C. Kafesoğlu – Finansingundemi.com
“Hukukçuysanız, tarihçiyseniz, kalbiniz adalet atıyorsa, düşünceleriniz adalet arıyorsa, usta bir elin elekten geçirdiği, çekmecenizde, çantanızda, aklınızda olması gereken çok önemli olaylar, davalar ve mahkemeler bu kitapta... Soluksuz okuyacaksınız..”
Böyle demiştim o gün, Avukat Mustafa Demirbağ'ın kitabını bitirip, klavye başına oturduğumda. O gün “Osmanlı'dan Milli Mücadele’ye Türk Siyasal Yargılamalar Tarihi”ne bir okur olarak saygıyla baktığımda. Şimdi de aynı sevdadayım; yine soluksuz saatlere hazırım.
Fatıma’nın Sırları ve Papa Suikastı’yla baş başayım....
NEREDEN NEREYE...
13 Mayıs 1917'den 13 Mayıs 1981'e,
Portekiz'in Fatıma’sından Katoliklerin Vatikan’ına,
Meryem Ana’dan, Papa'ya, Mehmet Ali Ağca'ya,
3 sır 3 kurşun...
BİR ZAMANLAR VATANIN GÖZYAŞLARI
Sayfalar arasında koştururken gözümde canlanan o ‘şiddet’ sahneler içindeki Türkiye’yi; yeni bir dönemece götüren ‘yıkıcı suikast’, 70’lerin senaryosu, karşımdaydı. Dün, yeniden canlandı. Nişantaşı’nda gün bir kez daha ‘karanlığa’ karıştı.
Yaşı biraz geçkinlerin, en azından yarım asrı devirenlerin, o ‘kurşuni’ günleri unutması mümkün mü? Çatışmalar, tuzaklar, baskınlar, her tetik çekişte başka parmak izli ‘katil’ silahlar, ‘görüş’ ayırmadan, gencecik yaşlara yanyana mezar kazdılar. Bombalar, hayatları söndürdü. İdeolojilerin, inançların, düşüncelerin, felsefelerin, bayrak yapılan değerlerin, vazgeçilmezlerin, duruşların, karşı koymaların, direnişlerin, işgalcilerin, öncülerin birbirine kin, öfke, intikam, ölüm baktığı ‘son’da kim kazandı!? Kimler, tahripkar, kan emici zamanların kaymağını yedi? Kirli ellerini ovuşturan, sinsi bakışların sahipleri belli değil miydi? Bu vatan üzerine kurulan ‘karıştır, parçala’ ruletleri az dönmedi.
"KAOS" RULETİNİ KİM DÖNDÜRDÜ?
1979’un 1 Şubat’nda, oyun yine kuruldu, ‘kaos’un hedefi gazeteci Abdi İpekçi’yi, direksiyon başında yaşamdan koparan namluyu mavi arabının içine tutan isim, eşgallerle ortaya çıktı. Mehmet Ali Ağca ilk ifadesinde, "İsyan ettiğim için öldürdüm. Açıklayacağım tek şey sağ veya sol eylemci olmadığımdır; bağımsız, tek başına terörist olduğumdur" dedi.Çok değil, 6 ay sonra ifadesini değiştirdi...
Tıpkı Papa suikastında olduğu gibi..
RİCA EDERİM, BÜYÜTMEYİN!
İkinci Dünya Savaşı’nın ‘bonus’u Soğuk Savaş döneminde yaşanan atışmaları, söz düellolarını, duvar yıkan planları, iki yüzlülükleri, istihbarat raporlarını, gizli belgelerini, arşivlerde sararan dosyaları, coşkulu bir kaynak taramasından geçiren, cımbızlayarak yakaladığı bilinmeyen gerçekleri gün yüzüne çıkaran Mustafa Demirbağ, Fatıma’nın Sırları ve Papa Suikastı’nda 100 yıllık yolculukta okuru bir an bile Marguez’in ‘yalnızlığı’na terk etmiyor! Hatta aralara serpiştirdiği ‘küçük sürpriz’lerle böylesine yüklü bir tempoda ciddi yüzlere tebessüm bile ettiriyor. Ne güzel!
Aklıma ilk Ağca’nın, İpekçi suikastından tutuklanarak konduğu Maltepe Askeri Cezaevi’nden tarihi firarı geliyor. Mehmet Ali Ağca, Türkiye’yi sarsan büyük kaçış planı için Milliyet gazetesine gönderdiği mektupta, “Rica ederim büyütmeyin, basıt bir olay” diyor. Bunu, ‘idam cezası’na mahkum edilen biri söylüyor. Şaka gibi değil mi!!
