Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'nin ev sahipliğinde, 15-19 Nisan'da İstanbul'da düzenlenecek Parlamentolar Arası Birlik 152'nci Genel Kurulu öncesinde, Meclis Tören Salonu'nda parlamento muhabirleriyle bir araya gelerek açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
1889'da Cenevre'de kurulan ve bugün 183 parlamentonun üye olduğu PAB'ın dünya parlamentolarının önemli bir çatı kuruluşu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, en son 1934, 1951 ve 1996 yıllarındaki Genel Kuruluna ev sahipliği yapan Türkiye'nin 30 yıl aradan bir kez daha ev sahipliği gerçekleştirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kurtulmuş, büyük bir titizlikle Türkiye'nin şanına yaraşır bir organizasyonla bu toplantıyı tamamlamak için üstün bir gayretle çalıştıklarını ifade etti.
Bunun sadece bir organizasyon üstlenilmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, "Dünyanın bu kadar önemli türbülanslardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gerilimlerin, büyük çatışmaların ortaya konulduğu bir noktada, bu toplantıya ev sahipliği yapmak bakımından, İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter vizyonun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz." diye konuştu.
İstanbul'un tarihi özelliğine işaret eden ve bir dünya markası olduğunu belirten Kurtulmuş, "Tarih boyunca diyaloğu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu kadim şehrimizde toplantının yapılabilmiş olması aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihsel birikimin günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum." ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, TBMM'nin bu uluslararası toplantıya ev sahipliği yapabilmesindeki etkenlerden birinin de parlamenter diplomaside son yıllarda ortaya koydukları etkin yaklaşım ve mücadelelerin olduğunu belirtti.
Dünya genelindeki etkin parlamenter diplomasi dönemine dikkati çeken Kurtulmuş, "Türkiye, parlamenter diplomasinin bütün imkanlarını en iyi şekilde kullanan, en iyi şekilde bunlardan istifade eden önemli, etkin ülkelerden birisidir." dedi.
Türkiye'nin parlamenter diplomasi alanındaki çalışmalarına ilişkin bilgi veren, 12 önemli uluslararası parlamenter asamblede Türkiye'nin etkin üye olduğunu, 3 parlamenter asamblede de gözlemeci üye olduğunu bildiren Kurtulmuş, parlamento başkanları düzeyindeki organizasyonlara da Türkiye'nin katıldığını, hiçbir uluslararası platformu Türkiye olarak boş bırakmadıklarını, uluslararası alanda Türkiye'nin menfaatlerini koruduklarını ve dünyada barışın sağlanması, hakkaniyetli adil bir küresel sistemin kurulabilmesi için her platformda sözlerini en güçlü şekilde ifade ettiklerini vurguladı.
Kurtulmuş, TBMM'nin parlamenter diplomasi alanındaki yoğun ve etkin görünürlüğünün PAB'ın 152'nci Genel Kurulu'na ev sahipliği yapmayı mümkün kıldığını bildirdi.
Önemli bir başka toplantıya daha ev sahipliği yapacaklarını açıklayan Kurtulmuş, "TBMM'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihlerinde NATO Parlamento Başkanları Zirvesi'ni İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinin de Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını ümit ediyorum." diye konuştu. Kurtulmuş, PAB 152'nci Genel Kurulu katılımcılarına ilişkin şunları söyledi:
"PAB Genel Kurulu, parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılardan birisine İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekretaryasından aldığımız son bilgilere göre, İstanbul'daki Genel Kurula milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye'ye gelişinde zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardı. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 146 ayrı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç, 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 katılımcı kayıt yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum, benim de şahit olduğum en yoğun katılımdır. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir."
İstanbul'daki 152'nci Genel Kurulunun, küresel ölçekte parlamenter diplomasinin son yıllardaki en büyük buluşması olacağını bildiren Kurtulmuş, sadece katılımcıların çok yüksek olması değil, aynı zamanda konuşulacak konular bakımından gelecek nesillere ilişkin ortak kararların alınabilmesi için önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi.
Genel Kurul oturumları, dört daimi komitenin çalışmaları, forumlar ve tematik toplantılar olmak üzere 80'den fazla etkinliği organize ettiklerini belirten Kurtulmuş, "Tahminimize göre 100'ün üzerinde ikili görüşme bu süreçte gerçekleşecek ve böylece dünya parlamentolarının başkanları, ülkelerinin fikirlerini dünyanın en uzak noktalarındaki mevkidaşlarıyla paylaşma imkanları bulacaklardır." dedi.
