'BANKALAR KREDİ VERMEKTEN İMTİNA EDİYORLAR'
Tarih: 13 Mart 2009 - 00:52
Bankaların kredi vermekten imtina ettiklerini söyleyen Devlet Bakanı Mehmet şimşek, "orada da yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz" dedi.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'deki bankaların hem likiditelerinin yüksek hem de sermaye yeterlik oranlarının çok iyi olduğunu, ancak kredi vermekten imtina ettiklerini belirterek, bu konuda bir mekanizma üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Bakan Şimşek, CNN Türk Televizyonunda, güncel ekonomik gelişmelere
ilişkin soruları yanıtladı.
Mehmet Şimşek, "önümüzdeki dönemde krize karşı ne tür tedbirler
alınacağı" yönündeki soruyu yanıtlarken, talebi canlandırma ve kredi
mekanizmasını çalıştırmaya yönelik yeni tedbirler alınacağını ifade etti.
"Otomotiv, inşaat ve tekstil sektöründe 2 ya da 3 ay süreyle KDV ve ÖTV
indirimi yapılması planlanıyor" şeklinde bir haber olduğuna işaret edilerek
bunun doğru olup olmadığının sorulması üzerine Şimşek, nihai çerçevesi
belirlenmemiş, henüz taslak halinde olan bir tedbir paketini açıklayamayacağını
söyledi.
Şimşek, şu anda dünyada en önemli sıkıntının talep olduğunu, Türkiye'de
de talebi canlandırmaya yönelik, özellikle istihdamın yoğun olduğu alanlarda adım
atacaklarını dile getirdi.
Şimşek, "İkinci olarak da Türkiye'de bankaların hem likiditesi yüksek
hem sermaye yeterlilik oranları çok iyi. Fakat kredi vermekten imtina ediyorlar.
Orada da yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki bir kaç hafta içinde
bunu da açıklayacağız" diye konuştu.
-İŞSİZLİK-
Bakan Şimşek işsizlikle ilgili soruyu cevaplarken, Türkiye'deki işsizlik
artışının, esas itibariyle yeni çalışma çağına gelip iş gücü piyasasına giren ve
iş bulamayanların getirdiği bir sorun olduğunu söyledi.
Türkiye'de çalışıp da işini kaybeden ve dolayısıyla işsizlik
sigortasından yararlananların sayısının 150 bin kişi arttığını belirten Şimşek,
söz konusu rakamın ABD'de son 1 yılda 5 milyon kişi olduğuna işaret etti.
Hükümet olarak işverenlere "küresel bir kriz var. İşçileri kapı önüne
bırakmayın. Biz de sizin iş gücü maliyetlerinizi ödeyelim" dediklerini anlatan
Şimşek, "bunun bürokrasisinin 1-1,5 ay sürdüğü" şeklinde şikayetler
bulunduğunun belirtilmesi üzerine her zaman şikayetler olabileceğini,
şikayetlerin makul de olabileceğini ama bu türden işlemlerin istismarını
engellemek için denetim gerektiğini kaydetti.
Şimşek, "varlık barışı ile Türkiye'ye ne kadar para geldiği" sorusuna
da şu ana kadar beyan edilen miktarın 13,5 milyar lira civarında olduğunu
söyledi.
-BÜTÇE AÇIĞI-
Bakan Şimşek, bütçe konusunda ciddi eleştiriler bulunduğuna işaret
edilerek, bütçe açığıyla ilgili bir beklentilerinin bulunup bulunmadığının
sorulması üzerine de şöyle konuştu:
"O eleştiriler haklı eleştiriler. Türkiye'de bir bütçe mekanizması var.
