DOLARDAKİ ARTIŞ KAÇA MAL OLUYOR?
Tarih: 18 Mart 2009 - 00:57
Ekonomist Dergisi'nin haberine göre kurlardaki her 10 kuruşluk artış, özel sektörün dış borç ödemelerinin maliyetini 5.2 milyar lira arttırıyor.
Dolardaki 10 kuruşluk artış
5.2 milyar liraya mal oluyor
Özel sektörün bu yılki dış borç servisi, yaklaşık 52 milyar dolar düzeyinde. Kurlardaki her 10 kuruşluk artış, bu servisin TL cinsinden maliyetini 5.2 milyar lira arttırıyor. Kurların halihazırdaki seviyesi beklentilerin üzerinde ve şu an için 12 milyar liralık bir ek maliyet yaratacak düzeyde. Dolar kuru 2 liraya kadar çıkarsa bu ek maliyet de 30 milyar lirayı aşacak.
Geçen hafta başında dolar kurunun tarihi bir seviye olan 1.80 liranın üzerine kadar çıkması, piyasaların hop oturup hop kalkmasına neden oldu. Analistlerin direnç noktası olarak kabul ettikleri 1.77 lira sınırının kırılması, bir ara ipin ucunun kaçtığı korkusuna da yol açtı. Neyse ki Merkez Bankasının (MB) döviz satış ihalelerine yeniden başlaması ve küresel piyasalardaki sakinleşmenin etkisiyle, sonraki günlerde kurlar yönünü yeniden aşağıya döndü. Haftanın son iş gününde dolar kuru, 1.70 liranın altına kadar inmişti.
Türkiyede kurlardaki gelişmeler, ekonomik krize ilişkin bir barometre gibi görüldüğü için bu tür yükselişlere kimse kayıtsız kalamıyor. Fakat herhalde böyle yükselişlerde yüreği en çok sıkışanları döviz borcu olanlar oluşturuyor. Çünkü kurlardaki her yükseliş, döviz borcu olanların TL cinsinden ödemesi gereken tutarı arttırıyor. Dolar kurundaki her 10 kuruşluk artış, ödenmesi gereken borcun 10da biri kadar ek maliyet yaratıyor.
2004 yılından itibaren dış borca iyice bir yüklenmeye başlayan özel sektörün bu yılki dış borç servisi tutarı, 52 milyar dolara yaklaşıyor. Bu da dolar kurundaki her 10 kuruşluk artışın özel sektör için 5.2 milyar liralık maliyet çıkardığı anlamına geliyor.
Tehlike sınırı
Kurlardaki artışın özel sektörün dış borç ödemelerini TL cinsinden yükseltmesi, acaba burada tehlike sınırı nerededir sorusunu akla getiriyor. Acaba kurlar hangi seviyeye çıktıktan sonra dış borç ödemelerinin maliyeti katlanılamaz boyutlara yükselir? Kuşkusuz her şirketin borcu aldığı zamanki kur ile ödeme zamanı için yaptığı projeksiyonlar farklı farklı olduğundan, bu konuda kesin bir şey söylemek zor. Fakat beklenen kur ile gerçekleşen kur arasındaki farka bakarak bazı şeyler söylenebilir.
Ekonomist Araştırma Birimi (EAB), kurların yine yükseliş eğiliminde olduğu geçen yıl bu sıralarda bu konuda bazı hesaplar yapmıştı. Geçen hafta kurlar tarihi seviyelere çıkınca bu hesapları yeniledik. Özel sektörün kur beklentilerine ilişkin düzenli bir seriye sahip olmadığımız için, bu hesapta bunun yerine hükümetin yıllık ortalama dolar kuru tahminlerini kullandık. Özel sektör kendi tahminlerini yaparken, hükümetin tahminlerini mihenk taşı olarak kullandığı için bunun çok da yanlış olmadığını düşünüyoruz. Daha sonra da beklenen kur seviyesine göre öngörülen TL cinsinden dış borç ödemeleri ile gerçekleşen ödemeleri karşılaştırdık. Bu karşılaştırma ile özel sektörün kur kayıp ve kazançlarını ortaya çıkardık.
Kazanç ve kayıp
Yaptığımız hesaplar, özel sektörün 2002 yılından bu yana kurlardaki gelişmelerden epey kar ettiğini gösteriyor. Bu dönemde kur gerçekleşmeleri genelde beklentilerin altında çıktığından dış borç ödemelerinin TL cinsinden maliyeti de beklentilerin altında kaldı. Esasında özel sektörün 2004 yılından itibaren dış borca daha fazla yüklenmeye başlamasının arkasında da 2002 ve 2003 yıllarında bu yönde yaşanan gelişmeler etkili oldu. 2002 yılı sonrasındaki dönemde sadece mayıs ve haziran aylarında meşhur finansal dalgalanmanın yaşandığı 2006 yılında cüzi bir kur kaybı ortaya çıktı. En yüksek kur kazancı 7.4 milyar lira ile 2007 yılında gerçekleşti. Bu konuda endişelerin büyümeye başladığı 2008 yılında bile 3.3 milyar liralık kur kazancı elde edildi.