İLK İKİ SIR AÇIKLANDI, YA ÜÇÜNCÜSÜ...
Kehanet, Portekiz’de “bir sabah gökyüzünün yarılmasıyla” başlıyor. İster hikaye, ister efsane deyin, ister başka bir düşünce. Bugün, 13 Mayıs 1917’de 3 küçük çobanın şahit olduğu ‘mucize’nin topraklarına milyonlarca Hıristiyan hacı ziyaret ediyor. Varın, gerisini siz düşünün.
Günün ılk ışıklarıyla aydınlanan Fatima kasabasında 10 yaşındaki Lucia Dos Santos, 9 yaşındaki Francisco Marto ve 7 yaşındaki Jacinta Marto koyunlarını otlatırken birden yoğun bir ışık çevreyi sarıyor. Şiddetli bir ses duyup irkilen çocuklar, korkuyla başlarını gökyüzüne çevirdiklerinde ışaklar arasında beyaz parlak kıyafetli bir kadın görülüyor. Kadın korkmamalarını, her ayın 13’ünde aynı yerde toplanarak dua etmelerini ve kendisiyle konuşmalarını söylüyor. Küçük çobanların gördüğü bu kadın, inananlara göre Meryem Ana’dan başkası değildir. Meryem Ana çocuklara 3 sır veriyor. Francisco ve Jacinta erken yaşta hayata veda ediyor. İlk iki sır açaklanıyor. Felaketler, dünya savaşları ve Rusya uyarıları. Lucia hayattadır ve tüm dünyanın peşine takıldığı ‘üçüncü sır’ ise onda saklıdır...
Ta ki o ‘patlama’ya kadar...

SOVYETLER'E KARŞI 'MANEVİ SİLAH'
Cümle alem bilir, Vatikan, yeni bir papa seçilişini Sistine Şapeli’nden Hıristiyanlar’a dumanlı mesajla iletir. Beyaz, zaferdir. 1978’in 16 Ekim’inde, Abdi İpekçi cinayetinden 5 ay önce, bacadan beyaz dumanla birlikte sevinç çığlıkları da yükseliyordu. 455 yıl sonra bir ilk; yaşlı İtalyanlar’a alışık olan ‘kutsal koltuk’ şimdi genç ve enerji dolu bir Polanyalı’yı ağırlıyordu. Kuçük bir kasabadan zirveye tırmanan Karol Jozef Wojtla Katolik dünyasının yeni lideriydi. Yüzlerce yıllık bir gelenek niye yıkılmış, genç Karol’un önü niçin açılmıştı? Tarihi bir görev mi biçilmişti? Yeni adıyla Papa II. John Paul, Soğuk Savaş’ın gölgesinde, ABD’nin gizli operasyonlarıyla mı seçilmişti? CIA, Vatikan’da ne işler çeviriyordu? Papa, Sovyetler’e karşı “manevi bir silah” mıydı? Başkan Carter’ın o danışmanı nasıl bir strateji belirlemişti? Demir Perde’nin arkasına sızmak hayalken, kiliseyi gömen Kızıl Varşova’nın uykularını kaçıran Dayanışma Hareketi ile Papa’nın ilişkisi neydi? ‘Blok’ların en sıcak anı, Papa’nın Polanya ziyaretinde, “Tanrı’nın oğlu için dua edin” sözü nereye mesajdı? Papa II. John Paul, iki kıtada hüküm süren, okyanusları aşan koskaca bir imparatorluğa karşı duruyordu: Cephede ‘tek’ başına! Tarihe meydan okuyordu! Ya Moskova! Eli armut mu topluyordu?
PASAPORTLA BİLE GİDİLEMEYECEK ROTADA 'SAHTE' SEYAHAT
İstanbul’da nefesini bile saklayan Ağca – Yazar, firarın bir numaralı tanığı ve sanığı cezaevinde asker olan Bünyamin Yılmz’ın “Kaçırılması için bana emir verildi. Söz verdim, tek başıma kaçırdım” sözleriyle yetirnmiyor, işin organizasyonu, gizli hazırlığı, planlı kaçışı teferruatlı işliyor, belleklerin tazelenişi, okura tat veriyor- İran’a geçerek Türkiye’den ayrılıyor. Sonra da Orta Doğu’da izini kaybettiriyor. Roma yolunda ise kaçış rotasına, Bulgaristan’ı, Avusturya’yı, İsviçre’yi, Almanya’yı dahil ediyor. Her yere sahte pasaportlarla girip çıkıyor.
