Küresel finans sisteminde değişen dengeler, gelecek krizlerin yönetimini geçmişe kıyasla daha karmaşık hale getirebilir.
Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Genel Müdürü Pablo Hernández de Cos, Viyana’da düzenlenen SUERF Yıllık Konferansı’nda yaptığı konuşmada, merkez bankalarının gelecekteki finansal krizlerde karşılaşabileceği risklere dikkat çekti. De Cos, özellikle yüksek kamu borcu, banka dışı finans kuruluşlarının büyüyen ağırlığı ve dijital inovasyonu üç temel risk alanı olarak sıraladı.
KAMU BORCU MERKEZ BANKALARININ İŞİNİ ZORLAŞTIRABİLİR
De Cos, birçok ekonomide kamu borcunun savaş sonrası dönemin en yüksek seviyelerine yakın olduğunu, bütçe açıklarının yüksek kalmaya devam ettiğini ve yaşlanan nüfus ile kamu yatırımlarının mali baskıları artıracağını belirtti.
Yüksek borç ortamında devlet tahvili faizlerinde yaşanan sert hareketlerin nedenini teşhis etmenin merkez bankaları açısından daha güç hale gelebileceğini belirten De Cos, yükselen faizlerin mali sürdürülebilirlik endişesinden mi yoksa piyasadaki geçici bir bozulmadan mı kaynaklandığını ayırmanın kritik önem taşıdığına işaret etti.
De Cos’a göre piyasa işleyişindeki bozulma finansal istikrarı veya para politikasının aktarım mekanizmasını tehdit ederse merkez bankalarının müdahale etmesi gerekebilir. Ancak kamu borcunun ve finansman ihtiyacının yüksek olduğu bir ortamda, doğru tasarlanmış bir merkez bankası müdahalesi bile kamu finansmanına destek olarak algılanabilir.
HEDGE FONLAR VE BANKA DIŞI KURUMLARA DİKKAT
BIS Genel Müdürü, banka dışı finans kuruluşlarının devlet tahvili piyasalarındaki giderek artan rolüne de dikkat çekti.
Bu kuruluşların gelişmiş ekonomilerde kamu borcunun en büyük yatırımcıları haline geldiğini belirten De Cos, hedge fonlar gibi kaldıraçlı yatırımcıların da büyük devlet tahvili piyasalarında önemli aracılar konumuna geldiğini söyledi.
Banka dışı finans kuruluşlarının kısa vadeli ve piyasa bazlı fonlamaya dayanması ile yüksek kaldıraç kullanması, finansal sistemi likidite şoklarına daha hassas hale getirebiliyor.
De Cos, bu yapının kamu borcu, devlet tahvili piyasaları ve finansal istikrar arasında “yeni bir mali-finansal istikrar bağlantısı” yarattığını belirtti. Stresin artık yalnızca bankalar ile devlet arasındaki kanaldan değil, fonlama piyasaları üzerinden sınır ötesine ve bankalar ile banka dışı kuruluşlar arasında da hızla yayılabileceğine dikkat çekti.
TAHVİL PİYASASINDA LİKİDİTE BİR ANDA KURUYABİLİR
BIS’e göre mali gelişmelerin kaldıraçlı pozisyonlar, teminat tamamlama çağrıları ve piyasa yapıcıların sınırlı bilançolarıyla birleşmesi halinde devlet tahvili piyasalarındaki likidite hızla ortadan kalkabilir.
De Cos, Mart 2020’deki nakde kaçış döneminde ABD Hazine tahvilleri dahil dünyanın en derin tahvil piyasalarının dahi baskı altında kaldığını hatırlattı. İngiltere’de 2022’de yaşanan tahvil krizinde de kaldıraçlı emeklilik fonu stratejilerinin varlık satışlarını hızlandırdığına işaret etti.
BIS Genel Müdürü, banka dışı finans kuruluşlarının merkez bankalarının geleneksel acil likidite mekanizmalarının dışında kalmasının da kriz yönetimini zorlaştırabileceğini belirtti. Merkez bankalarının bu kuruluşlara doğrudan kredi vermek yerine varlık alımlarına yönelmek zorunda kalabileceğini, bunun da müdahaleden çıkışı ve fiyatlamayı daha güç hale getirebileceğini söyledi.
DİJİTAL BANKACILIK KRİZİ HIZLANDIRABİLİR
Finansal sistemdeki dijitalleşmenin krizlerin yayılma hızını artırabileceği uyarısında bulunan De Cos, yatırımcıların ve mevduat sahiplerinin artık paralarını platformlar arasında anında taşıyabildiğini, bilgilerin ise sosyal medya aracılığıyla çok hızlı yayılabildiğini belirtti.
2023'teki bankacılık dalgalanmasında mevduat çıkışlarının daha önce görülmemiş bir hıza ulaştığına işaret eden De Cos, yanlış veya eksik bilgilerin sosyal medyada hızla yayılmasının resmi açıklamaların piyasa algısının gerisinde kalmasına neden olabileceğini söyledi.
Bu durumun gelecekte merkez bankalarını çok daha hızlı müdahale etmek zorunda bırakabileceği uyarısında bulundu.
STABLECOIN VE YAPAY ZEKÂ RİSKİ
De Cos, stablecoinlerin yaygınlaşmasının da yeni finansal istikrar sorunları yaratabileceğini belirtti. Stablecoinlerin rezerv varlıklarını hızla satması durumunda oluşabilecek baskının para piyasalarına yayılabileceğini ve merkez bankalarını daha geniş çaplı finansal sıkılaşmayı önlemek için müdahaleye zorlayabileceğini ifade etti.
BIS'e göre bu risk bugün için sınırlı olsa da stablecoinlerin ödeme aracı veya değer saklama aracı olarak daha yaygın kullanılması halinde önem kazanabilir.
Finans kuruluşlarının benzer yapay zekâ modellerini kullanması da ayrı bir risk olarak gösterildi. De Cos, aynı modellerin alım satım, risk yönetimi, likidite planlaması ve portföy dağılımında yaygın biçimde kullanılmasının piyasalardaki sürü davranışını artırabileceğini ve şok dönemlerinde fiyat hareketlerini büyütebileceğini söyledi.
BIS'TEN MALİ DİSİPLİN ÇAĞRISI
De Cos, bu risklere karşı ilk savunma hattının mali disiplin olması gerektiğini vurguladı.
Kamu maliyesinin güvenilir ve sürdürülebilir bir patikada tutulması gerektiğini belirten BIS Genel Müdürü, iyi dönemlerde mali tampon oluşturulmasının, yüksek kamu borçlanmasının piyasa işleyişini bozması ve merkez bankalarını müdahaleye zorlaması riskini azaltacağını ifade etti.
BIS ayrıca banka dışı finans kuruluşlarına yönelik düzenlemelerin güçlendirilmesini, benzer finansal risklere benzer düzenlemelerin uygulanmasını ve kriz dönemlerinde merkez bankalarının kullanabileceği acil likidite mekanizmalarının önceden daha iyi tasarlanmasını önerdi.
Citi açıkladı: Japon tahvil faizlerinde zirve yakın olabilir
Çin’de tarihi tasfiye: 670 banka kapatıldı
Yazdır