Ahmet Demiröz - Finansingundemi.com
Avrupa Birliği, savunma sanayisini güçlendirmek için kurduğu SAFE mekanizmasında Kanada'ya kapıyı açtı. AB Konseyinden yapılan açıklamada, Kanadalı şirketlerin ve Kanada menşeli ürünlerin SAFE kapsamındaki ortak savunma tedariklerine katılımına ilişkin AB-Kanada anlaşmasının resmen sonuçlandırılmasını öngören kararın kabul edildiği bildirildi.
Açıklamada Kanada'nın AB'nin yakın müttefiki olduğu vurgulanırken, Ottawa'nın SAFE mekanizmasına katılan ilk Avrupa dışı ülke olduğu kaydedildi.
AB'nin “savunmada 2030 hedefleri” kapsamında oluşturduğu SAFE programı, Rusya'dan algılanan tehdit, Ukrayna'daki savaş ve ABD'de Donald Trump yönetiminin NATO ve Avrupa güvenliği üzerindeki baskıları sonucunda gündeme gelmişti. Program, 150 milyar euroya kadar kredi imkanıyla AB ülkelerinin ortak savunma tedariklerini hızlandırmayı amaçlıyor.
Türkiye başvurdu, yanıt alamadı
Kanada'nın programa alınması, Türkiye'nin SAFE dışında bırakılması tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, programa katılmak için başvurusunu son tarih olan 30 Kasım öncesinde yapmıştı. Ancak süre dolana kadar Ankara'ya AB'den olumlu yanıt gelmedi.
Yunan basınına yansıyan bilgilere göre Türkiye'nin başvurusu temmuz ayında yapılmış, ancak AB Komisyonu başvuruyu üye ülkelerin onayına sunmamıştı. Bu süreçte Yunanistan ve Rum Yönetimi'nin Türkiye'nin SAFE'ye dahil edilmesine karşı çıkacağı belirtilmişti.
Atina yönetimi, Türkiye'nin programa katılımını Ege ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklarla ilişkilendiriyor. Yunanistan, Türkiye'nin olası SAFE katılımına karşı veto kartını gündemde tutarken, Rumlar da de Ankara'nın programa dahil edilmesine sıcak bakmıyor.
Savunma sanayisinde çelişki
AB'nin Kanada'ya kapı açıp Türkiye'yi dışarıda bırakması, Avrupa savunma mimarisindeki dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya koyuyor.
Bir yandan AB, ABD'nin NATO'ya desteğini azaltması ihtimaline karşı kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor. Diğer yandan NATO'nun en büyük ordularından birine sahip olan ve insansız hava araçları, zırhlı araçlar, mühimmat, elektronik harp ve deniz platformları gibi alanlarda güçlü bir savunma sanayisi geliştiren Türkiye'ye programda yer açılmıyor.
Bu durum, Avrupa'nın savunma alanındaki stratejik ihtiyaçları ile AB içindeki siyasi dengeler arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor. Türkiye'nin dışarıda kalmasında teknik yeterlilikten çok Yunanistan ve Rum Yönetiminin siyasi itirazlarının belirleyici olduğu değerlendiriliyor.
SAFE nasıl işliyor?
SAFE mekanizması kapsamında AB ülkeleri, Ukrayna, Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda 150 milyar euroya kadar kredi kullanarak ortak savunma tedariklerine katılabiliyor. Bu ülkeler aynı zamanda birbirlerinin savunma sanayilerinden ortak satın alım yapabiliyor.
AB'ye aday ülkeler ve Kanada gibi AB ile özel anlaşma imzalayan üçüncü ülkeler de ortak tedarik süreçlerine dahil olabiliyor. Ancak programın temel şartlarından biri, üretilecek savunma ürününün bileşen değerinin en az yüzde 65'inin “Avrupa içinden” gelmesi. Bu kapsamda AB ülkeleriyle birlikte Ukrayna, Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda Avrupa içi üretim alanı olarak kabul ediliyor.
Bu kural, SAFE'nin yalnızca savunma tedarik programı değil, aynı zamanda Avrupa savunma sanayisini içeride güçlendirmeyi hedefleyen bir sanayi politikası aracı olduğunu gösteriyor.
Kanada için ilk kapı açıldı
Kanada'nın SAFE'ye dahil edilmesi, AB'nin programı yalnızca kıta içi bir mekanizma olarak tutmayacağını da ortaya koydu. Ottawa'nın programa kabul edilmesiyle Kanadalı şirketler, AB destekli ortak savunma tedariklerinde yer alabilecek.
Bu karar, AB'nin güvenilir müttefik olarak gördüğü ülkelerle savunma sanayisi iş birliğini genişletmeye hazır olduğunu gösteriyor. Ancak Türkiye örneği, bu açılımın tüm NATO müttefikleri için aynı şekilde işlemediğini ortaya koyuyor.
Avrupa'nın güvenlik ikilemi
SAFE programı, Avrupa'nın yeni güvenlik denkleminde merkezi bir araç haline geliyor. AB, Ukrayna savaşı, Rusya tehdidi ve ABD'nin Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin belirsizlikler nedeniyle kendi savunma kapasitesini artırmak istiyor.
Ancak Türkiye'nin dışarıda bırakılması, Avrupa'nın savunma stratejisinin siyasi vetolarla sınırlanabileceğini gösteriyor. Ankara, NATO içindeki konumu ve savunma sanayisindeki üretim kapasitesiyle Avrupa güvenliği açısından önemli bir aktör olmasına rağmen, AB içindeki ikili anlaşmazlıklar nedeniyle SAFE mekanizmasının dışında tutuluyor.
Kanada'nın programa alınması bu nedenle yalnızca teknik bir katılım kararı değil. Aynı zamanda Avrupa'nın savunma iş birliklerinde kime kapı açtığını, kime siyasi gerekçelerle mesafe koyduğunu gösteren kritik bir örnek oldu.
AB Komisyonu Fransa ve Çekya’nın SAFE programı planını onayladı
Avrupa'nın 'SAFE' programında Türkiye'ye Yunan vetosu
Türkiye’nin SAFE Programı katılımına Yunanistan engeli!
Yazdır