GÜÇLÜ DEĞİLİM, BAŞARILIYIM
Tarih: 11 Temmuz 2009 - 05:45
Ailenin en büyük torunu olan Güler Sabancı, Sakıp Beyin 2004te vefatının ardından, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Ve aradan tam 5 yıl geçti. Güler Hanımla Sabancı Centerın 25. katında, Sabancı Topluluğunun son 5 yılını konuştuk.
Yıl 1982. Cumhuriyet gazetesinde çalışıyorum. Büyük iş çevrelerini izlemek, benim görevim. Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Nejat Eczacıbaşı, Feyyaz Berker, Selçuk Yaşar, Raif Dinçkök, Osman Boyner gibi ağır topların damgalarını vurduğu TÜSİAD toplantılarından birinde gencecik 2 tip dikkatimi çekti. Bir kenarda yan yana duvara yaslanmış, çekingen gözlerle etraflarına bakınıyorlardı. Bu 2 gençten biri Cem Boyner, diğeri de Boğaziçi Üniversitesinden sınıf arkadaşı Güler Sabancıydı.
Güler Hanım, 27 yaşında TÜSİADın ilk kadın üyesi olmuştu. Kendisini o günden beri izliyorum. Sabancı şirketlerinde her kademede çalışıp nasıl yükseldiğini, Sakıp Amcasının kanatları altında nasıl deneyim kazandığını, dayısıyla şarap işine girişini, üniversitenin kuruluşundaki heyecanını, Boyner liderliğindeki Yeni Demokrasi Hareketi ile siyasete yakınlaştığı kısa dönemi...
Renklidir Güler Hanım. Sait Sökmenden dans dersi, Mehmet Güleryüzden resim dersi almıştır. Kendi kuşağından iş insanlarıyla kıyaslandığında çok cesurdur Güler Hanım. Sabancı Üniversitesinin taviz vermeyen duruşu, bu cesaretinin kanıtıdır. Karşısındakini dinlemesini iyi bilir. Takım çalışmasına çok önem verir.
Sakıp Beyin odasında
Ailenin en büyük torunu olan Güler Sabancı, Sakıp Beyin 2004te vefatının ardından, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Ve aradan tam 5 yıl geçti. Güler Hanımla Sabancı Centerın 25. katında, Sabancı Topluluğunun son 5 yılını konuştuk.
Rahmetli Sakıp Beyin ofisindeyiz. Benim için tanıdık bir mekan. En bariz değişiklik, çalışma masasının arkasında, kahve fincanlarından oluşan koca bir Türkiye haritası. Kahve fincanlarının kimisi fal için kapatılmış, kimisi açık, telveleri içinde. Seramik sanatçısı Lerzan Özerin imzasını taşıyan, etkileyici bir eser.
Burası hem sizden, hem de Sakıp Beyden izler taşıyor sanki...
- Sakıp Beyin odası, Sakıp Beyin masası; çok az şey değiştirmişimdir burada. Masalar, sandalyeler ondan hatıradır. Sadece kendi aksesuarlarımı, koleksiyonumdan bir şeyler getirdim.
Amcalara mesafe
Amcanızın odasına taşınmak zor geldi mi?
-Bu kulelere ilk taşındığımızda, odam çok yukarılarda olmasın istemiştim; hem sigara içmek için, hem çok yüksek ve kapalı bir bina, hem de yönetimle, amcalarla biraz mesafe olsun istemiştim. Kordsa Genel Müdürü olduğum halde, odam 4. kattaydı. Orası, kolayca dışarı çıkılabilen bir kattı.
Şimdi 25. kattasınız. Aradan 5 yıl geçtiğine göre, artık bu yüksekliğe alışmışsınızdır.
- Açıkçası 25. kata çıkmış olmaktan çok da memnun muyum? Ne kadar alıştım desem de az; yani az! İlk geldiğimde pencere açılmasını istedim. Yok Güler Hanım, olmaz dediler. Hayatla irtibatın kopuyor gibi. Ama gülünü seven, dikenine katlanıyor. Bu görevi üstlendiğiniz zaman, bunun oturma yeri de 25. kattır.