Dünyanın yalnızca çok boyutlu krizler yaşamadığını, aynı zamanda çok merkezli yeni bir dünyanın kurulabilmesi yönündeki sancıları taşıdığını vurgulayan Kurtulmuş, böylesine önemli bir dönemde PAB'ın 152'nci Genel Kuruluna ev sahipliği yapmanın önemli olduğunun altını çizdi. Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Parlamenter diplomasi bugün artık bir seçenek değildir, küresel istikrar ve barış arayışının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. PAB da hiç şüphesiz parlamenter diplomasinin en köklü ve en kapsayıcı kuruluşudur.
Bu Genel Kurulun ana teması, 'Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmektir.' Bu başlığın bile fevkalade önemli olduğunu ve inşallah bu başlıkla dile getirilecek fikirlerin dünyanın geleceği bakımından önemli umutlar yeşerteceğini ve dünya barışının kurulabilmesi için katkı sunacağını ümit ediyoruz. Bu tema aslında bir temenni olmanın çok ötesinde bütün dünya parlamentoları, siyasetçiler için siyasi bir zorunluluktur. Yoksa dünyanın barışı kurmakta gecikmesi çok daha büyük felaketlerin önüne açacak ve belki dünyada bugün nereye gidileceğini tahmin edemeyeceğimiz çok kötü köklü felaketlerin öncüsü olacaktır.
Bugün alınan kararlar yarının dünyasını şekillendirecektir. Eğer bugün doğru adımları atamazsak, gelecek nesillere bırakacağımız miras umut değil, belirsizlik ve hatta çaresizlik olacaktır. Bu yönüyle Genel Kurul, aynı zamanda bir gelecek muhasebesinin yapılacağı ve bu nitelikte tartışmaların olacağı bir zemindir. Bu çerçevede Genel Kurulda, barışın kalıcı hale getirilmesi, çatışma sonrası yeniden yapılanma, küresel ekonomik adalet, insan haklarının güçlendirilmesi, kadınların ve gençlerin demokratik süreçlerdeki rollerinin artırılması ve güçlendirilmesi, çok taraflı sistemin geleceği, yapay zeka ve yeni teknolojilerin demokratik sistemler üzerindeki etkileri gibi başlıklar ele alınacaktır."
Genel Kurul kapsamında düzenlenecek toplantılarda Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı ve Filistin halkının maruz kaldığı zulüm ve soykırım başta olmak üzere uluslararası gündemin önemli konularının da gündeme getirileceğini ifade eden Kurtulmuş, Genel Kurul'da Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliğinin, TBMM ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini, bu kapsamda ilgili kurumların desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezini BM heyetiyle parlamenterlerin ziyaret edeceğini bildirdi.
TBMM olarak PAB 152'nci Genel Kurulu marjında Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu Toplantısı ve Türk Devletleri Meclis Başkanları gayri resmi toplantısına da ev sahipliği yapacaklarını aktaran Kurtulmuş, PAB Genel Sekreteri Martin Chungong'un görev süresinin sona ermesi nedeniyle yeni genel sekreter seçiminin yapılacağını, seçimde her ülke delegasyonundan üç milletvekilinin oy kullanacağını kaydetti.
Türkiye'nin tarihi ve kültürel zenginliklerinin tanıtılması için de programların düzenlendiğini belirten Kurtulmuş, "PAB 152'nci Genel Kurulu'nun parlamenter diyaloğu güçlendireceğine, daha adil bir dünya için ortak bir irade ortaya konulmasına katkı yapacağına, gelecek nesiller adına umut olacağına canı yürekten inanıyorum. Temennim odur ki İstanbul bir kez daha yalnızca medeniyetlerin değil, fikirlerin, umutların ve çözümlerin buluşma noktası olacaktır." diye konuştu.
"Fonksiyon görmediğine inansam bir saniye TBMM üyesi olarak kalmam"
Konuşmasının ardından parlamento muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, bir gazetecinin, TBMM'nin "işlevsizleştirildiğine" yönelik eleştirilerin bulunduğunu söylemesi üzerine, TBMM'nin hiçbir fonksiyonu olmadığını iddia edenlerin eksik bilgiyle hareket ettiğini söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli meselesi terör sorununun çözülebilmesi için Meclis'teki partilerin neredeyse tamamının katılımıyla komisyon kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek, cümle aleme, özenilen dünya ülkelerine de örnek olacak şekilde bir demokrasi dersi verdi." diye konuştu.
