|
Edinilen bilgilere göre Merkez'in geçen yılki net dönem karı bir milyar 991 milyon TL'yi buldu. Bir önceki yıla göre bankanın karı yaklaşık sekiz kat arttı. Söz konusu yükselişte dövizde yaşanan dalgalanmanın etkili olduğu belirtiliyor. Dünyanın önde gelen bankaları zarar edip kamulaştırılırken Türkiye'de tersi bir durum yaşanıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) verilerine göre bankacılık sektörü, 2008 yılını yüzde 10'luk düşüşe rağmen 13,3 milyar TL net kar ile kapattı. Küresel kriz sebebiyle dövizde yaşanan yükseliş ise Merkez Bankası'nın karını artırdı. Bankanın 2008 yılı bilanço rakamları yeniden sınıflandırıldığı için kar dağıtımına konu olan toplam rakam 2 milyar 331 milyon lirayı buldu. Merkez'in geçen yılki net dönem karı bir milyar 991 milyon TL olarak gerçekleşti.
Türkiye'nin borçlanma maliyeti azalıyor Küresel ve iç ekonomideki olumlu gelişmeler nedeniyle, Hazine'nin borçlanma maliyeti azalmaya başladı. Hazine'nin iskontolu bono ihalelerinde bileşik faiz oranları piyasalarda 13-14 bandında hareket ediyor. Bu oranlar en son üç yıl önce görülmüştü. Söz konusu azalışta Türkiye ile Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) doğrudan görüşmelere yeniden başlama kararı alması ve küresel ekonomideki teşvik paketlerinin etkili olduğu belirtiliyor. Bunun yanı sıra Çin ve ABD gibi ülkelerde ekonomik canlanma işaretleri vermesi, Türkiye'nin de üyesi bulunduğu G-20'nin, küresel ekonomiyi durgunluktan çıkarma yönündeki taahhütleri iç borçlanma maliyetlerine olumlu yansıdı. 2004 yılında ortalama yüzde 23-25 bandında hareket eden bileşik faizler, 2005 yılının Kasım-Aralık ayları ile 2006 yılının ilk altı aylık döneminde 13-14 bandına oturmuştu. 2007'de 16,5-20,5 aralığında seyreden bileşik faizler, 2008'de de 16,5-21,5 aralığında gerçekleşmişti. 2003 yılında yüzde 28-60 aralığında hareket eden bileşik faizler, 2002 yılında yüzde 50-70, 2001 yılında ise 65-195 aralığında seyrediyordu. Bu arada, Türkiye'nin, "risk primi (CDS)" olarak da isimlendirilen sigorta primleri gerilemeye başladı. CDS oranı, Türkiye riskinden korunmak için ödenmesi gereken primi yansıtıyor. Türk tahvillerini alan ve bu tahvilin geri ödenmesinden çekinen yatırımcılar, buna karşın bir "sigorta" satın alıyorlar. Bunun için de her yıl CDS oranı kadar bir prim ödüyorlar. Uzmanlar, Türkiye'nin, gerek 5 yıl, gerekse 10 yıl vadeli tahvillerine ilişkin CDS oranlarının önemli bir gerileme gösterdiğini vurguluyor. Türkiye'nin borçlarını ödememe olasılığına karşı alınan sigortaya ödenen sigorta primlerinin düşmesiyle, dış borçlanma maliyetinin azalacağı belirtiliyor. Uzmanlar, kısa vadeli belirsizliğin, dolayısıyla risk algılamalarının azaldığına dikkat çekiyor. |
||
Yazdır