Yazdır

Türk sanayisi bu kez devrimi kaçırmadı

Tarih: 04 Ağustos 2017 - 08:46

Weidmüller Ülke Müdürü Birol Atay: Endüstri 4.0’a bakarsak, Türk sanayisinin bu konudaki bilincin geçmiş dönemlere göre çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Sustainable Economy Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çil Let’s connect sloganı ile 4. Sanayi Devrimi vizyonunu ortaya koyan, aynı zamanda da kendi üretim tesislerinde yaptığı çalışmalar ile müşterilerine  rol model olma vizyonunu somutlaştıran Weidmüller  Ülke Müdürü Birol Atay ile Türkiye’nin Endüstri 4.0 dönüşümünü konuştu. Türkiye’nin bu dönüşümü başarması noktasında umutlu olduğunun altını çizen Atay “Türkiye daha önce gerçekleşen devrimleri zamanında yakalayıp adaptasyonunu gerçekleştiremedi veya doğru adımları atamadı fakat hızlı bir ivme ile batının kat ettiği yolu yakın geçmişte hızlı bir şekilde kat ederek arayı kapatıyor. Endüstri 4.0’a gelince Türk sanayisinin bu sefer  konuya geçmiş devrimlere nazaran çok daha erken davrandığını, bu konudaki bilincin geçmiş dönemlere göre çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Dönüşüm noktasında görüşlerini paylaşan Weidmüller Türkiye Ülke Müdürü Birol Atay sanayicilere çok ciddi bir uyarıda bulundu: “Yapılacak olan yatırımların ve iyileştirmelerin fizibilite çalışmaları ve akabinde projelendirilmesi Endüstri 4.0 devriminin uzun vadeli vizyonunu iyi özümsemiş mühendisler tarafından gerçekleştirilmelidir. Yapacağımız yatırımlar günü kurtaran kısa vadeli süreçleri değil, firmaları pazarlarında uzun soluklu rekabetçi kılabilecek şekilde tasarlanmalıdır. Yanlış partner, yanlış proje ve yanlış ürün seçiminin bizi bu rekabet ortamında geride bırakacağını unutmamalıyız.”

-Dünyada yeni bir sanayi devrimi yaşanıyor. Bu devrimin diğerlerinden çok farklı olacağı ve bu sefer de ıskalanırsa sonuçları itibari ülkemiz için yıkıcı olacağı en üst perdeden ifade ediliyor. Genel olarak sizin bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

-Öncelikle endüstri 4.0 devriminin arkasındaki ana sebepleri değerlendirecek olursak asıl amacın Avrupa dışına kayan üretimin tekrar Avrupa içerisine alınarak hem teknoloji transferinin önüne geçilmesi hem de yatırımların Avrupa bünyesinde olması hedefleniyor. Bu sebeple rekabetçi bir Pazar oluşturabilmek adına işçilik ve bakım maliyetlerinin uzak doğu pazarları ile rekabet edebilmek için minimize edilmesi çok önemli.

Türkiye olarak bizlerin de bu trende zamanında uyum sağlaması pazarda rekabet açısından önem arz ediyor. Keza ülkemiz Avrupa ülkelerine nazaran işçilik maliyetleri ve insan gücü açısından daha avantajlı olsa dahi bu anlamda uzak doğu ile rekabet edecek ölçüde değil. Özellikle işçilik maliyetlerimiz son yıllarda eski senelere nazaran çok daha fazla artış göstermekte.

Önceki sanayi devrimlerinde olduğu gibi zamanında kendimizi bu yeni konsepte adapte edemezsek arayı kapatmak Türkiye için çok kolay olmayacaktır. Geride bıraktığımız üç devrimi ele alacak olursak Türkiye bu devrimleri ıskaladı fakat potansiyeli ve yakaladığı ivme ile geç de olsa kendini 3.0’a adapte etti. Fakat günümüzde zaman çok daha hızlı akıyor. Son elli yılda hayatımıza giren yeniliklere baktığımız zaman tarihi perspektifte nasıl bir dönemin içerisinde olduğumuzu daha net görebilmekteyiz. Bu nedenle bu sefer değişime zamanında ayak uyduramaz isek işimiz hiç de kolay olmayacaktır.