Çok aykırı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluşulduğunu, partilerin üzerinde ittifak ettiği bir raporun ortaya konulduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu raporun gereklerinin yerine getirilmesi TBMM'nin, siyasi partilerin uhdesindedir." dedi.
TBMM'nin önemli bir şekilde görevini icra ettiğini ve çok etkin bir yasama organı olarak dünyaya örnek bir çalışmayı bitirdiğini anlatan, 'Meclis'in işlevsizleştirildiği' iddiasının doğru olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, "TBMM'nin fonksiyon görmediğine inansam bir saniye TBMM üyesi olarak kalmam. Bunu söyleyen arkadaş eğer önemsiz bir iş yaptığını söylüyorsa TBMM'den çekilir. Ama tam tersine bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine büyük bir haksızlıktır" açıklamasında bulundu.
"Erken seçim" veya "ara seçim" tartışmalarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, kimin hangi kurallar içinde hareket edeceğinin Anayasa ve İçtüzükte belli olduğunu, Anayasa'da hangi şartlarda ara seçime gidilebileceğinin ve milletvekili istifalarının kabul edileceğinin çok net ve açık olduğunu bildirdi.
Anayasa ve İçtüzüğe göre, bu konudaki karar alma yetkisinin Meclis'e ait olduğuna işaret eden Kurtulmuş, 1982 Anayasası çerçevesinde sadece iki kere ara seçim kararı alındığını, bunlardan birinin 1986'da uygulandığını, 1994'te alınan kararın ise uygulanamadığını hatırlattı.
Kuralların açık olmasını demokrasinin en önemli özelliği olarak nitelendiren Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıktır. Ara seçimin nasıl yapılabileceği de Anayasada ve İçtüzükte bellidir. O şartlar yerine geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek olan yer TBMM Genel Kuruludur. Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Burada, TBMM Başkanlığına en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır. Onu diyen arkadaşların Anayasa ve İçtüzüğü okumalarını da tavsiye ederim." dedi.
"Her şey kendi istikametinde yürüyor"
Yeni dünya düzeniyle ilgili görüşü sorulan Kurtulmuş, yeni bir dünya sistemine ihtiyaç duyulduğunu, bütün dünyanın bir arayış içerisinde olduğunu vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Buradaki temel mesele hangi değerler, kurallar üzerinden dünyayı inşa edeceğiz? Güç üzerinden mi inşa edeceğiz? O zaman bugünkü orman kanunu benzeri bir düzen devam edecek demektir. Yani gücü olan istediği kuralı, istediği şeyi ortaya koyacak ve bunu zorla zorla kabul ettirecekse böyle bir düzen olmaz. Dolayısıyla burada en temel şeylerden birisi güç değil, haklı olmanın öne çıktığı bir düzen. Adaletin, hakkaniyetin öne çıktığı, insanların yaratılışta eşitliğinin, ülkelerin de egemenlik ve eşitliğinin kabul edildiği bir sistemin kurulması lazım. Bunun için de gerçekten bazı mekanizmaların artık zorlanması ortadadır. Bunlardan en başında gelen de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin artık çalışmadığı, bu yapısıyla da dünyada en ufak bir problemi çözebilme yeteneğine sahip olmadığı aşikardır. Bir fikrin ortaya çıkabilmesi için uzun yıllar o fikrin oluşturulması lazım. Ben yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için, içinden geçtiğimiz dönemin bir hazırlık süreci olduğuna yürekten inanıyorum. Biz göreceğiz ya da görmeyeceğiz ama yakın bir dönemde dünya sisteminin bütünüyle değişeceğine insanlık şahit olacaktır."
Yeni bir dünya sisteminin kurulmasında Türkiye'nin öncü ülkelerden birisi olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle son yıllarda dünya ölçeğinde başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu bu üstün performans, Türkiye'ye ayrıcalıklı bir konum oluşturuyor. En başında Türkiye bu kadar büyük türbülansın yaşandığı bir coğrafyada çok şükür sulh ve selamet içerisinde, barış içerisinde bir istikrar adası olma özelliğini koruyor. Ayrıca 'Terörsüz Türkiye' sürecinde, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları çerçevesinde de Türkiye bir taraftan da iç kaleyi tahkim etmek için gerekli siyasi iradeyi ortaya koyuyor." diye konuştu.