'SUİKAST MOLASI'NDA KİMLERLE BULUŞTU?
Olay dipsiz kuyu ama Mustafa Demirbağ didikliyor, sorguluyor. Soru soruyu kovalıyor. Bugüne kadar bile tam olarak aydınlatılmamış bu yolculukta Ağca, “Kendi kaderini çizen yalnız bir adam mıydı? Yoksa gizli servislerin, ideolojilerin ve kehanetlerin gölgesinde ilerleyen bir figür mü? Bu güzergahta örgütlerin, kirli hesapların, karanlık bağlantıların izini mi takip ediyordu?” Her adımda, dünyayı titreten o kurşunlara biraz daha yaklaştığında, ‘suikast molası’ verdiği duraklarda kimlerle buluştu, ona hangi kapılar açıldı? Metrekareye on ajanın düştüğü zamanlarda, KGB’si, DS’si yanında mıydı? Amerikalılar ne yapıyordu? Sahte pasaportların, paraların kaynağı kimler, hangi adreslerdi?
Yılların suskunluğunda, olaylar yumağından tek tek cevap ayıklanıyordu.

NASIL BU KADAR CESUR OLABİLİYOR!
Dünya ABD Başkanı Reagan suikastıyla meşgulken, Ağca Roma’ya doğru ilerliyordu. İtalyan turistlerin arasına karıştığı bir otobüsle şehre sızıyordu. Tüm dünyada kırmızı bültenle aranan, Batı istihbaratının peşinden koştuğu bir adam, sokaklarda dolaşıyor, Vatikan’ı gözlüyordu. Yarı otomatik 9 mm Browning temini, suikastın yeri ve zamanı, kaçış rotası hazırdı. Peki, lojistik desteğin mimarı kimdi? Bir İtalyan üniversitesine kayıt yaptırdığından haberiniz var mı? Nasıl bu kadar korkusuz olabiliyordu?
ELLERİNE BAKTI, KANDI; BEYAZ CÜBBE...
Tarih 13 Mayıs 1981. Binlerce insan, Roma’da Vatikan’ın Aziz Petrus Meydanı’nda toplanmıştı. Yeni Papa gelenekselci değildi, devrimciydi. Tabuları yıkıyordu. Tıpkı o günkü gibi. Kendini kalabalıktan uzak, güvenli bir noktada göstermek yerine topluluğun arasına karşmak, mesajlarını insanlara dokunarak iletmek istiyordu. Üstü açık araçta selamlıyor, kutsuyor, elleri tutuyordu. Gülümsüyordu. Saatler 17.17’yi gösterirken birden bire... Zaman durdu. İki kurşun biri karnına, diğeri eline. Papa, aracın üzerinde sallandı. Ellerine baktı, kandı. Beyaz cübbe kana bulanmıştı. Gizemli suikastçı, Hıristiyanlığın en kutsal mekanında “kalplere korku” salmıştı. Mermiler, “tarihsel bir kehanetin tam ortasında patlamıştı.” Vatikan’ın sessizliği paramparça olmuştu. Bir kurşun da ‘Soğuk Savaş’ın dengelerine saplanmıştı.
YÜZYILIN SIRRIYLA YÜZLEŞME ANI
Gemelli Hastanesi’nde 5 saat süren çok kritik operasyonla hayata tutunan Papa, ameliyat masasında sordu: Bunu neden yaptılar? Ağca’nın kurşunlarına hedef olan Papa, bilinci yerine gelince yaptığı ilk iş Fatıma’nın üçüncü sır zarfını hastaneye getirtmek oldu. Meryem Ana’nın sırrı Papa’sına kavuştu. Papa, yüzyılın sırrıyla yüzleşiyordu.
“Bir kutsal figür ölümle burun buruna gelince, o an Vatikan’ın loş koridorlarında yankılanan kadim fısıltılar, yıllardır gizlenen bir gerçeği haykırıyordu. Fatıma’nın üçüncü sırrı mı gerçekleşiyordu?”
ÜÇÜNCÜ KURŞUNU O MU SIKTI?
Silahını yere atıp kalabalığa karışmak isterken yakalanan Ağca’nın cebinden çıkan notta, “Papa’yı öldürüyorum çünkü Sovyetler Birliği ve ABD’nin emperyalizmine karşıyım, El Salvador ile Afganistan’da gerçekleştirilen soykırımları protesto ediyorum” yazıyordu.