12 Eylül'de Lehman Brothers'ın batmasına izin verilmesiyle birlikte kriz, daha
önce hiç kimsenin öngörmediği bir derinliğe ve momentuma ulaştı. Belki o zaman
büyüme için 4 yerine başka bir rakam konulabilirdi. Ama biz (şu anda ortalık toz
duman) dedik. Zaten bunlar öngörüdür. Aralık ayında bütçede harcama kesintisi
yaptık. Çünkü gelirlerimizi kontrol edemiyoruz ama giderlerimizi kontrol
edebiliriz. Ocak ayında IMF ile program çalışması yaptığımız için programla
birlikte yeni makro senaryo, yeni makro öngörüler ve yeni bütçe büyüklükleri
ortaya çıkacaktı, fakat iş gelip bir iki konuda tıkayınca o da gerçekleşmedi."
IMF'nin Türkiye ve dünyaya ilişkin tahminlerini son 6 ayda 4 kez
değiştirdiğine de dikkat çeken Şimşek, hiçbir ülkenin bütçesini yeni tahminlere
göre ayarlamayacağını belirtti.
Şimşek, "Bütçe açığı tabii ki bu sene artacak. Borcun milli gelire oranı
bu sene ilk defa artacak" dedi.
-BÜYÜMENİN ARTI OLMASI OLASILIĞI DÜŞÜK-
Bakan Şimşek, "Şu anda bütçeyi hazırlasaydınız büyümeyi ne koyardınız?"
şeklindeki soru üzerine de mutat bir rakam vermeyeceğini belirtti ve "Şu anda
piyasanın ve uluslararası kuruluşların tahmini neyse ona yakın bir şey koyardık.
Muhtemelen eksi bir şeyler koyardık. IMF'nin tahmini eksi 1,5, piyasanın tahmini
de benzer" dedi.
Kendisinin beklentisinin sorulmasına karşılık da Şimşek, şahsi
beklentisinin olmadığını söyledi. Şimşek, "eksi olacağının garantisi var
diyorsunuz yani" şeklindeki yoruma karşılık olarak da şunları kaydetti:
"Şu anda bütün dünya daralıyor. Dünyada sanayi üretimi daralıyor. Dünya
ekonomisi ikinci dünya savaşından bu yana ilk defa eksi büyümeyle karşı karşıya.
Türkiye de dünyanın bir parçası.
Sanayi üretimindeki düşüşte Türkiye dünya ülkelerinin ne en iyisi ne en
kötüsü. Ama Türkiye'deki sanayi üretiminin daralmasının bu kadar keskin olmasının
arkasında 2 faktör var. Birincisi Türkiye'nin ihracata dayalı sektörlerinde büyük
daralma var. İkincisi Türkiye krizden önce çok yüksek ihracat artışıyla karşı
karşıya olduğu için krize büyük stoklarla yakalandı. Bu dönemde bu stoklar
eritildiği için sanayi üretimindeki düşüş bizde keskin oldu ama çıkış da çok
keskin olacak. Çünkü eğer siz stoklarda bir şey bırakmazsanız ve dünya
normalleşmeye başladığı zaman bankacılık sektörünüz sağlamsa, iç talep
toparlanacaksa dış taleple birlikte çok hızlı bir çıkış yaşarsınız."
Bakan Şimşek, büyümeyle ilgili bir tahmininin tekrar sorulması üzerine bu
rakamın yeni program çerçevesinde açıklanacağını ifade etti. Şimşek, "Ortalama
Merkez Bankasının tahminleri var. Eksi 0,5 ile eksi 2 arasında değişiyor. Bu
rakamlar her gün değişen rakamlar büyüme bizim için bir tahmin" dedi.
"Artı olmayacağının garantisi var diyebiliriz değil mi?" şeklindeki
soruya karşılık da Şimşek, artı olmayacağının garantisinin hiç bir zaman
verilemeyeceğini söyledi. Şimşek, "Şu anda olasılığı düşük ama garanti diye bir
şey yok. Artı olması olasılığı düşük" diye konuştu.
-G-20 ZİRVESİ-
Bakan Şimşek, bütçe açığı için tahmininin sorulmasına karşılık, Mart ayı
sonunda hem AB'ye, Katılım Öncesi Ekonomik Programı sunacaklarını hem de Orta
Vadeli Mali Program ile Orta Vadeli Programı hazırlayacaklarını söyledi.