-Evet, Türkiye dönüşümün elzem olduğunun farkına vardı. Birçok toplantıda bu konu ele alınıyor. Ancak Türk sanayisinin henüz Endüstri 2.0’da olduğu söyleniyor. Sizin düşünceniz nedir?

-Ben o kadar karamsar değilim. Evet, Türkiye gerçekleşen devrimleri zamanında yakalayıp adaptasyonunu gerçekleştiremedi veya doğru adımları atamadı fakat hızlı bir ivme ile batının kat ettiği yolu yakın geçmişte hızlı bir şekilde kat ederek arayı kapatıyor diyebilirim. En azından endüstri 4.0 konusunda Türk sanayisinin konuya geçmiş devrimlere nazaran çok daha erken davrandığını gözlemliyorum. Bu konuda bilincin geçmiş dönemlere göre çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim.

KARAMSARLIĞA GEREK YOK

-Yani karamsarlığa gerek yok diyebilir miyiz? Çünkü bazen insan arayı kapatamayacağı ya da sihirli değnekle tam olarak aniden 4.seviye çıkmak gerektiği gibi bir yanlışa düşebiliyor. Bizim anladığımız kadarıyla Endüstri 4.0’a tedrici olan o iyileştirmeler ile ulaşacağız.

-Evet. Karamsarlığa gerek yok. Öncelikli olarak gözlemlerimde endüstri içerisinde yer alan tüm bireylerin ve kurumların bu yeni devrimin dinamiklerini ve felsefesini kavramak için yoğun çaba sarf ettiğini gözlemlemekteyim. Düzenlenen seminerler ve paneller gibi aktivitelere ilgi yoğun. İnsanlar bu konuda sürekli bilinçlenmek ve donanımlarını arttırmak çabasındalar. Bu bakımdan en azından bu sefer anlayış olarak sürecin gerisinde kalmayacağımızı belirtebilirim.

Kurulacak olan yeni tesislerin bu vizyon çerçevesinde endüstri 4.0’a uyumlu projelendirileceğini ön görmek mümkün fakat mevcut tesislerde de yapılacak iyileştirmeler ile adım rekabet koşullarına kendimizi adapte edebiliyor olmalıyız. Bu noktada sınırlı kaynakların kullanımı ve yapılacak yatırımların endüstri 4.0 yaklaşımını özümsemiş uzman mühendisler tarafında projelendirilmesi önem arz ediyor.

-Kendisi de bir üretici olan Weidmüller, hem bu iyileştirmeler noktasında hem de dönüşümde müşterilerine somut çözümler sunup, rol model olma gibi bir misyon yüklendiğini okuyoruz. Yanılıyor muyuz?

-Haklısınız, hem endüstrinin hizmetine sunduğumuz ürünlerde, hem de bizzat bu ürünlerin üretimini yaptığımız fabrikalarımızda biz de endüstri  4.0 konsepti altında bir takım yeniliklere yer veriyoruz.

Müşteri ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapılan bir dönem yaşıyoruz. Artık arz edilen ürün değil, müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayıp uygun çözümleri üreten firmalar başarıya koştuğunu ve çok fazla oyuncunun olduğu rekabetçi pazarlarda Pazar paylarını büyütebildiklerini görüyoruz.

Bizler de bu trende uyum sağlamak için yazılımlarımızı ve üretim tesislerimizi şimdiden hazırlıyoruz. Son dönemde müşterilerimizin hizmetine sunmuş olduğumuz konfigürasyon programı “Weidmüller Configurator” bu anlamda vizyonumuzun öncü aksiyonları.

İleride konfigürasyon programlarını kullanarak dizayn edilen pano tasarımları, müşteriye özel üretilmiş ve pano rayına montajı yapılmış şekilde elde ediliyor olacak. Bu sistemlerin alt yapıları şimdiden oluşturuluyor.

VERİM ARTIŞI YATIRIMCIYI MUTLU EDİYOR

-Endüstri 4.0’da aslında sihirli kelime yatay ve dikey olarak iletişim. Let’s Connect sloganı ile Weidmüller’in  bu dönüşümü kendine misyon edindiği gibi bir sonuca ulaşabilir miyiz?