Türkiyenin en güçlü kadını olmak nasıl bir duygu?
- Böyle hissetmiyorum ben. Kendimi güçlü değil, başarılı bir kadın olarak görüyorum.
Verilmiş emekler var
Bu görev size teklif edildiğinde neler hissettiniz?
- Ben Sakıp Beyden sonra vakıftaki ve üniversitedeki görevlerime devam etmeyi çok istiyordum. Ama Sakıp Beyin hastalandığı süreçte, ondan sonra iş hayatına devam etme konusunda ciddi tereddütlerim oldu. Hakikaten çok iyi bir takımdık biz Sakıp Beyle. Fakat tabii ki görev, sorumluluk, ailemin ve kuzenlerimin ısrarı... Bir de verilmiş emekler var. Benim verdiğim emekler, bana verilmiş emekler. Bütün amcalarımın emeği vardır bende. Ama Sakıp Beyin çok emeği vardır.
Amcanızın koltuğuna oturmak, herhalde pek kolay olmamıştır?
- Sakıp Bey, tam 38 yıl başkanlık yaptı. Olağanüstü bir süre. 1996ya kadar 4 kardeşiyle birlikte yönetti grubu. 96da Özdemir Beyi, 98de Hacı Beyi kaybettik. Ben ilk 30 yıla ayrı, son 8 yıla ayrı bakıyorum. Son 8 yıl, kurumsallaşmayla ilgili birçok çalışmanın yapıldığı dönemdi. Aslında kurumsallaşma arayışları Özdemir Beyin ölümünden 1 yıl önce başlamıştı. Ben bu süreçte hep vardım.
Önce yeni kurallar
Bu koltuğa oturduğunuzda ilk yaptığınız iş ne oldu?
- Yönetim Kurulu ile birlikte ilk yaptığımız iş, kurumsal yönetişim (corporate governance) açısından kuralları yeniden oluşturmak oldu. Aile fertlerinden biri şirketlerde çalışacaksa, yönetim kurulunda olmayacak; fiilen çalışmayacaksa hissedarlık görevini yapacak. Benden önce atanmış bir CEO vardı. Ben 1 yıl onunla çalıştım. Sonra gerekli değişiklikleri yaptık. Yeni organizasyon nasıl olmalı? CEOdan nasıl bir görev bekliyoruz? Üst yönetimdeki görevli arkadaşların görev tariflerini ve rollerini yeniden yapılandırdık. İlk 6 ay, bu görev tariflerinin yapılması ve yeni bir yürütme kurulunun oluşturulmasıyla geçti. Bu yeni kuralları kabul edenlerle çalışmaya devam ettik. Etmeyenler ise ayrıldılar.
Aile içi ayrılıklar
Kimler vardı bu kararların alındığı yönetim kurulunda?
- Erol Sabancı, Şevket Sabancı, Sevil ve Serra Sabancı, Ömer Sabancı, Hasan Güleşçi, rahmetli Oğuz Karahan ve o günkü CEOmuz... 2005 başında arama konferansları yaptık. Bütün teşkilatı dinlemek istedim. Sabancıyı nereye götürmek istiyoruz? Bundan sonra nasıl büyüyeceğiz? Ana işlerimiz neler olacak? Zaman içinde değer kaybetmeden çıkacağımız işler hangileri? Bu çerçeve çizildikten ve yönetim kurulunda kabul edildikten sonra eski CEO ile el sıkıştık. Yeni yapılanma, yeni roller, yeni yetkinliklere uygun bir CEOya ihtiyacımız vardı...
Ve Kordsada uzun yıllar birlikte çalıştığınız Ahmet Dördüncü CEO oldu. Ama daha önce, siz göreve geldikten 6 ay sonra Gıda-Perakende Grubu Başkanı Demir Sabancı (suikasta kurban giden Özdemir Sabancının oğlu) gruptan ayrıldı.
- Herkesin kendi aileleri içinde vermeleri gereken kararları da oldu tabii. Bu tercihi, kendi aralarında yaptılar. Ama daha sonra bu tercihten mutlu olmayıp ayrılanlar oldu. Kendi işlerini yapmaya gittiler. Bu da çok normal.
