Süpermarketin sebze reyonundasınız. Yan yana dizilmiş iki domates var: Biri klasik yöntemlerle yetiştirilmiş, diğeri ise "organik" etiketli. Organik olanın fiyatı daha yüksek, ambalajı daha cazip ve sanki tarladan az önce toplanmış gibi duruyor. Peki, cebinizden çıkacak ekstra paraya gerçekten değiyor mu? Bu ürünler iddia edildiği gibi birer "vitamin deposu" mu?
Yanıt, reklam sloganlarında sunulduğu kadar basit değil.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun Sabah Gazetesi'ndeki yazısına göre organik tarımın en büyük ve tartışmasız artısı, sentetik tarım ilaçlarının (pestisit) kullanımını kısıtlamasıdır. Organik gıdalarla beslenmeye başladığınızda, vücudunuzdaki pestisit kalıntılarının hızla azaldığı bilimsel bir gerçek.
Ancak burada kritik bir ayrım var: Bir gıdanın daha az kimyasal içermesi, onun otomatik olarak daha besleyici olduğu anlamına gelmez.
Bugüne kadar yapılan kapsamlı araştırmalar, organik meyve ve sebzelerin klasik ürünlere kıyasla belirgin şekilde daha fazla vitamin veya mineral taşıdığını kanıtlayabilmiş değil. C vitamini veya bazı antioksidan seviyeleri organik ürünlerde zaman zaman bir tık yüksek çıksa da bu durum tamamen şunlara bağlıdır:
Toprağın yapısı ve iklim şartları
Ürünün ne zaman hasat edildiği
Lojistik ve saklama koşulları
Yani "etiketi organikse kesinlikle daha besleyicidir" kuralı her zaman geçerli değildir.
Şampiyonu belirleyen etiket değil, tazeliktir
Bir sebzenin besin değerini sadece yetiştirilme biçimi değil, dalından koparıldıktan sonra tabağınıza gelene kadar geçen süre belirler.
Dalından yeni toplanmış geleneksel bir domates; günlerce depolarda bekletilmiş, uzun yollardan gelmiş organik bir domatese besleyicilik konusunda fark atabilir.
Sebze ve meyvelerdeki vitamin kaybını tetikleyen temel etkenler şunlardır:
Uzun nakliye ve depolama süreleri
Aşırı ısıya ve ışığa maruz kalma
Doğrandıktan sonra bekletilme
Suda uzun süre bekletilerek pişirilme
Kısacası, markette ürün seçerken "Organik mi?" sorusu kadar "Ne kadar taze?" sorusunu da sormak gerekir.
Et ve süt ürünlerinde durum nasıl?
Organik hayvancılık; hayvanların yem kalitesinden yaşam alanlarına, antibiyotik kullanımından merada geçirdikleri süreye kadar çok daha sıkı kurallarla denetlenir.
Araştırmalar, organik et ve sütte Omega-3 yağ asitlerinin biraz daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Ancak bu farkın insan sağlığında devrim yaratıp yaratmadığı henüz netleşmiş değil. Organik hayvancılığın insanlığa en büyük katkısı belki de kontrolsüz antibiyotik kullanımını engelleyerek antibiyotik direncine karşı mücadeleyi desteklemesi.
Organik beslenmek hastalıklardan korur mu?
Organik gıda tüketen kişilerin genellikle daha az obezite veya kronik rahatsızlığa yakalandığına dair gözlemler mevcuttur. Ancak burada bir yanılsama söz konusu:
Organik gıdaya bütçe ayıran bireyler, genellikle genel sağlık bilinci yüksek kişilerdir. Bu insanlar zaten daha çok hareket eder, sigaradan uzak durur ve daha dengeli beslenir. Dolayısıyla elde edilen sağlık avantajının sırrı tek başına "organik domates" değil, bir bütün olarak sağlıklı yaşam tarzıdır.
Organik alacak bütçeniz yoksa ne yapmalısınız?
Cevap çok net: Geleneksel ürünleri tüketmeye gönül rahatlığıyla devam edin.
Yeterince sebze ve meyve yememenin sağlığa verdiği zarar, klasik tarım ürünlerindeki yasal sınırlar dâhilinde bulunan pestisit riskinden katbekat daha fazladır. Riskleri en aza indirmek için şu basit adımları atabilirsiniz:
Sebze ve meyveleri bol akar su altında iyice yıkayın.
Marul, lahana gibi ürünlerin en dış yapraklarını ayırın.
Gerekli gördüğünüzde kabuklarını soyun.
Tabağınızdaki renk ve çeşitliliği artırın.
Bütçeniz elveriyorsa, kabuğuyla yediğiniz ve yıkanması zor olan meyve/sebzelerde (çilek, elma vb.) organiğe yönelmek mantıklı bir tercih olabilir.
Ancak bütçeniz kısıtlıysa, önceliğinizi "organik" etiketine değil, ürünlerin tazeliğine ve çeşitliliğine verin.
Organik elma da faydalıdır, geleneksel elma da. Asıl büyük sorun, elma yemek yerine paketli ve işlenmiş gıdalara yönelmektir. Sağlığı getiren şey tek bir sihirli etiket değil; tabağınızın ne kadar taze, renkli ve doğal gıdalarla dolu olduğudur.
Küresel gıda fiyatlarında düşüş sürdü
Gıda sahtekarları: Sucuktan dil, kıymadan taşlık çıktı
Yazdır