Bu 3 dokümanın aynı anda çıkacağını ve 2009-2010 ve 2011'i kapsayacağını
anlatan Şimşek, bu dokümanların bütün bu yılların bugün itibariyle görünen
resmini ortaya koyacağını, bütçe açığını, faiz dışı fazlayı, özelleştirmeyi,
büyümeyi dikkate alacak rakamların da ortaya çıkacağını dile getirdi.
Türkiye'nin "kriz yurt dışından kaynaklandı yurt dışında düzelmeden
Türkiye'de de bir şey olmaz. Onun için yapacağımız şeyler sınırlı" şeklinde bir
bakış açısı olup olmadığının sorulmasına karşılık, böyle bir bakış açısının
kısmen doğru olduğunu belirten Şimşek, ancak "Biz ne yapsak sonuç alamayız"
şeklinde bir yaklaşımın bulunmadığını ifade etti.
Bu bakış açısının aksine krizin Türkiye'ye yansımalarını sınırlamak için
bir çok adım attıklarını vurgulayan Şimşek, "Dış ticaret kanalıyla gelen yansıma
ancak dünya toparlanırsa telafi edilebilir. Kredi kanalıyla gelen yansımalar da
kısmen dünya piyasalarının ve kredi mekanizmasının çalışmasıyla yansır" dedi.
Bu nedenle G-20 Zirvesinin çok önemli olduğunu belirten Şimşek, zirvede
çok acil şekilde dünya ekonomisinin nasıl canlandırılabileceği, dünya kredi
mekanizmasının nasıl çalıştırılabileceği ve kaybolan güveninin dünya çapında
yeniden nasıl tesis edileceği üzerinde çalışacaklarını bildirdi.
-DOLARDAKİ YÜKSELİŞ-
Şimşek, önümüzdeki dönem için insanlara bir önerisi bulunup
bulunmadığının sorulması üzerine de Türkiye'nin temellerinin sağlam olduğunu
söyledi.
Türkiye'nin krize, geçmişe göre, bazı ülkelere göre, hatta IMF programı
olan ülkelere göre daha yüksek oranda bir direnç gösterdiğini ifade eden Şimşek,
ülke nüfusunun genç ve dinamik olduğuna dikkat çekti. Şimşek, "Bugün itibariyle
yatırım yapacaksınız ki kriz sona erdiğinde daha iyi bir konumda olacaksınız ve
bunun avantajını yaşayacaksınız" diye konuştu.
Bakan Şimşek, "Türkiye'nin IMF ile anlaşma olmazsa doları tutamama riski
var mı?" sorusunu da şöyle yanıtladı:
"Macaristan'da IMF programı var. Florin sizden daha fazla mı değer
kazanıyor? Hayır. Krizin başladığı tarihten bu yana birçok ülkenin para birimi
bizden daha fazla değer kaybetti ve bunların bazılarında IMF programı da var. Bu
kriz Türkiye'ye özgü bir kriz değil. Bütün dünya etkileniyor. Biz birçok ülkeye
oranla daha az etkileniyoruz. Bunun en güzel örneği; ülkelerin iflas riskine
karşı sigorta primleridir. Türkiye'nin sigorta primi şu anda Macaristan'dan da
Rusya'dan da bir çok Avrupa ülkesinden de düşük."
Şimşek, "Merkez Bankası'nın dolar 1,80'i gördükten sonra müdahale
etmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulmasına karşılık da kurlardaki hareketin
arkasında güçlü bir hacim yoksa ve dolayısıyla spekülatif bir hareket olduğuna
ikna olunursa Merkez Bankası'nın müdahale ettiğini söyledi. Şimşek, "Belli bir
noktadan sonra kurlar bazen ülkelerin temel makro bileşenlerinden bağımsız olarak
hareket edebiliyor o noktalarda müdahalenin anlamı var" diye konuştu.
aa
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/bankalar-kredi-vermekten-imtina-ediyorlar/256714