Aslında daha Sakıp Bey başkanken, hatta Özdemir Bey ölmeden önce bile ayrılanlar olmuştu değil mi? Hatırladığım kadarıyla ilk ayrılan, Şevket Sabancının kızı Emine Kamışlıydı. Zaten Esas Holding, Sakıp Bey hayattayken kuruldu. Arşivimi taradım; Kamışlının kardeşi Ali Sabancı da, Sakıp Bey ölmeden 2 ay önce gruptan ayrılmış.
- Burası kurumsal bir yapı. İnsanların görev tarifleri, uymaları gereken kurallar, terfi ve ilerleme koşulları var. Her istedikleri projeyi burada gerçekleştiremeyebilirler. Ama kendi projelerini hayata geçirmek istemeleri de çok doğal.
Grubun son 5 yılı
Sabancı Topluluğu, sizin liderliğinizdeki 5 yılda nereden nereye geldi?
- Bu 5 yılda neler yaptık? Çimentoda kapasitemizi neredeyse ikiye katladık. Temsa, otobüs üretimi için Mısıra gitti; Adapazarına yeni bir ünite taşıdılar. Kordsanın Asya ayağını yaptık. Endonezya, Tayland ve Çin. Şimdi Çinde ciddi büyüme planlarımız var. Brisanın kapasitesini % 50ye yakın büyüttük; 25 yılda geldiği yeri, 5 yılda yarısı kadar arttırdık. Carrefoursa ortaklığımızda, Gimayı alarak ciddi büyüme yaptık. Teknosa, 2 katından daha fazla büyüdü. Akbank, orta ölçekli bir bankayı satın alacak kadar büyüdü. Biz büyümeye ve değer yaratmaya önem veriyoruz, dolayısıyla bizim için daha da önemlisi sürdürülebilir büyüme ve karlılıktır. İçinde bulunduğumuz ana iş kollarında bunu yakaladık.
Akbank ve enerji
Akbank, Sabancı Grubunun lokomotifi, Erol Sabancının göz bebeği...
- Akbank, Sabancı Holdingin en önemli ve en büyük iştirakidir. Sabancı Holding ve Sabancı Ailesi, Akbankı kontrol edecek hisse payına sahiptir ve bunun gerektirdiği organizasyonumuz mevcuttur. Bankacılıktaki başarılı 60 yılın temelinde, diğer işlerimizle bankacılığı hiçbir zaman birbirine karıştırmamamız yatar. Bu anlamda, chinese wall (Çin Seddi) denilen prensiple çalışmaya devam etmektedirler ekiplerimiz.
Enerjide iddialı projeleriniz var.
- Enerji işine tamamen yeni girdik. 350 megavat üretimimiz vardı, bugün itibariyle 550 megavattayız. Ama 2500 megavat da yolda... İlk 1000 megavatı 2010 ağustosunda başlatıyoruz. Ayrıca Başkentin elektrik dağıtım işini de aldık.
Amerikada Barack Obamanın seçilmesi tesadüf değil
Biraz da dünyaya açılalım. Obamanın ABD Başkanı olması, kriz sonrası dünyanın şekillenmesini ne ölçüde etkiler?
- Benim görüşüme göre yeni bir dünyaya giriyoruz. Bu girdiğiniz yeni dünyada, Amerikada Obamanın seçilmesi tesadüf değil. Obama da yeni bir dünyanın, arayışların başlangıcı. Bunlar hepsi birbiriyle birleşiyor. Farklı bir dünya olacak. Dünya kapitalizmi sorguluyor. Eski bildiğimiz klasik kapitalizmin sürdürülebilir olmadığı görüldü. Serbest piyasa, serbest rekabet, tüketici hakları daima olacak. Ama Bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar dönemi bitti. Daha kontrollü bir dünya olacak. Kimin kontrol ettiğinin ve kimin hesap verdiğinin ön plana çıktığı bir yeniden yapılanma olacak.
Önce G-2, sonra G-20
Bu bir temenni mi, yoksa gerçekten ümitli misiniz?