Bu yıl ise şu ana kadar yaşanan gelişmeler, kur kazancı yerine kur kaybının daha olası olduğunu gösteriyor. Çünkü kurlar beklentilerin epey üzerine çıkmış bulunuyor. Hükümetin 2009 yılına ilişkin ortalama dolar kuru tahmini 1.41 lira düzeyinde. Fakat yılın ilk 2.5 aylık döneminde ortalama dolar kuru 1.64 lirayı buldu. Kurlar yıl sonuna kadar bu seviyede kalırsa, dış borç servisinin TL cinsinden karşılığı, öngörülenden 12 milyar lira daha fazla olacak. Bu da 2001 krizinden bu yana ilk kez ciddi bir kur kaybının yaşanması anlamına gelecek.
Bundan sonrası kritik
Tabii dalgalı kur sistemi içinde kurların yıl sonuna kadar hep bu seviyelerde kalmasını beklemek pek gerçekçi değil. Kurlar her zaman olduğu gibi yine bir aşağı bir yukarı gidip gelecek. Aşağıya indikçe, döviz cinsinden borç ödemesi olanlar rahatlayacak. Yukarıya çıktıkça ise döviz borcu olanların yürekleri sıkışmaya devam edecek.
Özel sektörün dış borç ödemelerinin TL cinsinden maliyetinin hangi kur seviyesinde katlanılamaz boyutlara geleceği konusunda kesin bir şey söylemek zor. Fakat halihazırdaki kur seviyesi bile ciddi bir ek maliyet yaratmış bulunuyor. Ortalama dolar kuru 1.70 lirayı bulursa bu ek maliyet 14.9 milyar liraya çıkacak. Ortalama dolar kuru 1.80 lira olursa ek maliyet 20.1 milyar lira, ortalama dolar kuru 1.90 lira olursa ek maliyet 25.2 milyar lira, ortalama dolar kuru 2 lira olursa ek maliyet 30.4 milyar lira olarak gerçekleşecek. Böyle bir durumda 2002 yılından bu yana elde edilen kur kazançlarının hepsi bir kalemde silinip gidecek. Bu da kurlarda bundan sonra yaşanacak her artışın kritik olacağı anlamına geliyor.
Borçların önemli bölümü uzun vadeli
Aykut Demiray (İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı):
Özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, Aralık 2008 sonu itibarıyla 139.7 milyar dolar düzeyindedir. Bu tutarın yüzde 29u finansal kuruluşların borçlarından kaynaklanırken, yüzde 71i finansal olmayan özel sektör şirketlerine aittir. 99 milyar dolarlık finansal olmayan kesime ait yurt dışı kredi borcunun önemli bir bölümü de hizmetler ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerden kaynaklanmaktadır.
Kurlardaki yükseliş yurt dışına önemli ölçüde borçlu olan özel sektör şirketleri açısından bir risk yaratmasına karşılık, özel sektörün borçlarının önemli bir bölümü bir yıldan daha uzun bir vadeye yaydıkları görülmektedir. Ayrıca, Ocak 2009 ödemeler dengesi verileri, banka dışı sektörlerin uzun vadeli borç çevirme oranının yüzde 72 düzeyinde olduğunu göstermektedir. Bu oranının 2008 yılı toplamında yüzde 100ün çok üzerinde olduğu dikkate alındığında, son dönemde şirketlerin borç ödemede mevcut varlıklarına yöneldikleri anlaşılmaktadır. 27 Şubat 2009 itibarıyla, tüzel kişilerin Türkiyedeki toplam varlıklarının yaklaşık 76.5 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.
IMF anlaşması kritik önemdedir
Gündüz Fındıkçıoğlu-TSKB Başekonomist
İMKB-100 endeksindeki, holding ve banka dışı 70 şirketin 44ü döviz cinsi borç taşıyor. Aynı şekilde son dört yılda artan reel kesim döviz cinsi borç stoku ve bu borcun 2009 içinde ödenecek bölümü (uzun vadeli borçların 2009a düşen kısmı ve kısa vadeli borçlar) ciddi boyutta.
Dolayısıyla döviz talebinin fiziki döviz açığı âyani döviz arzının talebe yetmemesi- nedeniyle hızla artması olasılığı bir sorun ve bunun olmaması gerekiyor. IMF anlaşması kaynak sağlaması açısından kritik önemdedir, ama bunun dışında vereceği sinyal etkisi de önemlidir. Şirketlerin döviz borçlarını ödeyememeleri veya vade yapısını değiştirmeye çalışmaları mali kesimin nakit dengesini ve bilanço sağlığını olumsuz etkiler ve karşılıkların artmasının doğrudan kar-zarar tablosuna da etkisi olur. Risklerin gerçekleşmemesi için IMF anlaşması zorunlu koşul gibi görünüyor. Bankacılık kesimi sağlamdır, geri dönmeyen kredilerde artış ve döviz likiditesi ile ilgili kaygılar dışında sorunu yoktur. En büyük güvencemiz mali kesimin sağlıklı oluşu ve bunu böyle tutmak gerekiyor.
Orhan Karaca/Ekonomist
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/dolardaki-artis-kaca-mal-oluyor/256855