Dünyanın içinden geçtiği dönemin yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için bir hazırlık süreci olduğunu, yakın dönemde dünya sisteminin bütünüyle değişeceğini belirten Kurtulmuş, "Türkiye, bundan sonraki dünya sistemine ilişkin en etkili sözü söyleyecek ülkelerden birisidir. Acil bir küresel sistemin oluşması için şimdiye kadar olduğu gibi öncülük yapmaya devam edecektir ve bu öncülüğünü de daha yüksek sesle sürdürecektir. Türkiye'nin gücü, imkanları, potansiyeli arttıkça da sözünün de tesiri artacaktır." dedi.
Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında "Yasal düzenlemeler için ilk adım ne zaman atılacak?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:
“Bu çalışma sonrasında önemli bir şekilde neler yapılması gerektiğine ilişkin yol haritası, özellikle raporun 6. ve 7. bölümlerinde ortaya konuldu. Burada bu yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için bir kritik eşik tanımlandı. O kritik eşik de örgütün tamamıyla tasfiyesi ve silahların bırakılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin tespit süreci. Dolayısıyla her şey kendi istikametinde yürüyor. Bu konuda evet, acele etmemiz lazım. Bir an evvel bir şey almak lazım ama bu acele işlerimizi heyecanla, işlerimizi plansız bir şekilde yapmamızı gerektirmiyor. Burada karar alınmıştır. Bir yol haritası ortaya çıkmıştır. Bundan sonra hangi adımların atılacağıyla ilgili olarak da sorumluluk TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerdedir. Siyasi partilerimizin kendi görüşlerini olgunlaştırması ve sonunda da öyle arzu ederiz ki partilerin ortak mutabakatıyla, aynen komisyon raporunda olduğu gibi bir yasal düzenleme teklifinin TBMM Genel Kuruluna gelmesi temin edilmelidir. TBMM Başkanlığı olarak bu konuda kolaylaştırıcı, yol açıcı şekilde rolümüzü oynarız ama esas mesele şu anda sorumluluk TBMM siyasi partilerinin gruplarının üzerindedir.”
Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporda yer alan önerilere ilişkin yasal düzenlemelerin ne zaman yapılacağına yönelik değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, "Komisyon raporu bir yol haritası belirlemiştir. Gönlümüz arzu eder ki mümkün olan en kısa süre içerisinde bu işin tamamlanması ve artık Türkiye'nin bu kadar büyük çaba ve fedakarlıkla siyasetin ortaya koyduğu bu çabanın sonuçlanmasıdır. Şunu da söylemek isterim, siyaset bu kadar büyük sorumluluğu üzerine almış ve bunu da başarılı şekilde gerçekleştirmişken örgütün de kendi sorumluluklarını yerine getirmesi ve başta mutabık kalınan silahların bırakılması sürecinin hızlandırılması en temel beklentimizdir." diye konuştu.
Kurtulmuş, "Partilerin ortak bir yasa önerisi olması durumunda siz bir inisiyatif almayı düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Önce partilerimiz bir çalışmalarını yapsınlar, tekliflerini ortaya koysunlar. Şu anda sorumluluk siyasi partilerin Meclis gruplarındadır." yanıtını verdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bölgesel istikrar ve barış arayışlarının devam ettiği bir dönemde, PAB Genel Kurul Toplantısı için İstanbul'a gelecek Azerbaycan ve Ermenistan'ın Meclis başkanlarının katılımıyla üçlü bir görüşme yapılıp yapılmayacağı ve Güney Kafkasya'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, başından beri Güney Kafkasya'da bütün ülkelerin işbirliği içerisinde olabileceği bir düzenin kurulmasının mümkün olduğuna inandıklarını, son dönemlerde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki yakınlaşmayı da fevkalade olumlu ve önemli bulduklarını vurguladı.
