ABD’de ara seçimlerde Demokratların Kongre çoğunluğunu kazanmasının ardından ekonomistler, mali teşviklerin azalması ve siyasi anlaşmazlıkların derinleşmesinin ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekti. Mizuho Securities, seçim sonuçlarının hisse senetleri, ABD tahvil getirileri ve dolar üzerinde aşağı yönlü hareketleri beraberinde getirebileceğini öngörürken, Allspring Global Investments ise 2027 yılında maliye politikasında sıkılaşma bekliyor.
Analistler, Demokratların Kongre’de çoğunluğu sağlamasına rağmen Başkan Donald Trump’ın veto yetkisini elinde bulundurmasının geniş kapsamlı ekonomik düzenlemelerin yasalaşmasını güçleştireceğini düşünüyor.
Mizuho: Hisse senetleri, tahvil getirileri ve dolar gerileyebilir
Mizuho Securities ekonomistleri, seçim sonuçlarının kamu harcamalarını kısıtlayabileceğini ve Trump yönetiminin gümrük tarifelerini daha da artırma ihtimalini gündeme getirebileceğini bildirdi.
Bu gelişmelerin piyasalarda hisse senedi fiyatlarının düşüşe geçtiği, tahvil getirilerinin gerilediği ve doların değer kaybettiği bir süreci tetikleyebileceği değerlendirildi.
Mizuho ekonomistlerine göre Trump yönetimi, yasama gündemindeki önceliklerini Kongre’den geçirmek konusunda zorluk yaşayacak. Buna karşılık Başkan’ın veto yetkisi, Demokratların hayata geçirmek istediği girişimlerin önünde engel oluşturabilecek.
Uzmanlar, Washington’daki siyasi çıkmazın Trump’ı başkanlık kararnamelerine daha sık başvurmaya ve iç politikadan ziyade dış politika konularına ağırlık vermeye yöneltebileceğini öngörüyor.
Allspring: 2027’de maliye politikasında sıkılaşma gündeme gelebilir
Allspring Global Investments Sabit Getirili Yatırımlar Baş Stratejisti George Bory, Demokratların seçim başarısının ardından ABD’de maliye politikasının 2027 yılında daha sıkı bir görünüm kazanmasının beklendiğini söyledi.
Bory, yeni mali teşvik paketlerinin onaylanma ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu belirterek, sermaye harcamalarına yönelik amortisman uygulamalarının, gümrük tarifelerinin ve savunma bütçesinin daha kapsamlı bir denetimden geçebileceğini kaydetti.
Yakın vadede vergi artışlarını beklemediğini ifade eden Bory, Demokratların 2028 seçimlerine yönelik vergi politikalarının hazırlıklarına şimdiden başlayabileceğini dile getirdi.
Bütçe açığının gelecek yıl küçülebileceğini öngören Bory, böyle bir gelişmenin tahvil yatırımcıları açısından destekleyici olabileceğini vurguladı.
Syz Group: Düşük enerji maliyetleri büyümedeki yavaşlamayı hafifletebilir
Syz Group Başekonomisti Reto Cueni, seçim sonuçlarının mali desteklerin azalması ve yatırımlardaki ivme kaybı üzerinden ABD ekonomisinin büyüme hızını bir miktar düşürebileceğini ifade etti.
Öte yandan enerji fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini, faiz oranlarına yönelik baskıyı azaltabileceğini ve tüketicilerin alım gücüne katkı sağlayabileceğini belirtti.
Cueni, ekonomik görünümde karşıt yönde çalışan iki temel unsur bulunduğuna işaret ederek, maliye politikası kaynaklı desteğin zayıflamasının büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini, arz koşullarındaki iyileşmenin ise bu etkinin bir bölümünü dengeleyebileceğini söyledi.
Demokratların Kongre kontrolünü ele geçirmesi ve Trump’ın veto yetkisini korumasının geniş kapsamlı vergi indirimleri ile yeni kamu harcaması programlarının hayata geçirilme olasılığını ciddi ölçüde düşürdüğünü belirten Cueni, borç tavanına ilişkin görüşmelerde yaşanabilecek anlaşmazlıklara ve federal yönetimin geçici olarak faaliyetlerini durdurması ihtimaline de dikkat çekti.
Franklin Templeton: Siyasi anlaşmazlıklar piyasalardaki dalgalanmayı artırabilir
Franklin Templeton Research Institute Baş Piyasa Stratejisti Stephen Dover, Kongre ile Beyaz Saray arasındaki yetki paylaşımının kapsamlı yasal reformları zorlaştırabileceğini, ancak bunun politika belirsizliğini kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını ifade etti.
Dover, Kongre ve Beyaz Saray arasındaki siyasi gerilimin tırmanmasının özellikle uluslararası ticaret, kamu harcamaları ve düzenleyici politikalara duyarlı şirketlerin hisselerinde dalgalanmayı artırabileceği uyarısında bulundu.
Sağlık sektöründe ilaç fiyatları, sigorta giderleri ve kamu sağlık sigortası kapsamındaki geri ödeme uygulamalarının daha yakından incelenebileceğini belirten Dover, finans kuruluşlarının da Kongre denetimiyle daha sık karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.
Savunma sanayisi şirketlerinin bütçe ve harcama önceliklerindeki olası değişimlerden etkilenebileceğini değerlendiren Dover, enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin ise düzenlemeler ve federal teşvik politikalarındaki değişikliklere karşı hassas olabileceğini belirtti.
Yazdır