Sovyetler Birliği mi, KGB mi, CIA mı, Masonlar mı, yoksa Vatikan’daki iç hesaplaşma mı vardı, suikastın perde arkasında. Bir entrika mıydı? Yoksa, kardinallerin, geçmiş papaların yıllarca gizli tuttuğu üçüncü sır mı gerçekleşmişti?
İfadelerini sürekli çelişkili hale getirme maharetini konuşturan Ağca, Oral Çelik için ne söylüyordu? Çelik de o meydanda, planın bir parçası mıydı? Üçüncü kurşuna hazırlanan Ağca’yı kim çekti? Suikastın hedefi bulmayan son kurşununu kim sıktı?

AMERİKALI ÜNLÜ GAZETECİNİN İDDİASI
Ağca’ya İtalya’da kaç dava açıldı? Kaç yıl sürdü? Sorgularda savcılara neler anlattı, kimleri işaret etti? Suikastle bağlantılı iddiasıyla tutuklanan Bulgar sanıklar kimdi? Kimler hüküm giydi? Ağca ‘yalnız kurt’ muydu? Kurşunların yönünü niçin uluslararası komploya döndürdü? Küresel bir çöküşü mü tetiklemek istiyordu? Musa Serdar Çelebi neyle suçlandı? Emanuela Orlandi niye kaçırıldı? Roma mahkemesinde Abdullah Çatlı ile karşılaşınca neler yaşandı? Çatlı, ifadesinde Ağca ve Oral Çelik hakkında neler söyledi? Davanın seyrini etkiledi mi? Sofya’da koruma altındaki Bekir Çelenk ile ilişkisi var mıydı? Çelenk de tarihi davanın isimlerinden biri miydi?
Ünlü gazeteci Clarie Starling’in elindeki, “Kurşunların arkasında Sovyetler ve Bulgaristan var” iddiasını güçlendirecek kanıtlar neydi?
Sorular, sorular... Fatıma’nın Sırları ve Papa Suikastı’hda hepsinin ama hepsinin bir yanıtı var...
AFFETTİ, HÜCRESİNE GİTTİ!
Bir kaç gün sonra Papa en az suikast kadar tüm dünyada şaşkınlık yaratan Ağca açıklamasını yaptı: Affettim! 27 Aralık 1983’te saat 15.00’te Rebibbia Cezaevi’nin ağır demir kapıları açıldı. Katolik dünyasının ruhani liderini, Vatikan tarihine ‘kanlı imza’sını atan Mehmet Ali Ağca karşıladı! Loş bir işık, eski bir masa, iki sandalyeli bir odada. Mustafa Demirbağ’ın yorumuyla: “Bir suikastçı ve hedefi, demir parmaklıkların ardında yüz yüze... Kurşunla yazılan kader, affın sessizliğinde yeniden şekillendi. Papa II. John Paul, kendisini öldürmeye çalışan Ağca’nın elini tuttu. Adalet mi, merhamet mi? Bu buluşmada zaman bile nefessiz kaldı...”
Sessizce sohbet ettiler. 22 dakika. Birbirlerine ne söylediler?
BEN DELİ DEĞİLİM, ÇOK AKILLIYIM
Suikastı ‘kaçınılmaz bir kader’ olarak yorumlayan ve Papa’yı Vatikan’da kilitli kehaneti açıklamaya davet eden Mehmet Ali Ağca, Roma’daki duruşmada yine gündemi belirliyordu. Bu kez kurşunlar bile onun hızına yetişemezdi. Kendini, “yeniden dirilmiş İsa Peygamber” ilan etti. İtalyanca bağırıyordu: "Aziz Petrus Meydanı’ndaki suikast, Fatıma’nın üç sırrıyla ilgilidir. Papa suikastı Meryem Ana’nın üçüncü sırrıyla ilgilidir. Ben Allah’ın mesihi olarak duruşmada dünyanın sonunun geldiğini söyledim. Ben deli değilim, çok akıllıyım...”
Mahkeme başkanı Ağca’nın sözlerine aldırış etmedi, “Bu açıklamalar bizi ilgilendirmiyor, biz İtalya devleti adına yargılama yapıyoruz” dedi ama planlı bir senaryo, komplo görünümündeki söylemler, başta İtalya dünya basınında geniş yankı buldu. Kardinaller katında gizlenen Fatıma’nın gizemli üçüncü sırrı yarım asır sonra yine ortaya çıkmıştı. Bir de suikastçıya yollanan “sen son mesihsin” mesajı...