Karabağ'ın işgalden kurtarılarak Azerbaycan toprağına dönüşmesiyle birlikte Güney Kafkasya'da yeni bir dengenin ortaya çıktığını belirten Kurtulmuş, "Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasında hem parlamenter düzeyde hem siyasi düzeyde üçlü ilişkiler de olabilir, başka ülkelerle ilişkilerimiz olduğu gibi. Ayrıca bunlar diğer Kafkas ülkelerine de genişletilebilir. Gelişmelerin olumlu seyrettiğini görüyoruz ve en kısa zamanda da inşallah Güney Kafkasya'nın tamamıyla bir barış iklimine dönmesini temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Başka bir soru üzerine Kurtulmuş, "16 Nisan Perşembe günü Dolmabahçe Sarayı'nda Meclis ve yabancı heyet başkanları onuruna verilecek akşam yemeğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da hitaplarının olacağını" bildirdi.
"Ara seçimin yapılabilmesi için Meclis Genel Kurulu'nun kararına ihtiyaç vardır"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ara seçim için siyasi partilerle görüşmeler yaptığı hatırlatılarak "Önümüzdeki günlerde sizinle de görüşeceğini söyledi. Size gelen bir görüşme talebi var mı? Önümüzdeki günlerde görüşmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, Özel'den kendisine gelen bir görüşme talebinin bulunmadığını, randevu talebinde bulunan herkesle görüştüğünü söyledi. Kurtulmuş, "Türkiye'nin ikinci büyük partisinin Genel Başkanı da ne zaman görüşme talep ederse görüşmemiz en doğal olandır." dedi.
Ara seçime ilişkin Kurtulmuş, "İster Meclis Başkanı ister hangi pozisyonda olursak olalım bizim bağlı olduğumuz Anayasa ve Meclis İçtüzüğü'dür. Bu çerçevede ara seçimle ilgili Anayasa ve Meclis İçtüzüğü Meclis Başkanı'na bir inisiyatif bırakmamıştır. Her halükarda bir ara seçimin yapılabilmesi için Meclis Genel Kurulu'nun kararına ihtiyaç vardır. Bu oldukça açık bir konu. Bunun üzerinden herhangi bir siyasi tartışmanın da tarafı olmam." diye konuştu.
Kırım Tatar Sürgünü'nün 10 ülke tarafından "soykırım" olarak tanındığının hatırlatılmasının ardından TBMM'de bu sürgünün soykırım olarak görüşülmesinin gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, Kırım Tatar Sürgünü'nün insanlık tarihinin gördüğü en acımasız olaylardan biri olduğunu belirtti.
Her vesileyle Kırım Tatarlarına karşı yapılmış olan bu sürgünü telin ettiklerini ve bütün uluslararası platformlarda da bunu dile getirdiklerini vurgulayan Kurtulmuş, Rusya Ukrayna Savaşı'nın başlangıcının Kırım'ın haksız yere ilhakı olduğunu belirtti.
Kırım'ın ilhakı ve ardından yaşananlara ilişkin değerlendirmede bulunan ve Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda barışın tesis edilmesine yönelik çabalarını aktaran Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Kırım'ın ilhakına ses çıkaramayan ya da çıkarmayan bazı Batılı ülkelerin Rusya-Ukrayna Savaşı'nın devam etmesinden yana bir tavır içerisinde olduğu çok net bir şekilde görülüyor. Maalesef özellikle önceki Amerikan yönetimi bu savaşı Rusya'ya karşı Batı'nın konsolide edilmesi için bir fırsat olarak telakki etti. Olan, masum insanlara, halklara oldu. Gözümüzün önünde, bitmeye çok yakın olan, neredeyse ön anlaşmasının yapıldığı, nihai anlaşmanın imzalanacağı bir barış anlaşması yapılamadı. Hala bir fırsat olduğu kanaatindeyim. Tekrar her iki tarafın da onurlu bir şekilde kabul edebileceği bir barış anlaşması üzerine çalışılabilir ve o da yapılabilir. Yeter ki Ukrayna üzerinden birileri bir siyasi hesap üzerinde olmasın."
Filistinli esirlerin idam edilmesini onaylayan "idam yasası"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bir soru üzerine, İstanbul'da düzenlenecek PAB Genel Kurul Toplantısı'na katılım için bugüne kadar İsrail'den herhangi bir kayıt yaptırılmadığını ancak İran'dan kayıt yaptıran bazı milletvekillerinin katılımını beklediklerini bildirdi.
