Yazdır

Erdoğan: Hürmüz'ün kapanması küresel ekonomiyi derinden sarsıyor

Tarih: 06 Nisan 2026 - 19:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil, enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, Türkiye’nin ana muhalefetin yapay gündemlerine kapılmadan hedeflerine doğru ilerlediğini söyledi. Hükümetin gündeme hâkim olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bize kimse gündem dayatamaz. Türkiye’nin gündemi suni tartışmalarla saptırılamaz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yakın vadede erken ya da ara seçimin söz konusu olmadığını belirterek, hükümetin odağının Türkiye’yi güçlü bir ekonomiyle küresel bir oyuncu haline getirmek olduğunu kaydetti.

"EKONOMİ YAKIN TARİHİN EN AĞIR ŞOKLARINDAN BİRİYLE YÜZLEŞİYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini vurguladı.

Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapandığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.

Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor."

GIDA ARZINDA SORUN YOK MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gübre ve ham madde tedariklerini çok önceden yaptıklarını aktardı.

Savaştan bu yana, alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık."

DIŞ ŞOKLARA KIYASLA İYİ BİR NOKTADAYIZ

Türkiye'de hini hacette kullanılmak amacıyla biriktirilen rezervlerin yeterli ve güçlü olduğunu, dış borcun ve toplam dış finansman ihtiyacının, milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında bulunduğunu belirten Erdoğan, dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörüne kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktada olunduğunu söyledi.

Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz." diye konuştu.

Bölgedeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda Türkiye'nin de etkilendiğine işaret eden Erdoğan, üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmeleri güçlü desteklerle koruduklarını, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı olduklarını dile getirdi.

Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatan Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanlığının kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldıklarını belirtti.

Bu kredinin toplam büyüklüğünün 120 milyar lira olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun."

YENİ KAPILAR AÇILACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzet olduğunu ifade etti.

Dünyanın önde gelen şirketleriyle yapılan toplantıda bunun emarelerini bizzat gördüklerini dile getiren Erdoğan, yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladıklarını söyledi.

Düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazıldığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz."

BARIŞ İÇİN ÇABALAR SÜRECEK

En son Hitler'in bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olduğunu, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşattığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Hitler'in izinden gidenlerin sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynadığına işaret etti.

"Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir 'dur' demesinin vakti gelmiştir. Biz, kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.

Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum."

Dünyanın gözü Katar tankerlerinde: Rota Hürmüz BoğazıDünyanın gözü Katar tankerlerinde: Rota Hürmüz Boğazı

 

Hürmüz’de Türk gemilerine güvenli geçiş: Sayı 12’ye gerilediHürmüz’de Türk gemilerine güvenli geçiş: Sayı 12’ye geriledi

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Hamas heyetiyle kritik görüşmeCumhurbaşkanı Erdoğan’dan Hamas heyetiyle kritik görüşme

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan NATO Genel Sekreteri ile görüşmeCumhurbaşkanı Erdoğan'dan NATO Genel Sekreteri ile görüşme

 

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/erdogan-hurmuzun-kapanmasi-kuresel-ekonomiyi-derinden-sarsiyor/1890379