-Bu sloganın mesajı aslında firmamızın kendini endüstriyel elektriksel bağlantı çözümleri ve ekipmanları üretmekten öte, endüstrileri, tesisleri ve bu sektörlerde faaliyet gösteren insanları birbirine bağlayan bir organizasyon olduğuna yapılan bir atıf. Let’s Connect derken yalnızca ürünler ve çözümlerimiz noktasında değil, hizmetlerimizi ve çalışan, müşteri ilişkilerimizi kapsayan genel bir bağlantıyı kast etmektedir.

Tabi ki bu slogan endüstri  4.0 kavramının doğası ile de çok uyumlu. Özünde iletişim olan bir kavram. Eğer bu genellemeyi üründen tutun müşterilerimiz ile olan insani ilişkilerimize kadar genellemek mümkün ise endüstri  4.0 kavramı da bu söylemin içerisinde yerini alması tabi.

-Weidmüller’in, Endüstri 4.0’ın tasarımdan hayata geçmesi noktasında entellektüel olduğu kadar somut katkılar yaptığını anlıyoruz. Daha da somutlaşması açsından Weidmüller’in bu ekosistem içindeki yerini, somut ürün ve hizmetleri ile dönüşümde olmazsa olmaz dediği ürünleri hakkında biraz bilgi verir misiniz?

-Enerji verimliliklerinin analizi ve tesislerin bakım maliyetlerini düşürerek verimliliklerinin artışı verdiğimiz hizmetler arasında olmaz ise olmazlarımızdan.

Geniş kapsamlı bu hizmetlerimizi bir örnek ile özetleyecek olursak biliyorsunuz ki Dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Güneş ve rüzgar kaynakları olarak ele alacak olursak bu sistemlerin amortisman süreleri uzun olduğu için kurulan tesislerin de uzun yıllar aynı verimlilikte performans verecek şekilde dizayn edilmeliler. Geçmiş senelerde yapılan yatırımların geri kazanımları 20 ile 25 yıl mertebelerinde iken, teknolojilerin de gelişimi ile şimdilerde bu süreler 10-15 yıl mertebelerine indi. Sistemlerin yine de durmaksızın çalışması şart.

Rüzgar tarafından örneklememize devam edecek olursak Weidmüller yapmış olduğu yatırım ile  Bosch Rexroth firmasının rüzgar uygulamaları çözümlerini bünyesine katmış bulunmakta. Rüzgar santrallerinde mekanik hareket sebebi ile en çok servis ve duruş sürelerine sebep olan parçalar rotor kısmında yer alan vidalar oluyor. Weidmüller sunmuş olduğu komple çözümler ile sensör özelliğine sahip özel vidalar ile zaman içerisinde yaşanacak yiv kayıplarını uzaktan izleyerek bakım zamanı konusunda arıza kaynaklı bir duruş olmadan sisteme müdahale imkânı sağlıyor.

Bu sayede yatırımcımız verim artışı ile yatırımının geri dönüşünü çok daha kısa sürelerde verimli şekilde alıyor. Bu gibi benzeri örnekleri birçok sektör için genellemek mümkün.

-Özellikle ürünler, hizmet ve dönüşüm noktasında uyarılarınız varsa onları alabilir miyiz? Zira bu devrim, hız ve kalite demek. Yanlış çözüm, hatalı ürün ve konuyu kavramlaştıramayan partnerlere tahammül bu sefer imkânsız gibi.

-Yapılacak olan yatırımların ve iyileştirmelerin fizibilite çalışmaları ve akabinde projelendirilmesi endüstri 4.0 devriminin uzun vadeli vizyonunu iyi özümsemiş mühendisler tarafından gerçekleştirilmelidir. Yapacağımız yatırımlar günü kurtaran kısa vadeli süreçleri değil, firmaları pazarlarında uzun soluklu rekabetçi kılabilecek şekilde tasarlanmalıdır. Yanlış partner, yanlış proje ve yanlış ürün seçiminin bizi bu rekabet ortamında geride bırakacağını unutmamalıyız. 

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/turk-sanayasi-bu-kez-devrimi-kacirmadi/1218697