PAB Genel Kurul Toplantısı'nda, İsrail Meclisi'nin Filistinli esirlerin idam edilmesini onaylayan "idam yasasına" ilişkin neler yapılacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, "Genel Kurulun yapısına baktığınız zaman acil gündem maddesi olarak gündeme alınabilmesi için 3'te 2 çoğunluğa ihtiyaç var. Böyle bir yol bulunabilir mi, bilmiyorum. Ama her platformda biz bu konuyu gündeme getireceğiz. Bütün konuşmalarımda ifade edeceğim. Bütün ikili görüşmelerimizde, parlamenter arkadaşlarımız kendi komite toplantılarında bu konuyu mutlaka gündeme getirecek. Hiç şüphesiz bu idam yasası, PAB'ın resmi gündeminde olmasa bile ana gündem maddelerinden birisi olur." sözlerini sarf etti.
"Meclis Başkanı olarak üzerime düşen sorumluluğu icra ediyorum"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporu ve bundan sonraki yasa hazırlama süreci hakkında bir soruyu şöyle yanıtladı:
"Başlanan bir iş yarım kalmaz. İnşallah bu iş yarım kalmayacaktır. Türkiye, daha önce de terörün bitirilmesi, nihai olarak, dostluğun, barışın, kardeşliğin temin edilmesi konusunda çok inisiyatifler aldı ama bu inisiyatifler yarıda kaldığı için Türkiye uzun yıllar terörle uğraşmak mecburiyetinde kaldı, büyük toplumsal kırılmalara neden oldu. Bu mesele asla yarım kalmayacak. Yarım kalmamalıdır. Terör örgütü tamamıyla kendisini feshettiğini ortaya koymalı, örgütün silahları bütünüyle teslim edilmeli, bununla paralel olarak da raporumuzda ifade ettiğimiz gibi bu anlamda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı. Burada sorumluluk TBMM Genel Kurulu'nundur. Yasa çıkaracağız, hazırlığının nasıl yapılacağı, kimler tarafından yapılacağı bütün bunların hepsi teferruattır. Ben bu konuda Meclis Başkanı olarak üzerime düşen sorumluluğu icra ediyorum, icra etmeye devam ederim."
"İsrail'in güçle ve yaptırımlarla engellenmesinden başka yol olmadığı görülüyor"
Kurtulmuş, "ABD ve İsrail'e kim dur diyecek?" sorusu üzerine, İsrail'in saldırdığı ülkelere saldırmasını mümkün kılacak uluslararası bir gelişme yaşanmadığını vurguladı.
İsrail'in bölgedeki çeşitli ülkelere saldırılar düzenlediğini anımsatan Kurtulmuş, "Aklına esen her yere saldırıyor. Dünyanın başka başkentlerinde istemediği insanlara karşı suikast işleyerek devlet terörünü icra ediyor. Herhangi bir yasa, uluslararası teamül kabul ettiği yok. İsrail'in uluslararası sistem tarafından durdurulmasının bir yolu var, İsrail'in güçle ve yaptırımlarla engellenmesinden başka yol olmadığı görülüyor." ifadelerini kulandı.
Savaşın ABD için başka İsrail için başka anlamları olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Her ne kadar haçlı siyonizmi bir ittifak içerisinde görünüyor olsalar da nihayetinde Amerika'nın esas hedefi, İran'ın kabiliyetlerini, imkanlarını azaltmak ve İran'ı terbiye etmektir. İsrail'in hedefi ise Amerika'dan farklı olarak Nil'den Fırat'a kadar bütün coğrafyayı ele geçirmek ve buradaki insanların tamamını köleleştirmektir." diye konuştu.
Büyük Orta Doğu Projesi'nin iyi anlaşılması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, "İsrail, geldiği noktada şöyle düşünüyor, hazır İslam dünyası ve bölge ülkeleri bu kadar bölük pörçükken, bu kadar dağılmışken, parçalanmışken, inisiyatifsiz bir hale gelmişken ve en büyük müttefiki olan ABD'nin de bir şekilde bütün ordularıyla bu coğrafyayı çekmeyi başarmışken, nihai vuruşunu gerçekleştirmek istiyor. Mesele budur." dedi.
