da Rum ülkesi (kendine de Rum sultanı) demiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin başkentinin adı bir Kelt kabilesi olan Galatların dilindeki Ancyradan gelir. En büyük şehrinin adı Rumca Eis tin polisten (işte şehir, İstanbul) türemiştir. Üçüncü en büyük kentinin adı Luvice Zmirnadan türeyen Yunanca Smirna, Smirni, Zmirni adlarından gelir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bile İzmire, Yunanca telaffuzuyla Zmirni denmekteydi.
Cumhurbaşkanımızın Kayserisi, Yunanca Kaisareiadan; Başbakanımızın Rizesi, Yunanca Rhiziostan; Deniz Baykalın Antalyası, Yunanca Attaliadan; Devlet Bahçelinin Osmaniyesi, Arapça Otmandan gelmektedir.
Türkiyedeki bütün yer adlarının neredeyse tamamı Türkçe dışındaki dillere aittir. Maraş (Markasi), Malatya (Maldiye) veya Adana (Atana), Hititçeden; Van, Urartuca Vaini ve Ermenice Vandan; Artvin bir Kafkas dilinden (Artvan); Ardahan, Gürcüce Ardanadan; Bayburt, Ermenice Payberdden gelmektedir.
Çok dindar Konya İkoniondan (Hıristiyan tasviri, ikona), çok Türk Erzurum Arz-ı Rumdan (Roma toprağı) türemiş adlardır. Artık bunlar da mı Türkçe değil diye gözlere sokulan Bitlis, İskenderin generali Badlisten, Niğde Nahidadan, Balıkesir Paleokastrodan, Aksaray Garsamadan, Çankırı Gangradan, Bartın Bartheniostan, Gaziantep Hititçe Hantaptan, Urfa Süryanice Urbaiden, Bilecik Belo Keneden gelir ve bu iş burada sayıp dökmekle bitecek gibi değildir. Çünkü herkesin eski adının Halikarnassos olduğunu bildiği ve şimdiki adının Türkçe olduğundan emin olduğu Bodrum bile Türkçe değildir. 15. yüzyılda Malta Şövalyeleri tarafından inşa ettirilen Petronium (İsanın havarisi aziz Petrus adına) kalesinden gelmektedir.
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Bitlisin Güroymak ilçesinin eski adı olan Norşini kullanınca, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Karayoluyla İstanbula giderken, Gebzeden sonra İstanbul levhasını değiştirip Konstantinopolis mi yapacaksınız dedi. Gebze, Frigçe Dahibuzadan gelmektedir, İstanbul da Konstantinopolisten. Zaten Osmanlı devleti sona erene kadar, başkentin resmi adı Konstantiniyye olmuştur. Adının İstanbul olması, 1930 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyladır.
Cumhurbaşkanı son derece haklıdır. Bu ülkenin bütün tarihi bizim mirasımızdır. Türkiyenin tarihi 1071 Malazgirtle başlamaz. İslamiyetin zuhuruyla da başlamaz. Bu toprakların ilk insanlarına kadar uzanan bütün tarihi bizim mirasımızdır. Putataparı, Hıristiyanı, Musevisi ve Müslümanıyla; Hititi, Galatı, Bizanslısı, Kürtü, Gürcüsü, Ermenisi, gelmiş geçmiş ve yaşayan, bu toprağa ait herkes bizim yurttaşımızdır.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/turkiyede-turkce-degil/261129