- Birkaç sebepten dolayı ümitliyim. Bir kere bu kriz herkese değdiği için çok ümitliyim. Eğer değmeyenler çoğunlukta olsaydı, yapılamazdı. Herkes tek gemide olduğunu hissetti. G-20 toplantılarından ümitliyim. Dünyanın kuralları yeniden yazılıyor. Bu yeni dünyada Obama iktidarı belirleyici rol oynayacak: Mevcut işlerimizin, piyasalarımızın regüle edilerek farklı bir yapıda götürülmesi, IMF gibi bazı kurumlara yeni görevler verilmesi gibi...
Burada da bir umudum var. Çevre duyarlılığı ve dünya varlıklarının sürdürülebilirliği konusu, bundan sonra alınacak kararlara yön veren, onu ölçen metre olacak. Büyük gruplar için daha ahlaklı olmak, önem kazanacak. Bu yeni kurallar, bizim grubumuza yabancı değil.
Acaba fazla mı iyimsersiniz?
- Ben ekimdeki G-20 toplantısında, bu konuda önemli ilerleme sağlanacağına inanıyorum. Şu anda gözüken, 2 ülkenin çok öne çıktığı: Amerika ve Çin. Önce G-20 belli prensiplerde uygulamalar yapacak -ki nitekim görüyoruz her iki ülkede çok ciddi tedbirler uygulanıyor; G-20 de onları takip edecek ve katkıda bulunacak. Böyle bir resme doğru gidiyoruz.
Stratejik planlama
Sakıp Bey vefat ettiğinde Sabancı Topluluğunun 8 tane ana iş kolu vardı, bugün 5 tane var... Ve bu 5 ana iş kolunun içinde, eskiden hiç olmayan bir enerji grubu da var.
- Grubun portföyünde ciddi bir değişim sağladığımıza inanıyorum. Benim çok önem verdiğim, her sene gözden geçirilen, her sene 10 yıllık perspektifin tartışıldığı bir takvimimiz var bizim. Stratejik planlama, dünya böyle bir krizden geçerken doğru mudur diye tartışmalar var. Bence stratejik bakış açısına her zaman ihtiyacımız var; ama dinamik bir süreçtir. Şirketlerin ve grupların hangi limana gidecekleri belli olmakla beraber, farklı rüzgarlara göre farklı senaryolar hazırlamaları da gerekir. Biz grup olarak 2 yıldır, bunun üzerinde çalışıyoruz. Her yıl ekimde yaptığımız 600 kişilik üst yönetim toplantısının geçen yılki teması Çok senaryolu gelecekti; bu seneki Sürdürülebilirlik ve yeniden değerlendirme. Artık her şeye yeniden bakmamız gerekiyor. Bugün içinde bulunduğumuz dünya, yepyeni bir yarını düşünmememizi, konuşmamızı gerektiriyor. Zaten yönetimin önemli bir işlevi de, mutlaka yarını düşünmek. Yarınsız bir bugün, yönetimin eksik yapacağı bir iş olur. Sakıp Bey bize böyle öğretti.
Şu belge meselesi ve Avrupa Birliği
Yeniden şekillenmekte olan dünyada Türkiyeyi nereye oturtuyorsunuz?
- Türkiyenin güçlü bir yerde olmasını istiyorum, Bu umudun gerçekleşebilmesi için bizim ciddi biçimde silkelenip atağa geçmemiz lazım. Oysa biz bazı şeyleri çok fazla tartışıyoruz ve uzatıyoruz. Şu belge meselesi mesela... İçerik mi tartışıyoruz, gece yarısı çıktı diye mi tartışıyoruz? Ben bu gibi konuları hukuki süreç içinde bir an önce aşıp, keşke Türkiyenin AB sürecine ağırlık verebilsek diyorum. Ve bunu hakikaten kuvvetle söylemek istiyorum: Biz bunu kendimiz için yapmalıyız. Mesela hazır, pişmiş bir aş var...
İktidarla muhalefet
Nedir o aş?
- Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Yasası. Mevcut Anayasanın bu ülkeye dar geldiğini konuşuyoruz değil mi? Türk Ticaret Kanunu daha da eski, değiştirmek ise Anayasayı değiştirmekten çok daha kolay. Yasa hazır. İktidarla muhalefet beraber geçirseler... Benim aradığım ivme bu. Toplumda muhalefetle iktidar Türkiyenin meselelerinde birlikte hareket ediyorlar algısı bile piyasalarda müspet psikolojik etki yaratacaktır. Kanunun kendisinin getireceği olumlu algının çok ötesinde toplumdaki güven pekişecektir.
Korumalarla yaşamak
Bu kadar büyük sorumlulukları taşımak, sürekli korumalarla dolaşmak sizi bunaltmıyor mu?
- Benim gibi adım adım ilerlediğin zaman, o süreçte sorumlulukların arta arta yükseliyorsun ve bir kısmına zaten alışmış oluyorsun. Eğer ben her gün Yahu ne kadar çok sorumluluğum var diye düşünürsem, altından kalkamam. Sorumluluklardan ve üstlendiğim görevlerden dolayı, eskiden de hayatımda belli kısıtlamalar vardı. 1996da Özdemir Bey vurulduktan sonra, korumalarla gezmeye başladım. Çünkü o dönemde İzmite fabrikaya çok gidip-gelirdim; orada kalırdım. Maalesef o talihsiz olayla ilgili olan işlerin kaynağı, İzmit gibi gözüküyordu. Benim hayatımda koruma işi böyle başladı. Yani yeni gelmiş değil, yavaş yavaş geldi.
Sabancının son oyuncağı Kindle
İş hayatındaki Güler Sabancı, kendisini özenle yetiştiren rahmetli amcası Sakıp Sabancıdan izler taşır. İş dışındaki Güler Hanım ise Sakıp Beyden hayli farklıdır.
Güler Hanımla önce Sabancı Topluluğunun son 5 yılını (yandaki sayfada) ardından da özel hayatını, arkadaş çevresini ve hobilerini konuştuk.
En son izlediğiniz sanat olayı?
- Venedik Bienaline gittim.
En son gittiğiniz konser?
- San Marco Meydanındaki kilisede Barok ağırlıklı bir oda müziği konserine gittim.
En son okuduğunuz kitap?
- Türkçe olarak en son Osman Ulagayın Küresel Çöküş ve Kapitalizmin Geleceği adlı kitabını okudum. Kolay okunan bir kitap; herkese tavsiye ediyorum. İngilizce olarak klasik müzikle ilgili bir kitap okuyorum: The Rest is Noise (Gerisi gürültü). Bak sana ne göstereceğim: (Sekreterine seslenip bir şey istiyor). En son oyuncağım, amazonkindle. Bir ekrandan kitap okuyorsun. Onlarca kitabı yükleyebiliyorsun. Bunun hafızasında bir yığın kitap var. Bu kadar çok kitabı bir arada görünce, biraz buldumcuk oldum. Ondan ona atlıyorum. Hepsi bir arada, incecik bir şeyi çantana koyup geziyorsun.
Bülent, Halis, Cem...
Hediye mi geldi, kendiniz mi aldınız?
- amazonkindleı Bülent Eczacıbaşından öğrendim. Arkadaşıma teşekkür ediyorum. İnsanın akıllı arkadaşları olması çok önemli. Halis Komili ve Bülent Eczacıbaşı, teknolojiyi çok sıkı takip ederler ve eksik olmasınlar, benim için karar da veriyorlar. Şimdi git şunu al diyorlar. Kişisel gelişmemizde, arkadaşlarımızın çok katkısı oluyor. Beraber büyüyorsun ve büyürken beraber öğreniyorsun. Ben Ayvalıkı seviyorum. Neden seviyorum? Cemler, Halisler sayesinde seviyorum.
Güleryüzden resim dersi
Sanatın hayatınızdaki yeri?
