Pazarlama iletişimi alanında mesleki eğitim alan ve uluslararası işletme yönetimi bölümünden mezun olan 25 yaşındaki Valerie, Almanya’da kariyer yapmak için yeterli donanıma sahip olduğunu düşünüyordu. Ancak Aşağı Saksonya’da yaşayan genç kadın, kasım ayından bu yana yaptığı 120’yi aşkın iş başvurusuna rağmen yalnızca üç görüşmeye çağrıldı ve henüz iş teklifi alamadı. Financial Times’a konuşan Valerie, halen büyük dört muhasebe şirketinden birindeki stajını sürdürdüğünü ancak bu sürecin kalıcı bir işe dönüşmeyeceğini belirtti. Valerie’nin yaşadıkları, uzun yıllar Avrupa’nın en güçlü istihdam piyasalarından biri olarak gösterilen Almanya’da iş gücü piyasasında yaşanan değişimin son örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
İş gücü açığından işten çıkarma rüzgarına
Yaklaşık 20 yıl boyunca Berlin, Euro Bölgesi’nin en güçlü istihdam piyasalarından biriyle övünebildi. Çin ve diğer pazarlardan Alman otomobillerine ve makinelerine yönelik talep, ülkenin ihracata bağımlı sanayisini destekledi. Aynı dönemde diğer AB ülkelerinden gelen nitelikli çalışanlar sayesinde iş gücü de büyüdü. 2000’li yılların başında uygulamaya konulan ve insanların daha hızlı biçimde iş hayatına dönmesini hedefleyen tartışmalı reformlar da istihdamı artırdı.
Yıllar boyunca ekonomistler, yaşlanan nüfusun kronik iş gücü açıklarına yol açacağı uyarısında bulunuyordu. Ancak bugün Almanya, birkaç yıldır süren ekonomik durgunluk ve sanayideki gerilemenin istihdam piyasasına yansımasıyla artan işsizlikle karşı karşıya. Bu gerilemede Çin kaynaklı rekabetin de etkisi bulunuyor.
Alman Ekonomi Enstitüsü’nde iş gücü piyasası uzmanı olan Holger Schäfer, “2009-2019 arasındaki güçlü istihdam yaratımı ve düşen işsizlikle tanımlanan ‘altın on yıl’ sona erdi” dedi.
Euro Bölgesi genelinde işsizlik oranı bu yılın başlarında yüzde 6,1 ile tüm zamanların en düşük seviyesine gerilerken, Almanya’da işsiz sayısı son 48 ayın 42’sinde artış gösterdi.
Nisan ayında Almanya’da mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı 15 yıl sonra ilk kez 3 milyon eşiğini aştı. Bu seviye ülkede siyasi açıdan hassas bir sınır olarak görülüyor.
Aşağı yönlü sarmal riski
İstihdam Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Bernd Fitzenberger, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin “aşağı yönlü bir sarmala” girme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Fitzenberger’e göre artan işsizlik, zaten finansmanı zorlanan sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Almanya’nın sosyal güvenlik harcamalarının GSYH’ye oranı, Covid-19 pandemisi yılları hariç tutulduğunda rekor seviyelerde bulunuyor. Başbakan Friedrich Merz, geçen yıl Hristiyan Demokrat Birlik üyelerine yaptığı konuşmada, “Bugün bildiğimiz haliyle refah devleti artık ekonomimiz tarafından finanse edilemez” demişti.
İşsiz sayısının 3 milyonun üzerine çıkması, Almanya’da seçmenlerin üçte birinden fazlasının popülist sağ ve sol partileri desteklediğini gösteren anketler eşliğinde yeni siyasi gerilimlere yol açabilir.
Merz de sorunu kabul ederek geçen yıl artan işsizliğin, Almanya’da “ekonomi politikalarında reformlara, onay süreçlerinde reformlara ve daha pek çok değişikliğe” ihtiyaç duyulduğunun kanıtı olduğunu söylemişti.
Savaş planları altüst etti
Merz, altyapı ve savunma alanlarında borçlanmaya dayalı harcama artışıyla ekonomiyi yeniden canlandırmaya çalışıyor. Ancak İran savaşının enerji piyasaları ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisi, güçlü bir toparlanmaya yönelik beklentileri zayıflatıyor. Covid-19 daralmasının ardından toparlanan Alman ekonomisi, pandemi öncesi seviyesinin ancak sınırlı biçimde üzerine çıkabildi.
ING’nin küresel makro araştırmalar başkanı Carsten Brzeski’ye göre, küresel finans krizinden bu yana Almanya’nın “güçlü iş gücü piyasası ekonomiyi bir arada tutan yapıştırıcı” işlevi gördü.
Ancak Brzeski, “Ekonomik sıkıntının gecikmeli etkisi artık iş gücü piyasasına yansıyor” dedi. İran savaşı sonrası enerji fiyatlarındaki şokun bu yıl ekonomik toparlanma umutlarını zayıflatması nedeniyle Brzeski, işsiz sayısında bu yıl 300 bine kadar ek artış bekliyor. Bu seviye, 2005’in başında ulaşılan 5 milyonluk savaş sonrası rekorun hâlâ altında kalsa da, küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek düzey olacak.
