Küresel turizm sektörü pandemi sonrası toparlanmasını sürdürse de jeopolitik krizler, seyahat alışkanlıkları üzerinde giderek daha belirleyici hale geliyor. OECD’nin yeni turizm raporu, çatışmaların, güvenlik endişelerinin ve artan ulaşım maliyetlerinin turistlerin destinasyon tercihlerini doğrudan etkilediğini ortaya koydu.
Rapora göre OECD ülkelerine gelen uluslararası turist sayısı 2025 yılında yüzde 3,4 artarak yaklaşık 847 milyona ulaştı. Birçok ülkede ziyaretçi sayıları rekor seviyelere çıkarken, jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı bölgelerde ise turizm hareketleri baskı altında kaldı.
Küresel seyahat akışına çatışmalar darbe vurdu
Ortadoğu’daki çatışmalar, küresel seyahat akışını sekteye uğratan başlıca unsurlardan biri olarak öne çıktı. Bölgedeki belirsizlikler yalnızca kriz bölgelerini değil, hava ulaşımına bağımlı destinasyonları ve Körfez ülkelerini de etkiliyor. Uçuş rotalarındaki değişiklikler, maliyet artışları ve güvenlik kaygıları turistlerin karar alma sürecinde daha fazla rol oynuyor.
Kısa süreli, riski düşük, az maliyetli destinasyon seçimi
OECD’ye göre bu tablo, turistleri daha tanıdık, daha yakın ve daha ekonomik destinasyonlara yöneltiyor. Seyahat edenler uzun ve maliyetli tatiller yerine daha kısa süreli, ulaşımı kolay ve risk algısı düşük seçenekleri tercih ediyor. Olası iptal riskleri de hem bireysel turistlerin hem de tur operatörlerinin planlamalarını değiştiriyor.
Turizmi etkileyen tek risk jeopolitik krizler değil. Raporda aşırı hava olaylarının da tatil planları üzerinde giderek daha fazla belirleyici olduğu vurgulandı. Sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve fırtınalar, turistlerin hem destinasyon hem de seyahat tarihi tercihlerini yeniden şekillendiriyor.
Türkiye dış turizmde performansını koruyor ancak...
Türkiye açısından bakıldığında ise tablo iki yönlü ilerliyor. Ülke, 2024 yılında 60,6 milyon, 2025 yılında ise 64 milyon uluslararası turist ağırlayarak güçlü dış turizm performansını korudu. Turizm gelirleri 2025’te 65,2 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. 2026 yılı için beklenti ise 68 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Ancak OECD verileri, Türkiye’de iç turizmin halen zayıf kaldığını gösteriyor. İç turizmin toplam turizm harcamaları içindeki payı yüzde 27 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, sektörün yabancı ziyaretçi akışındaki olası düşüşlere ve dış şoklara karşı daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor.
Yurt içi seyahatler 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,7 artarak 66,8 milyona ulaşsa da bu rakam hâlâ pandemi öncesindeki 78,2 milyonluk rekor seviyenin altında. Bu da iç turizmde tam toparlanmanın henüz sağlanamadığını gösteriyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde turizm destinasyonlarının yalnızca daha fazla turist çekmeye değil, krizlere karşı dayanıklı bir yapı kurmaya da odaklanması gerekiyor. Jeopolitik gerilimler, ekonomik baskılar ve iklim kaynaklı riskler, turizm sektöründe esnek planlama ve güçlü kriz yönetimini artık zorunlu hale getiriyor. (ekonomim.com)
OECD’den Türkiye’ye ilişkin faiz ve enflasyon mesajı
OECD raporu: Avrupa’da maaş ve alım gücü makası açılıyor
Yazdır