- Sanatla ilgilenmeyi seviyorum. Ben ciddi bir koleksiyoner değilim, çok az topluyorum. Ama çağdaş sanatı izliyorum. Art Baselin, Venedik ve İstanbul Bienallerinin yakın takipçisiyim. Yurtdışındaki galerilerin yanı sıra Türkiyede de takip ettiğim galeriler var; Galeri Apel, Galeri Nev ve Galerist. Bugünün dünyasıyla örtüşen çağdaş sanatı takip etmekten mutluluk duyuyorum. Ben 25 yıldan bu yana Türk çağdaş sanatını izlemeye çalışıyorum ve bugün geldiğimiz yerden de, genç sanatçılardan da çok gurur duyuyorum. Bu sene ilk defa Sabancı Üniversitesi görsel sanat ve iletişim bölümlerinde okuyan gençlerin eserlerini, Ağustos ayında Sakıp Sabancı Müzesinde sergileyeceğiz. Bu da bana ayrı bir heyecan veriyor.
Sizin fiilen sanatla uğraştığınız bir dönem oldu mu?
- 1984-85te Mehmet Güleryüzden 1 yıla yakın resim dersi aldım. 2 şey için aldım: Kabiliyetim var mı yok mu göreyim, yoksa bile bir resme bakmayı öğreneyim diye...
2 kez kariyer molası
Kabiliyetiniz var mıymış?
- Varmış. Ama hocam, her şeyi bırakman, sadece bunu yapman lazım dedi. Bir şeyi yapacaksan, hakkını vermek lazım. İş hayatında geldiğim nokta itibarıyla ve yaşım itibarıyla bir durup düşündüm: Ben mevcut kariyerimi devam ettirmek istiyor muyum? İstiyorsam, Kordsa Genel Müdürü olmayı kabul edeceğim. Çünkü bu büyük bir sorumluluk: Yalnız kendime değil, aileme ve çalışma arkadaşlarıma karşı da...
Bugün burada oluşumu, o değerlendirmeye borçluyum. Bir değerlendirme yapıyorsun, ama ondan sonrası bu kadar basit olmadı tabii. Ondan sonrası senin elinde değil. İş hayatında 2 kez durup düşündüm. Biri işe başladıktan 6-7 yıl sonra, diğeri kariyerimin 15. yılında; acaba böyle mi devam etmek istiyorum diye? Herkese de zaman zaman durup düşünüp, değerlendirme yapmasını tavsiye ederim.
Sabancı Vakfını yeniden yapılandırdık
- Bu 5 yılda Sabancı Vakfının yeniden yapılanmasını da yaptık. Adana merkezliydi, İstanbula taşıdık. Arama konferanslarıyla dünyada vakıfçılık nereye gidiyor diye baktık ve vakfın stratejisini yeniden yapılandırdık. Geçmiş 35 yılımızda daha çok hardware diyebileceğim binalar, okullar, kalıcı eserler yaparken, önümüzdeki süreçte daha ziyade sosyal gelişmeye katkısı olan çalışmalara yöneleceğiz. Bizim gibi yerleşmiş ekibi olan vakıflar, bizim dışımızda bu işleri yapan STKlarla işbirliği yaparak (hibe etmek, destek olmak ve ortak proje yapmak suretiyle) toplumda kalıcı bir takım farklar yaratabilirler.
21inci yüzyılın üniversitesini kurduk
Sabancı Üniversitesi, her zaman sizin gözbebeğiniz oldu. Geçenlerde YÖKle sorun çıktığında, kim bilir ne kadar endişelenmişsinizdir?
- Sabancı Üniversitesinde kuruluşundan itibaren 21. yüzyıl eğitim ihtiyaçlarını göz önüne alarak, en iyisini yapmaya çalıştık. Bölümsüz, disiplinler arası, araştırmalara önem veren bir dünya üniversitesi olsun istedik. Öğrencilerin 2 yıllık ortak eğitimden sonra tercihlerini değiştirmelerini sağlayan sistemimizi de cesaretle savunduk. Sevindiricidir ki öncelikle kamuoyundan büyük destek gördük. YÖK Başkanı ve ilgilileri sistemimizi başarılı buldular ve tüm üniversitelere, isterlerse belli şartlarla bunu uygulama esnekliği getirdiler. Yönetmelikteki yatay geçişle ilgili gerekli değişikliği yaptılar. Kendilerine değişimi cesaretle göze aldıkları için tüm yüksek öğrenim adına teşekkür ediyoruz.
MERAL TAMER-MİLLİYET
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/guclu-degilim-basariliyim/260079