Çifte kıskaç
Almanya’da otomotiv, mühendislik ve kimya şirketleri; yüksek enerji ve iş gücü maliyetleri ile Çinli rakiplerden gelen artan rekabet nedeniyle yıllardır istihdam azaltıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret savaşı da otomobil ve ilaç dahil Alman ürünlerine yönelik ABD talebini zayıflattı.
Buna karşın Schäfer’e göre, yakın zamana kadar kamu sektöründeki istihdam artışı “özel ekonomideki kayıpları telafi ediyordu”. Ancak 2025 ortasından itibaren bu durum tersine döndü.
Volkswagen, 2030’a kadar Almanya’daki 50 bin kişilik istihdamı azaltmayı planlıyor. Bosch da aynı tarihe kadar 22 bin kişilik kesinti hedefliyor. Alman Otomotiv Sanayii Birliği ise bu ay yaptığı açıklamada, 2035’e kadar sektörde toplam 225 bin işin kaybolmasının beklendiğini, bunun önceki tahminlerden 35 bin daha fazla olduğunu bildirdi.
Almanya’nın işten çıkarmaları maliyetli hale getiren katı istihdam yasaları nedeniyle birçok şirket toplu işten çıkarmalardan kaçınmaya çalışıyor. Bunun yerine gönüllü ayrılık programları, işe alımların sınırlandırılması ve erken emekliliğin teşvik edilmesi gibi yöntemler uygulanıyor.
İşe alımlar durdu
Fitzenberger’e göre bunun sonucu olarak işe alımlar “neredeyse tamamen durdu”.
“Yeni bir iş bulma şansı keskin biçimde düştü ve pandemi döneminden bu yana görülen seviyelere geriledi” diyen Fitzenberger, işsizlerin daha uzun süre işsiz kaldığını ve bazılarının iş gücü piyasasından tamamen çekildiğini söyledi.
Federal İş Ajansı verilerine göre, 2022’de Ukrayna’nın geniş çaplı işgalinden bu yana açık iş pozisyonlarının sayısı yüzde 26 azaldı.
Bu tablo, Valerie gibi iş hayatına yeni atılanları orantısız biçimde etkiliyor. İş ilanı platformu Stepstone.de verilerine göre, 2025’te yayımlanan giriş seviyesi iş ilanlarının sayısı beş yıllık ortalamanın yüzde 42 altında kaldı. Genç işsizliği de son dört yılda belirgin şekilde arttı.
Roland Berger’in Orta Avrupa Genel Müdürü Torsten Henzelmann, pek çok genç ve “iyi eğitimli” kişinin iş bulmakta zorlandığını ve “bir tür bekleme düzeninde sıkışıp kaldığını” söyledi.
Henzelmann’ın belirttiğine göre, işe alımları azaltmadığını söylediği şirketi, staj pozisyonları için şu anda ayda 1000 kişiye kadar başvuru alıyor. Bu, birkaç yıl öncesine kıyasla keskin bir artış anlamına geliyor.
Ekonomistler, üretken yapay zekanın işe alım kararlarını ne ölçüde etkilediğini değerlendirmek için henüz erken olduğunu söylüyor. Ancak Fitzenberger, şirketlerin ChatGPT gibi araçları hızla benimsediğine dikkat çekiyor.
İşsizlik oranı Avrupa ortalamasının altında
Eurostat’ın biraz farklı hesaplama yöntemiyle belirlediği Almanya işsizlik oranı yüzde 4 seviyesinde. Bu oran, ülkenin 2005’teki iş gücü piyasası krizinin zirvesinde gördüğü yüzde 11’in ve Avrupa ortalamasının hâlâ oldukça altında. Ancak Almanya’nın yaşlanan nüfusu, istatistikleri olduğundan daha olumlu gösteriyor. Mutlak sayılarla bakıldığında işsiz sayısı dört yıl içinde dörtte bir oranında arttı.
Yeni iş arayan deneyimli çalışanlar da zorluklarla karşılaşıyor. 49 yaşındaki Florian Lamp, 2025’in başında küçük bir sektör derneğinde basın sözcüsü olarak çalıştığı işini kaybettiğinde, “deneyimi ve çevresi” sayesinde kısa sürede yeni bir iş bulacağını düşünüyordu.
Yaklaşık bir yıl süren arayışın ardından Lamp, sonunda bir arkadaşının yardımıyla yeni iş buldu. Ancak bunun için anlamlı bir maaş düşüşünü kabul etmek zorunda kaldı.
Lamp, “Daha önce kaygısız bir orta sınıf aile hayatım vardı; ama bir anda kalıcı olarak sosyal yardıma muhtaç kalma ihtimalinin korkutucu senaryosu zihnimde belirdi” dedi. (Nefes)
Almanya'da milletvekilleri maaş zammını istemedi
Almanya’da ücret gerilimi: İşçiler sokakta
Almanya'da enflasyon 2 yılın zirvesinde
Yazdır