"Dünyada resmi sınırı olmayan tek ülke İsrail'dir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını ABD ve İran arasındaki geçici ateşkesi ortadan kaldırmak için gerçekleştirdiğini belirterek, "Bu zulüm mekanizması, bu bölge için büyük bir istikrarsızlık unsuru olan mekanizmanın mutlaka ve mutlaka durdurulması şarttır." değerlendirmesinde bulundu.
1967 savaşı öncesinde İsrail'in bugünkü sınırlarının gösterilmesi halinde dünyanın "gülüp geçeceğini" vurgulayan Kurtulmuş, "Dünyada resmi sınırı olmayan tek ülke İsrail'dir. Çünkü zihinlerindeki sınır, Nil'den Fırat'a kadar olan coğrafyayı kendi hakimiyetlerine alınmasıdır." dedi.
Kurtulmuş, ABD'nin NATO'dan çekileceğine yönelik yaptığı açıklamaların sorulması üzerine, "Trump'ın ne söylediğinden ziyade ne yaptığına bakmak lazım." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin, birçok ülke için "önemli bir ikili ilişki geliştirilmesi gereken ülke" statüsünde olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Türkiye'nin vazgeçilmez bir şekilde yükselişinin olduğu bir döneme giriyoruz. Önümüzdeki dönem, Türkiye'nin önlenemez yükselişine şahit olacağımız bir dönemdir. Bütün şartlar buraya doğru. Türkiye'ye bir rol biçiyor. İnşallah bunu en iyi şekilde yerine getirebiliriz. Bu siyaset üstü bir meseledir. Bütün Türkiye'nin buna odaklanması lazım." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin çok sayıda platformda rolünün artacağını da söyledi.
PAB'da ABD ve İsrail'i kınayan ortak bir bildirinin Türkiye tarafından gündeme getirilip getirilmeyeceğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, "Ortak bir metin çıkarılabilmesi için oy çokluğuyla geçmesi lazım. Onlara da bakacağız, bizim dışımızdaki gruplardan da destek alınabilirse belli çalışmaları yönlendirebiliriz." ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, PAB'a Lübnan'dan katılım olacağını belirterek, Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı'ndan talep olması halinde ise görüşme yapabileceğini aktardı.
![]()
Bozdağ: Türk halkının kahir ekseriyetinin "ara seçim" gündemi ve talebi de yoktur
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'ndaki Cumhurbaşkanı'nın ve TBMM'nin seçimine ilişkin maddeleri hatırlattı.
Anayasaya göre, seçimin üzerinden 30 ay geçtikten sonrası ile seçimden 1 yıl önceki dönemde ara seçim yapılmasının Meclis'in takdirine bağlandığını belirten Bozdağ, "Bu yönde bir karar almak için Meclis'i zorlayan bir Anayasa ya da kanun hükmü yoktur. Çünkü Meclis'in bu yetkisi, zorunlu bir takdir yetkisi değildir, serbest bir takdir yetkisidir. Kaldı ki bu yetki de Meclis Başkanına ait değildir, doğrudan Meclis Genel Kuruluna ait bir takdir yetkisidir." ifadelerini kullandı.
Ara seçime ilişkin iki istisnanın bulunduğuna işaret eden Bozdağ, Anayasa'ya göre bir ilin veya seçim çevresinin TBMM'de üyesinin kalmaması halinde boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılacağını ya da Meclis üye tamsayısının yüzde 5'inin (30 milletvekili) boşalması halinde ara seçimlerin üç ay içinde yapılmasına karar verileceğini hatırlattı.
İkinci istisnanın uygulanması için milletvekilinin istifasının TBMM Genel Kurul'u tarafından kabulünün şart olduğuna dikkati çeken Bozdağ, "Meclis'in kabul etmediği istifa hukuki hiçbir sonuç doğurmaz." ifadesini kullandı.
Bozdağ, Anayasa'da yer alan "İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır." hükümlerine işaret etti.
TBMM Başkanvekili Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:
"Kaldı ki Türk halkının kahir ekseriyetinin böyle bir gündemi ve talebi de yoktur. Bölgemizde savaş devam ederken ülkemizin güvenliğinin son derece önem ve hassasiyet arz ettiği bir dönemde, ara seçim ile ülke gündemini meşgul etmenin milletimize ve ülkemize de bir yararı yoktur."
Mansur Yavaş: Halkın beklentisi erken seçim yönünde
İmamoğlu: Biz erken seçim istiyoruz
Yazdır