FATIMA'DA BAŞLADI, FATIMA'DA BİTTİ!
Meryem Ana kehanetlerinin emanetçisi 3 küçük çobandan hayatta kalan Rahibe Lucia, üçüncü sırrı kimseyle paylaşmadı, sakladı. Sırrı, 1944’te ruhani lidere yazdı, mektup Vatikan’ın gizli cekmecesinde koruma altına alndı. Yıllar içinde 2-3 kez açıklanmak istendiyse de papaların, “Bunu dünyaya duyuramayız” endişesiyle Kutsal Ofis’in karanlık arşivlerine hapsedildi. Sırrın aydınlığa çıkmasına izin verilmedi. Ta ki...
II. John Paul 13 Mayıs 2000’de Fatıma’yı ziyaret ediyordu. Uzun yıllar dikkatli bir yol izlenerek saklanan üçüncü sırla ilgili ‘müjde’ gelmişti. Papa’nın izniyle, Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Angelo Sodano, Rahibe ‘kardeş’ Lucia’nın imzasını taşıyan mektubu açtı; Fatıma’nın Üçüncü Sırrı’nı dünyaya okurken, o şok sahneyi anlatan satırlar dilinden dökülüyordu.
Meryem Ana, 83 yıl sonra Papa’ya neyi fısıldıyordu?
Vatikan son mührü kaldırmıştı...
34 YIL SONRA GİZEMLİ ROTADA
2014 yılında Vatikan’da, Papa’nın kabri başında, elinde iki beyaz gül, kır saçlı, güneş gözlüklü bir adam dikkat çekiyordu. Roma polisi ‘suikastçı’ Ağca’yı tanıyınca başkent alarma geçti. Çizme’yi yine aşmıştı? Vizesiz, Türkiye’den İtalya’ya kadar geçmesi yasak yollardan nasıl gitmişti? Girmesi yasak İtalya’ya nasıl sızmıştı? Hepsi muamma? Oysa o çok rahattı. “34 yıl önce Roma'ya nasıl girdiysem, aynı şekilde girdim.” diyordu. 34 yıldır çözülemeyen gizemli yolculuk yeniden vücut buluyordu. Ağca çetin, Ağca sır, Ağca zor bir adamdı.

SOĞUK SAVAŞ'IN 'SICAK' KOMPLOSU MU?
Ağca’yı iyi izleyen Yazarın ‘önsöz’ünü, özetle son söz olarak naklediyorum:
“1981 yılında Aziz Petrus Meydanı’nda Mehmet Ali Ağca'nın tetiği çektiği o an sadece bir bireyin kaderini değiştirmekle kalmadı, dünya siyasetinin gölgeli yüzünü de gün yüzüne çıkardı. Mehmet Ali Ağca'nın tetikçiliğini yaptığı bu suikast, Soğuk Savaş’ın karanlık gölgelerinde şekillenen bir komplonun ürünü müydü? Yoksa Vatikan'ın sakladığı Fatıma Kehanetleri ile bağlantılı çok daha derin bir sır mı devam ediyordu? Suikastten sağ kurtulan Papa, “Meryem Ana beni kurtardı” diyor ve yıllar sonra sırrı açıklıyordu. Vatikan üçüncü sırrı neden gizledi? Ağca’nın gizli sırla bağlantısı neydi? Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?“
ÇOK EMEK HARCANMIŞ
Son zamanlarda aralıklarla da olsa bu kadar iştahla okuduğumu hatırlamıyorum. Mevzu derin olunca haliyle girdap gibi çekiyor konu. Zaman geniş, olaylar öyle çarpıcı ki içinde adeta kayboluyorsun. Çay, kahve arası da olmasa...Uzun soluklu, çok özel bir çalışmanın karşılığını Londra sevgisiyle, Avrupa reytingiyle alan Avukat Mustafa Demirbağ, önce İngilizce yayınlanan Fatıma’nın Sırları ve Papa Suikastı’nı (Dionysus Yayınları) Türkiye’ye getirmiş. Gizemi, içerik zenginliği, her sayfada özel sahneler, anekdotlar, dip notları, insanın okuma şevkini okşuyor. Yani, ‘üstat’ teri boşa akmamış. Emeğine, kalemine sağlık...
Soluksuz okuyacaksınız! Osmanlı’dan Milli Mücadeleye Türk Siyasal Yargılamalar Tarihi
Yazdır