Yazdır

DÜNYANIN GÖZÜ PETROL GELİRİNDE

Tarih: 31 Ocak 2009 - 13:04

Küresel kriz sebebiyle dünya piyasalarında daralma yaşanırken, petrol zengini Körfez ülkelerinde biriken sermaye iştah kabartıyor.

Sadece 6 Körfez ülkesinin yabancı para rezervi 1,8 trilyon doları bulurken, önümüzdeki 20 senede bu ülkelerin petrol gelirlerinin 5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Kuveyt'in sahibi olduğu hazine varlık fonları sırasıyla dünyanın birinci, üçüncü ve altıncı büyük yatırım fonu durumunda. İş dünyası, Türkiye'nin bu fonlardan yeterince faydalanamadığı görüşünde. Kriz sebebiyle dünya piyasalarında daralma yaşanırken, petrol zengini Körfez'de biriken sermaye bütün ülkelerin ilgisini çekiyor. Bu ülkelerde kurulan egemen fonlar (Sovereign Wealth Fund) dünyanın her yerinde yatırımlarda bulunuyor. Sadece 6 Körfez ülkesinin yabancı para rezervi 1,8 trilyon dolar. 20 senede Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinin 5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Kuveyt'in sahibi olduğu hazine varlık fonları sırasıyla dünyanın birinci, üçüncü ve altıncı büyük yatırım fonu durumunda. Türk iş dünyası, Türkiye'nin bu fonlardan yeterince faydalanamadığı görüşünde. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)'nun Körfez bölgesi ile en az 5 yıldır ticari faaliyette bulunan üyeleri arasında yaptığı anket, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin yetersizliğini gözler önüne serdi. Türk işadamları, Körfez'in küresel krizden etkilenmediğini, etkilenmiş olsa bile 2009 ya da 2010'da bu durumu atlatacağını düşünüyor. Arap ülkeleriyle ticaretin gelişmemesi konusunda en büyük engel Türkiye'nin bölgede yeterince tanınmaması olarak görülüyor. Burada ilk adımın 'tanıtım' olduğu ortak görüşü hakim. İkinci problem ise Körfez yatırımcılarının Türkiye'deki fırsatları diğer ülkelere göre daha az karlı görmeleri. Bunun sebebi olarak da Türkiye'deki yatırım teşviklerinin düşük seviyede olması, Türk hukuk sisteminin etkin ve verimli çalıştığına dair şüpheler gösteriliyor. Bir diğer endişe ise Türkiye'nin politik olarak riskli görülmesi. Bunlara ilaveten önceki dönemlerde hem bankacılıkta yaşanan sıkıntılar hem de taahhüt sektöründeki kötü deneyimlerden kaynaklı güven kaybı müstakbel Arap yatırımcıların gözünde kötü imaj oluşturuyor. Ankete katılanların büyük çoğunluğu, Türklerin hala Körfez yatırımının sunduğu fırsatların farkında olmadığı inancında. Bilinçli olarak bölge ülkeleriyle ticaretten uzak duran işadamlarının olduğu bile biliniyor. Ankete cevap veren DEİK üyelerinin yüzde 92'si Körfez ülkeleri ile Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika gibi bölgelere ortak yatırım yapma potansiyelinin kullanılamadığı konusunda hemfikir. Uluslararası Nakliyeciler Derneği'nden alınan istatistiklere göre bölgeye gerçekleştirilen sefer sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık iki kat arttı. Ancak yine de katılımcılar arasında bölgeye ihracat yaparken lojistik fiyatlarının olması gerekenden daha yüksek olduğu kanaati ağır basıyor. Türk tüccarlar, Körfez bölgesinde Dışişleri Bakanlığı'nın temsilcilikleri dışında sadece ticari odaklı, özel sektöre hizmet verecek bir temsilcilik açılmasını istiyor. Katılımcılara işbirliği konusunda en az istifade edilen ülkeler sorulduğunda adres olarak Suudi Arabistan gösteriliyor. Türkiye, sunduğu imkanları işadamlarına anlatsın İş dünyası, Türkiye'nin Körfez ülkelerine imkanlarını, kabiliyetlerini ve girişimcilere neler sunabileceğini iyi anlatması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle Ortadoğu ve Körfez bölgesiyle çok fazla ilgilenilmediğine dikkat çeken MÜSİAD Başkanı Ömer Cihat Vardan, "Bugün başka ülke işadamları oraya gidip iş yapabiliyorsa, burada kabahati mevzuat, geri kalmışlık vb. sebeplere dayandırmamak gerekir." diyor. Türkiye'nin Körfez'e 'daha iyi'yi sunabileceğini ispatlaması gerektiğini vurgulayan Vardan, ticari münasebetlerde, banka ilişkilerinde doğrudan bağlantı sağlamanın önemine işaret ediyor. Vardan, transfer ya da akreditifin ABD veya Avrupa bankaları üzerinden değil, doğrudan ticarette bulunan ülkeler arasında gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydederek, "Kriz gösterdi ki bu ülkelerle finansal bütünleşme üzerinde çalışılması gerekli. Arada ticareti ve yatırımı engelleyen mevzuat sorunları varsa, hukuki alan dahilinde bunlarında çözülmesi şart." şeklinde konuşuyor. Serkan Şahin/Zaman
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/dunyanin-gozu-petrol-gelirinde/255579