Türkiye’nin uzun yıllara dayanan seramik markalarından Hitit Seramik’te yaşanan aile kaynaklı yönetim anlaşmazlığı, konkordato aşamasından iflas kararına uzanan dikkat çekici bir tabloya dönüştü. Üretim tesisinin faaliyetlerini durdurması, bazı ortakların süreç dışına itilmesi ve borçların temlik edilmesi, sanayi çevrelerinde “iflas süreci nasıl şekillenir?” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Vahap Munyar'ın Ekonomim'deki köşe yazısında, Hitit Seramik’teki yönetim çekişmeleri ile şirketi iflasa götüren gelişmelerin perde arkasına ayrıntılarıyla yer verildi.
İşte Vahap Munyar’ın, İbrahim Hızal Holding Yatırım A.Ş. ile Hitit Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortağı Sevgi Hızal’ın avukatı G’nin açıklamalarına köşesinde yer verdiği o yazı:
Sevgi Hızal, Beril Hızal ve yeni avukatları G., son durumu anlatmaya üç temel şirketin adını sıralayarak başladı:
- Hitit Seramik bünyesinde İbrahim Hızal Yatırım Holding ve Beril Seramik Hammaddeleri Üretim Satış ve Ticaret A.Ş. faaliyet gösteriyor.
Sevgi Hızal, 2023 yılı sonrasında Avrupa Birliği’nin (AB) seramik sektörüne dönük anti-damping uygulamaları, yükselen maliyetlerle birlikte ihracatta zorlanma yaşadıklarını bildirdi:
- İhracatımızın yüzde 60’ı AB ülkelerine yönelikti. Bu dalga bizi olumsuz etkiledi. Üretim ve siparişler devam etse de nakit dengesi bozuldu, vadeli yükümlülükler arttı. Şirketi koruyabilmek için 9 Ekim 2024’te konkordato kararı aldık.
Konkordatoyu “ara nefes” ve “geçici süre” olarak gördüklerini vurguladı:
- Uzun yıllardır birlikte iş yaptığımız isimler bize bir yatırımcı önerdi. “B.” İsimli kişi “yatırımcı” kimliği ile sürece dahil oldu. Onun yanında resmi sıfatlardan uzak duran bir de “Y” vardı. Mali güç ondaydı.
Avukat G. araya girdi:
- Sevgi Hızal, Ülker Yazıcı (Hızal), Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal’ın o dönemki avukatları rahmetli İbrahim Hızal’ın yakın dostu R. imiş. Söz konusu yatırımcı kimliği ile sürece dahil edilen kişi de o avukatın önerdiği formül olmuş.
Sevgi Hızal sürdürdü:
- Zamanla “yatırımcı” formülünün şirketimiz ve ailemiz aleyhine kullanıldığını gördük. Avukatımız R. de onlarla birlikte hareket ediyordu. Yani, adım adım şirkette bizi devre dışı bırakmaya doğru yol alıyorlardı.
Yeni avukatları G., şu teknik detaya işaret etti:
- Hisse devir sözleşmeleri yapılmış, fakat bu devirler mahkeme onayına sunulmamış. Oysa konkordato sürecindeki bir şirkette bu onay hukuken zorunludur. Ayrıca, söz konusu hisse devir sözleşmesine tarih de konulmamıştı.
Sevgi Hızal, buna rağmen paylar devrolunmuş gibi hareket edildiğini kaydetti:
- Şirket yönetiminde fiili değişiklikler yaratılmak istendi. Ben, Beril Hızal ve Ülker Yazıcı adına önceden şarta bağlı şekilde düzenlenmiş istifa yazıları bilgi ve irademiz dışında tarihlendirilip tescil süreçlerinde kullanıldı.
Hızal ailesinin yeni avukatı G., şirketin adım adım iflasa doğru sürükletildiğini iddia etti:
- Biz “G” hukuk bürosu olarak iflası durdurmak üzere kolları sıvadık. Hitit Seramik, üretim ve ihracat gücüyle borçlarını ödeyebilecek bir varlık.
Sevgi Hızal, kızları Ülker Yazıcı, Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal, gelinen aşamada şüphe ve tedirginlik yaşıyor…
Hitit Seramik’in iflas kararının ve dosyasının bu nedenle titizlikle incelenmesinde yarar görünüyor…
1.4 MİLYAR LİRALIK ZARAR NASIL OLUŞTU?
HİTİT Seramik ve İbrahim Hızal Yatırım Holding ortağı Sevgi Hızal, 2025 yılında şirket içindeki atmosferin kökten değişmiş olduğunu belirtti:
- Yönetim kararları kilitlenmiş, mali tabloya ilişkin bütünlüklü resim ortaya konulamaz hale gelmişti. Muhasebe sistemi değiştirilmişti. Şirketin dijital altyapısı ve elektronik kayıtları ailemizden fiilen uzaklaştırılmıştı.
Şirketin borçlarının artışının sürdüğünü vurguladı:
- Yönetimi üstlenen yeni ekip, ailemizin bilgisi dışında bir şirket kurmuş, bu şirketin tek pay sahibi, tek yetkilisi B. olmuştu. Hitit Seramik’in ihtiyaçları dışında çeşitli makine-motor yağları, otomobil parçası alınıp şirket daha fazla borçlandırılmıştı.
Uşak’taki fabrikanın kapılarının da kendisine ve kızlarına kapatıldığını kaydetti:
- Kendi kurduğumuz düzen içinde yabancılaştırıldık. Karar alma mekanizmalarından sistematik biçimde dışlandık. Yaşadıklarımız ticari anlaşmazlık sınırlarını aştı.
Aynı dönemde çalışanlar arasında bölünme ortamı yaratıldığını, istifalara yol açıldığını iddia etti:
- Üretim yavaşlatıldı, kapasite kullanımı bilinçli şekilde düşürüldü. 6 Mart 2025’te verilen “kesin mühlet” kararı süreci yeni bir aşamaya taşıdı. Yaz aylarında tablo geri dönülmez hale geldi, 18 Temmuz 2025’te Hitit Seramik’in yönetimine kayyım atandı.
Ağustos 2025’te enerji ve hammadde sorunları nedeniyle üretimin tamamen durdurulduğunun altını çizdi:
- Bu aşamada “yatırımcı” görünen B, konkordato planından çekildiğini bildirdi. Konkordato başlangıcına temel oluşturan borçların B tarafından temlik edildiği dikkatimizi çekti. Borçların sorumlusu olan B, en büyük alacaklı konumuna yerleşti. İflas masasında öne çıktı.
Sevgi Hızal, 27 Kasım 2025’te İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Hitit Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Beril Seramik Hammaddeleri Üretim Satış ve Ticaret A.Ş. hakkında iflas kararı verdiğini aktardı:
- Gelinen aşamada fabrikanın fiilen üretim dışı bırakılması ve ticari faaliyetlerin durma noktasına gelmesi nedeniyle ortaya çıkan zarar, her geçen gün katlanarak artıyor. Yaşanan süreç sonunda 1.47 milyar lira zarar oluştuğunu tespit emiş bulunuyoruz.
Sevgi Hızal, zararın her geçen gün büyüdüğüne vurgu yaptı:
- Fabrikanın kapalı kalmaya devam etmesi, üretim yapılamaması, sipariş kayıpları, müşteri portföyünün dağılması, nitelikli iş gücü kaybı ve markanın piyasadaki yerinin aşınması nedeniyle zarar her geçen gün büyüyor.
Hitit Seramik'te son kız kardeş de konkordato istedi
Yazdır